30.09.2013
4.50 / 34 oy

Albert Einstein'ın Hayatı

Albert Einstein (1879-1955) Kimdir?

Einstein, daha derin bilgi açlığı tatmin edilmediği takdirde fiziğin farklı alanlarının kısa çalışma hayatlarıyla yok olup gidebileceğini fark etmişti. Ancak Einstein, akıl karıştırıcı ya da gerekli olandan saptıran her türlü engeli bir tarafa bırakıp en derinlere inmesini sağlayacak doğru yolun izini sürebilmek gibi benzersiz bir kabiliyete sahipti. Einstein'ın basit fizik durumunu hatasız kavrama kabiliyeti, düşünce yapısını şekillendiren genel ilke hakkındaki sorulara ışık tutacaktır.

Einstein

Albert Einstein Biyografisi

Albert Einstein 14 Mart 1879'da Württemberg eyaletindeki huzurlu bir Alman kasabası olan Ulm'da doğdu. Hermann ve Pa-uline'nin (kızlık soyadı Koch) tek oğluydu. Ailenin her iki kolu da Schwaben'den geliyordu. Babası kendi halinde, nazik am# biraz etkisiz bir kişiydi. İlişkide baskın olan aıınesiydi. Einstein'ıffl onlarla birlikte yaşayan amcası elektrik mühendisiydi. Babası ve amcası dinamo gibi elektrikli cihazlar tasarlayan ve üreten bir işletmeye sahiptiler. Albert doğduktan kısa bir süre sonra aile Münih'e taşındı ve bir yıl sonra (Maja olarak bilinen) kız kardeşi Maria doğdu. Çiftin başka çocukları olmadı.

Geleceğin fizikçisi çocukluğunu Münih'in banliyölerinde geçirdi. Ailesi Yahudi olmasına rağmen Einstein, isim yapmış geleneksel Leopold Gymnasium'a gitmeden önce Katolik ilkokuluna gitti. Bilime olan ilgisi dört yaşındayken babasının ona verdiği küçük bir manyetik pusula, amcasından öğrendiği cebir ve daha çok o günlerin popüler bilim çalışmaları olmak üzere okuduğu kitaplarla başladı. On iki yaşındayken üzerinde çalıştığı Eukleides geometrisine ilişkin ders kitabı Einstein1! çok etkilemişti. Oğlu Hans Albert, Einstein'ın çocukluğuyla ilgili şunları söylüyor:

Çok uslu bir çocukmuş. 0 zamanlar da utangaç, yalnız ve içine kapanık-mış. Hatta öğretmenleri onun geç kavradığını düşünürmüş. Bana söylediğine göre, öğretmenleri babasına onun zihinsel olarak yavaş, çekingen ve budalaca hülyalara kapılmış olduğunu söylermiş. Einstein kendisini çok erken yaşlarda diğer insanlardan mümkün olduğunca az etkilenen, tamamen ayrı bir varlık olarak ortaya koymuştu. Okulda başkaldırmamış sadece otoriteyi yok saymıştı. Anne babası Yahudi olmasına rağmen büyük ölçüde dine karşı kayıtsızdılar. Einstein henüz öğrenci olduğu bir dönemde özellikle Yahudi kökenine vurgu yapmış ve daha sonra "kişisel ilişkilerimden özgürleşmemin ilk adımı" şeklinde ifade edeceği dini bir coşkunluk dönemi yaşamıştı. Sonunda on iki yaşında geleneksel din inancından koptu. Bir yandan da tamamen kişiler üstü belli belirsiz bir "kozmik din" inancını sürdürmüştü. Daha sonra kendisine bu konu hakkında soru sorulduğunda insanlarla ilgilenen bir Tanrı olmadığına ama tıpkı Spinoza gibi, evrenin bir yaratıcısının olabileceğine inandığını söylemişti.

Einstein çocukluk yıllarında söylenenleri doğru anladığından emin olmak için işittiklerini kendi kendine tekrar ediyordu, yani ekolalikti. Üç yaşına kadar konuşmamış, ancak yedi yaşından sonra akıcı bir şekilde konuşmaya başlamıştı. Daha sonra da kafa karıştırıcı bir okutmandı; genel ilkelerle görünüşte ilgisiz gibi duran özel örnekler veriyordu. Bazen tahtaya yazarken düşünceleri içinde kaybolabiliyordu. Birkaç dakika sonra sanki bir trans halinden çıkmış gibi başka bir şeyden bahsetmeye başlıyordu. Bu durumu şöyle açıklamıştı: "Düşünceler sözel halde oluşmazlar. Hemen hemen kelimelerle hiç düşiinmemişimdir. Önce düşünce oluşur, sonra bunu kelimelere dökerim." Eğitimin görselden ziyade sözele dayandığı okulda çok başarılı değildi; disleksik olduğu düşünülüyordu. Ayrıca yalnız olmayı seviyordu. "İnsanlarla pek birlikte olmuyorum," demişti. Einstein yetişkinliğinde, tanıştığı herkesi nezaketi ve bilgeliğiyle etkiliyordu. Biyografi yazarlarından biri şöyle demişti: "İnsanlarla ilişki kurmaya hiçbir zaman ihtiyaç hissetmedi. Kendi kendine yeten bir hale gelmek için gittikçe tüm duygusal bağlarını kopardı."

Aile işletmesi çok güçlü firmalarla rekabet etmek gibi aşırı iddialı girişimden sonra 1894'te başarısızlığa uğradığında, Einstein on beş yaşındaydı. Ailenin diğer fertleri Einstein'ı uzak akrabalarının yanına bırakarak Münih'ten Lombardiya'daki Pavia'ya taşındı. Eğitimine devam etmesi için Münih'te bırakılan Einstein kendisini terk edilmiş hissetti. Einstein, klasik eğitimine ağırlık veren otoriter Leopold Gymnasium'u gittikçe katlanılmaz buluyordu. Hastalandı ve kısa süre sonra, resmi olarak tıbbi gerekçelerle ama kısmen de askerlik yükümlülüğünden kurtulmak için okulu bıraktı ve ailesinin yanına Pavia'ya gitti. Yaptığı ilk iş Alman vatandaşlığından çıkmak oldu. Artık uyruksuzdu. Yılın önemli bir bölümünü İtalya'daki yaşamın zevkini çıkararak geçirdikten sonra eğitimine yeniden başladı. Ancak aile işletmesi yeniden kötü bir dönemden geçiyordu ve artık ailesinden yardım alması mümkün değildi. Cenova'daki teyzesi okulu ve üniversiteyi bitirinceye kadar Einstein'a yardım edecekti ama sonrasında kendi başının çaresine bakmak durumundaydı.

Albert Einstein'ın Buluşları Nelerdir?

Einstein'ın niyeti Zürich'teki Polytechnikum'a (ETH) girmekti ama bunun için öncesinde sınavdan geçmesi gerekiyordu. Bilimsel olmayan konulardaki başarısızlığından dolayı başarılı olamayan Einstein'a ilk önce okul eğitimini tamamlaması gerektiği söylendi.

Einstein hu nedenle bir yıl, İsviçre'deki Aarau kasabasında, Pesta-lozzi'nin etkisinde bir yönetim biçimine sahip liberal bir liseye gitti. Tembel olduğunu düşünen öğretmenleri onu pek umursamadı ama üniversite için gereken diplomayı aldı. Polytechnikum'a girdiğinde esas olarak matematikten çok kuramsal fizikle ilgilendi. Matematiğe karşı sıra dışı bir yeteneği yoktu; yavaştı ve hatalar yapıyordu. Matematik profesörleri Hurvvitz ve Minkowski olağanüstüydü. Einstein matematiğin fizik araştırmalarındaki yaratıcı öneminin daha tam farkında değildi. Daha sonra bu olağanüstü profesörlerden matematik öğrenememesini, matematiksel sezgisinin olmayışına bağlayacaktı. Derslere katılmayıp zamanının büyük bir kısmını Clerk Maxwell'inkiler başta olmak üzere klasik fizik eserlerini çalışarak geçiriyordu. Einstein eski fiziğin hem başarıları hem de başarısızlıklarından çok etkilenmişti ve daha sonra "devrimci" olarak adlandıracağı Maxwell'in elektromanyetizma kuramı ilgisini çekecekti. Ernst Mach'ın Die Mechanik in ihrer Entwicklung'unu (Mekaniğin Gelişimi) on dokuzuncu yüzyıl ustalarının çalışmalarını inceleyen Einstein'a yeni bir ivme kazandıracaktı.

Einstein mezun olduktan sonra İsviçre vatandaşı oldu. Bu durumda yeniden askerlik yapma zorunluluğuyla karşı karşıya kalmıştı ama tıbbi nedenlerle askere alınmadı. İki yıl öğretmenlik işlerine başvurdu ama düzenli bir iş bulamadı. Arada sırada bulduğu özel öğretmenlik ve yardımcı öğretmenlik işleriyle hayatını kazanmaya çalışırken birkaç bilimsel makale yayımladı. Sonra 1902'de Bern'de İsviçre patent bürosunda müfettişlik işi buldu. Einstein elektro-teknoloji alanındaki patent başvurularını denetlemekle geçirdiği bu yedi yılda yirminci yüzyıl fiziğinin büyük bir bölümünün temelini atacaktı. Sadece yarım gününü alan resmi işinin bilimsel çalışmalarından tamamen ayrı olmasından gayet memnundu çünkü böylece çalışmalarını bağımsız ve özgürce yürütebiliyordu. Daha sonra iş ve bilimsel çalışmalarını ayırmalarını başkalarına da önerecekti.

Einstein 1905'te Universitat Zürich'ten Eme neue Bestimmung der Moleküldimensionen (Molekül Boyutlarının Saptanmasında Yeni Yöntem) başlıklı, daha sonra Brown hareketi kuramının özünü oluşturacak bitirme teziyle doktorasını aldı. Einstein yaklaşık bir metre yetmiş santim boyunda; samimi, sıcak kahverengi gözleri, simsiyah saçları ve hafif gösterişçi bıyıklarıyla olağan yüz hatlarına sahip biriydi. Annesinin şiddetle karşı çıkmasına rağmen (babası bir önceki yıl ölmüştü) Polytechnikum'da fizik öğrencisi olan, akademik olarak hemen hemen kendi akranı ama kendisinden beş yaş büyük Sırp bir kadınla, Mileva Marid ile 1903'te evlendi. İki oğulları da, Hans Albert 1904'te, Eduard ise 1910'da isviçre'de doğdu. Çiftin ilk çocukları Lieserl, Mileva'nın ailesinin evinde doğmuş ve evlatlık olarak verilmişti; daha sonra izine rastlanmadı. Hans Albert, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'ye gitti ve University of California'da hidrolik mühendisliği profesörü oldu. Hans çeşitli nedenlerden dolayı babasına çok kızgındı. Eduard yetenekli bir çocuktu; gençliğinde "neredeyse korkutucu derecede" babasına benzediği söyleniyordu. Paranoid şizofreniden muzdaripti. Akıl hastanesine yatırılmasının ardından babası kendisiyle ilişkisini kesti.

Einstein karısının onun çalışmalarına yaptığı katkıyı hiçbir zaman alenen teslim etmedi; karısı da böyle bir talepte bulunmadı. Bununla beraber yirminci yüzyılın başlarındaki bazı mektuplarında "makalelerimiz" diyerek karısının rolüne atıfta bulunmuştu. Örneğin, bir mektubunda "İkimiz birlikte bağıl hareket üzerine çalışmamızı başarılı bir şekilde sona erdirdiğimizde çok mutlu ve gururlu olacağım," diye yazmıştı. Bu ifade ne anlama gelirse gelsin biyografi yazarları, Einstein'ın bilimsel çalışmalarına devam ederken karısının çocukları yetiştirmek için akademik kariyerine son verdiği konusunda hemfikirler.

Bütün biyografi yazarları Einstein'ın gayrişahsi duygularını yaşamanın ve ifade etmenin bir yolu olarak tutkuyla müziğe bağlandığı konusunda hemfikirler. Einstein tutkulu bir kemancıydı. Mozart, Bach ve Schubert en sevdiği bestecilerindendi. Dünyaca ünlü bir fizikçi olduğunda onun için müziğin fizik kadar önemli olduğunu söyleyecekti: "Benim için müzik insanlardan bağımsız olmanın yoludur." Başka bir zaman da müziğin hayatındaki en önemli şey olduğunu söyleyecekti. Born, Ehrenfest, Hadamard, Hurvvitz ya da Planck ile birlikte çalarken çekilen fotoğraflarında aşina olunandan farklı bir Einstein görülür.

Einstein bilimsel çalışmalarına yirminci yüzyılın ilk yıllarında başladı. On dokuzuncu yüzyılın son on yılında fiziksel kuramın yerleşik amacı (bütün doğal olguları mekanik olarak açıklayabilmek) ciddi bir sorgulamaya tabi tutuldu ve buna doğrudan meydan okundu. Mekanik açıklamalar; özellikle ısı kuramı, optiğin çeşitli yönleri ve elektromanyetizma kuramında başarılı olmuştu. Ama başarılı mekanik ısı kuramı bile ciddi hatalar ve çözülmemiş paradokslardan muaf değildi ve fizikçiler elektromanyetik kuramına gerçekten tatmin edici mekanik bir temel sağlayamıyorlardı. Şaşırtıcı deneysel keşifler yapılıyordu. Einstein'ın dikkatini çeken ve onu yeni fiziğin cesur ve özgün fikirlerini üretmeye yönelten sorunlar giderek büyüdü ve yeni fiziğin temellerine yerleşti.

Mucizevi bir yıl olan 1905'te Einstein bilimcilerin uzay, zaman ve madde hakkındaki değerlendirmelerini dönüştürecek, üç farklı konu üzerine üç mükemmel makale yayımladı. Bu makaleler Brown hareketinin doğası, elektromanyetik radyasyonun kuan-tum doğası ve özel görelilik kuramı hakkındaydı. Einstein ışığın kuantumu ya da başka bir deyişle foton üzerine olan ikinci makalenin çok önemli olduğunu düşünüyordu ve nitekim bu çalışmasıyla Nobel ödülü aldı. Ama popüler imgelemde görelilik kuramı daha fazla önem kazandı. Bu yeni bir fikir değildi. Poincare göreliliği zaten, ışık hızını mutlak sabit olarak kabul ettiği matematiksel bir bakış açısıyla ele almıştı. Zamanı dördüncü boyut olarak kabul etmenin uzun bir geçmişi vardı. Bu fikir on sekizinci yüzyılda d'Alembert tarafından ortaya atılmıştı. Minkowski uzayı olarak bilinen uzay-zaman devamlılığı, Göttingen'e geçtikten hemen sonra Minkowski tarafından geliştirilmişti. Minkowski Polytechni-kum'da analitik mekanik üzerine ders veriyordu. Einstein görelilik hakkında düşünen kesinlikle tek kişi değildi; Langevin de benzer doğrultuda düşünceler geliştirmişti ama göreliliğin devrimci çıkarımlarını anlayan ve sonuçlarını kestiren yalnızca Einstein oldu. Asıl önemlisi, konuyla ilgili özgün makalesi kaynak göstermiyor ve çok az matematik içeriyordu.

Planck, Einstein'ı çok güçlü bir şekilde etkilemişti ama bilimsel baba figürü Henrik Antoon Lorentz'ti. Lorentz öğrencilik yıllarından itibaren Clerk Maxwell'in takipçisiydi ve Hollanda'da elektromanyetizmayı anlayan çok az kişiden biriydi. Lorentz, Fresnel ve Hertz'in çalışmalarına da hayrandı. Matematiği sevmesine ve Universiteit Utrecht'e matematik profesörü olarak davet edilmesine rağmen fiziği tercih etti. Kısa bir süre sonra alma mater'i Leiden'de yeni bir kürsü oluşturuldu ve 1878'in başlarında, daha yirmi beş yaşına gelmeden kuramsal fizik profesörü olarak bu kürsüye atandı. Lorentz yirmi yedi yaşındayken Amsterdam'daki Koninklijke Nederlandse Akademie van Wetenschappen'e seçildi. Diğer birçok onursal payenin yanında 1902'de Nobel Fizik Ödülü'nü de alınıştı. Einstein, Lorentz yetmiş dört yaşında 1928'de öldüğünde cenaze töreninde Berlin Akademisi adına yaptığı konuşmada şöyle demişti: "Zamanımızın en büyük ve en asil kişisinin mezarı başındayız. Dehası, Clerk Maxwell'in öğretilerinden çağdaş fiziğin başarılarına giden yolu aydınlatan bir meşaleydi. Hayatı en küçük ayrıntısına kadar bir sanat eseri gibiydi. Hiçbir zaman kaybetmediği nazikliği, alicenaplığı ve adalet duygusu, insanları ve koşulları sezgisel anlayışıyla birleştiğinde onu girdiği her alanda lider yaptı. Herkes memnuniyetle onun peşinden gitti çünkü hiç kimseye hükmetmiyordu ve her zaman onların yanında olmaya hazırdı. Çalışmaları ve örnek oluşu gelecek nesiller için bir esin kaynağı olarak yaşayacak.">

Einstein'ın araştırmalarının tanınması birkaç yılı aldı. Bazı dersleri vermesi için davet edildiği Universitât Bern'de Privatdozetıt pozisyonu için başvurusunu desteklemek adına sunduğu görelilik üzerine yazısı kabul edilmedi. Akademik kariyeri üç yıl sonra Universitât Zürich'e doçent olarak atanmasıyla başladı. Bundan iki yıl sonra da Prag'daki Alman üniversitesine profesör olarak atandı ve ertesi yıl daha önce Polytechnikum olan Zürich'teki ETH'de profesör oldu. Einstein 1914 ilkbaharında, Berlin Akademisi'ne profesör olarak kendi seçtiği konularda olmamakla birlikte ders vermek ve Kaiser-Wilhelm-Institut für Physik'iıı ilk yöneticisi olmak üzere Berlin'e gitmeye ikna edildi. Berlin'e gitme konusunda pek emin değildi çünkü Prusya'daki hayat biçiminden hoşlanmıyordu ve kendisinden fizikle ilgili her zaman harika fikirler üretmesi bekleneceğini düşünüyordu. Bununla birlikte İsviçre'deki özgürlüğünü izlese de Almanya'nın başkentindeki atmosferi ufuk açıcı buldu. Nerst ve daha sonra Schrödinger ile von Laue'in meslektaşı olmalarından dolayı müteşekkirdi. Einstein, Birinci Dünya Savaşı'nda Alman entelektüellerinin Alman ülküsünü yaygın biçimde desteklemesine karşı çıktı. Uluslararası rasyonel bir bakış açısının kaybedilmemesi ve savaşın bir an önce bitirilmesi için elinden gelen her şeyi yaptı.

Einstein bilimsel çalışmalarında ilerleme sağlarken özel hayatı iyi gitmiyordu. Evliliği bir süredir sallantıdaydı. Kadınlar onu çekici buluyordu ve nitekim birkaç kadınla ilişkisi olmuştu. Karısı Mileva ve iki oğlu Einstein'la birlikte Berlin'e geldiler ama kısa bir süre sonra Zürich'e döndüler ve Mileva hayatının sonunda kadar burada kaldı. Savaş biter bitmez yasal olarak ayrıldılar, sonra da boşandılar. Daha öncesinde Einstein hastalanmış ve aylarca süren bakımını kuzeni ve çocukluk arkadaşı, iki çocuklu dul Elsa Lowenthal üstlenmişti. Einstein'ın Mileva'ya karşı şiddet uyguladığı ve Elsa ile zina yaptığı nedenleriyle boşanma gerçekleştiğinde Einstein ve Elsa evlendi. Elsa, Einstein'dan üç yaş büyüktü ve Mileva'nın hiç olmadığı kadar anaç ve koruyucuydu. Bilimle ise hiç alakası yoktu. Elsa'yı daha sonra tanıyan film aktörü Chaplin ondan, "Çok canlı, kıvrımları olmayan bir kadındı. Büyük bir adamın karısı olmaktan sahiden hoşlanıyordu ve bunu saklamaya çalışmıyordu. Çekici bir coşkuya sahipti," diye bahsetmişti. Einstein gittikçe ona karşı ilgisini kaybetti.

Bu arada Einstein, kütle çekim kuvvetlerinin uzay-zaman geometrisinden kaynaklandığı bir kuramı, matematikçi Riemann'ın bir sonuca ulaşamadan peşinden koşmuş olabileceği görelilik kuramını geliştiriyordu. Einstein, kuramın gerektirdiği matematik için, eski tarz İtalyan geometrici Tullio Levi-Civitâ'nın yardımına başvurdu. Kuram daha sonra Hermann Weyl tarafından daha modern bir anlayışla yeniden şekillendirildi. Yeni bir bilimsel kuramın deneysel sağlamasının yapılması gerekiyordu ve 1919'daki güneş tutulması sırasında güneşin yakınından geçen ışığın genel görelilik kuramınca öngörüldüğü şekilde sapması gözlemlendiğinde bu fırsat yakalanmıştı. Bilimciler arasında zaten adı duyulmuş olan Einstein bundan sonra kamuoyunda da bilinir hale geldi. Sahip olduğu iyi ve kötü yanlı şöhret hayatını değiştirdi. İlk defa Atlas Okyanusu'nun karşı kıyısına geçti; gösterilen ilgiden neredeyse utanmıştı. Leiden'de üç ay kaldı ve sonra, Çin, Japonya, İsrail ve İspanya turuna çıktı. 1921'de, foton üzerine yazdığı 1905 tarihli makalesiyle Nobel Fizik Ödülü'nü aldı. Ödül parasını boşanma anlaşması gereğince eski karısı Mileva'ya verdi.

Einstein için çok önemli olmayan Nobel ödülü her zamanki bereketiyle arkasından birçok onursal paye getirdi. Artık inandığı meselelerde prestijli ismini kullanabilirdi ki nitekim bunu çoğu zaman çocukça ama cesurca gerçekleştirdi. Yine de bilimsel şöhretinin getirdiği konumunu suiistimal etmemeye çalıştı. 1920'lerde hararetli bir şekilde destek verdiği iki dava pasifizim ve Siyonizm'di. Özellikle Kudüs'te HaUniversita Halvrit'in açılmasını destekledi. Ayrıca birkaç yıl, Milletler Cemiyeti Entelektüel İşbirliği Komitesi çalışmalarında yoğun bir şekilde yer aldı.

Einstein boş zamanlarında en çok Berlin'deki Havel nehrinin oluşturduğu göllerde küçük yelkenli bir tekneyle gezinmekten hoşlanıyordu. Tekneyi ustaca kullanıyor, suyun üstündeki süzülüşün ve zihni yatıştıran manzaranın keyfini çıkarıyordu. Hemen hemen her gün tekne gezisine çıkıyordu ama teknesini demirleyecek yeri yoktu. Belediye, en seçkin vatandaşına ellinci yaş günü yaklaşırken doğum günü hediyesi olarak göl kıyısında bir ev vermeyi planlamıştı. Böylece eşsiz bir sessizliğin ortasında ve suyun hemen yanında olacaktı. Ne yazık ki proje politikaya fazlasıyla bulaşınca Einstein bu hediyeyi kabul etmedi ve evi kendisi yaptı. Einstein burada bilimsel hayatındaki son hedefi üzerine düşünecekti: Şimdiye kadar ayrı olgular olarak kabul edilmiş kütle çekimi ile elektromanyetik alanı birleştirecek tek bir kuramın keşfedilmesi. Einstein, ona özgü bir inat ve dikkatle hayatının geri kalanını bu konu hakkında birçok fikir geliştirmekle geçirdi ama hiçbiri genel kabul görmedi.

Savaştan sonra Solvay konferanslarını düzenleyen komitenin politikası Almanları dahil etmemekti. Bu yasak Lorentz'in son olarak kürsü başkanı olduğu, 1927 yılında yapılan beşinci konferansta kaldırıldı. Einstein'ın savaş sonrası bilimsel çalışmalarının çoğu kuantum mekaniği üzerineydi ve bu şekilde aynı görüşte olmadığı Bohr'un fikirlerini önemli ölçüde eleştirme fırsatı buldu. Coşkulu bir tartışma yaşanmış, en sonunda katılımcılar pozitivist Kopenhag görüşünün hâkim olduğuna inanırken, Einstein ve takipçileri ise hu konuda ikna olmamışlardı. Bu konuyla ilgili tartışmalar yıllarca sürdü. Bugün de kuantum kuramıyla ilgili problemler devam ediyor olsa da pratikte oldukça iyi çalışıyor.

Einstein, Almanya'da gittikçe daha çok Yahudi karşıtı aşırı sağcıların hedefi olmaya başlamıştı. Yapılan konuşmalarla ve makalelerle alçakça saldırıya uğruyor, hayatı bile tehdit ediliyordu. Bütün bunlara rağmen başka yerlerdeki teklifleri geri çevirerek Berlin'de kaldı. Hollanda'ya düzenli bir şekilde gidip Lorentz'i görüyordu. 1931'de bir dönem Oxford, Christ Church'de kalıp, Rhodes Memorial okutmanı oldu ve sadece burada bulunması dışında hiçbir yükümlük almayacağı beş yıllık bir araştırına bursu teklifi aldı. Ama sonunda bu teklifi reddetse de 1933'te yeniden Oxford'a gelip Herbert Spencer okutmanı oldu. Bu arada üç yıl boyunca kış aylarında California Institute of Technology'yi ziyaret etti.

Almanya'da Naziler iktidara gelmiş ve Einstein'a karşı saldırılar artmıştı. Görelilik kuramıyla ilgili yazıları Berlin opera binası önünde yakıldı ve tüm mallarına el konuldu. Bayerische Akade-mie'den istifa ettiğinde "Bana göre Almanya'nın bilimsel kurumları, çok sayıda öğretim görevlisi, öğrenci ve akademik eğitimli profesyonel işlerinden ve hayatlarından olurken pasif ve sessiz kalmışlardır. Zorunluluktan da olsa bu şekilde tavır almış bir topluluğa ait olmak istemiyorum," diye yazmıştı. Zamanını Berlin Akademisi ve Princeton'daki Institute for Advanced Study arasında geçireceği şekilde bir ayarlama yapmak istiyordu. Ancak bunu gerçekleştirmesi artık mümkün değildi. Dolayısıyla Berlin Akademisinden istifa ederek Princeton'a gitti. Einstein'ın kadroya katılmasıyla, üniversite diğer önde gelen bilimciler için de çekim merkezi olmuştu. Neyse ki Einstein'ın bilimsel yazışmalarının çoğu kurtarıldı ve diplomatik yollarla Amerika'ya gönderildi. Berlin Akademisi'ne girdiğinde otomatik olarak Alman vatandaşlığına geçmişti. Naziler onu vatandaşlıktan çıkarmadan kendisi bundan feragat etti. Birçok Yahudi bilimci Almanya'yı terk ediyordu. Kimileriyse ülkede kalırken bu kişilerden bazıları başlarına gelenlerden dolayı Einstein'ı suçladı.

Princeton, Einstein'ın geri kalan yirmi iki yılını geçirdiği evi oldu. Princeton'ı şöyle tarif etmişti: "Dünyanın harika bir parçası ve aynı zamanda ufak ince bacaklı yarı tanrıların son derece eğlenceli törensel inziva yeri." Einstein'ın Heldenzeifı yirmi yıl sürdü ama iyi günleri Avrupa'dan ayrılmadan çok önce bitmişti. Yaşlanmıştı ve Princeton yılları daha öncesine göre çok daha verimsiz geçiyordu. Başarı şansının az olduğunu düşünmekle birlikte birleşik alan kuramı üzerinde çalışmaya devam etti ve yaygın olarak yürütülen fizik araştırmaktan uzak kaldı. Princeton'lılar Einstein'ın yalnız kafovıâ ârzusuna karşı saygılıydılar. Bir keresinde Pvinceton'daki tok arkadaşının hava nasıl olursa olsun her sabah s,aat 1 İ de kendisini arayan ve birlikte Fuld Hall'a kadar yürüyüş yaptığı matematiksel mantıkçı Kurt Gödel olduğunu söylemişti. Einstein içinde bulunduğu durumu, "İnsanlarla bir araya gelmememin nedeni işime engel olması ve geri kalan kısa ömrümü kı-saltmasıdır; çünkü ben sadece işim için yaşıyorum. Burada, genç-lliğimde ve Berlin'deyken olduğu gibi arayıp konuşacağım ve içimi boşaltacağım yakın bir arkadaşım yok. Belki de yaşlandığını için böyle hissediyorum. Genellikle Tanrı'nın beni burada unuttuğunu hissediyorum. Ayrıca yaşım ilerledikçe edepli davranış standartlarım yükseldiği için şöhreti başına vurmuş insanlarla bir araya gelemiyorum," diye açıklayacaktı.

Einstein daha önceki pasifist duruşunu 1930'larda, Hitler'in medeniyete karşı tehdidine ancak şiddetle karşı çıkılabileceğini düşünmeye başlayınca terk etti. Avrupa'ya bir daha hiç gitmedi. Amerika'dan Amerikan vatandaşı olma sürecinin bir parçası olarak sadece 1935'te bir kez ayrıldı. Amerika'daki nükleer reaktör ve atom bombası üretilmesiyle sonuçlanacak çalışmalara katılmadı. Bomba kullanıldıktan ve savaş sona erdikten sonra tüm enerjisini bir dünya hükümeti kurulması ve savaşın tamamen ortadan kaldırılması çalışmalarına verdi. Ayrıca entelektüellerin, ifade özgürlüğünü korumak için her şeyi göze almaları gerektiğini söyleyerek baskılara karşı da sesini yükseltti. Bununla birlikte dünyadaki sorunlara karşı ilgisi ve bu sorunların ortadan kalkması için elinden geleni yapma isteğine rağmen nihai olarak bilime sadıktı. Asistanına politik faaliyetlerle ilgili bir konuşma sırasında içini çekerek şöyle demişti: "Evet, zamanı politika ve denklemlerimiz arasında bölmemiz gerekiyor. Ama denklemlerimiz benim için daha önemli çünkü politika şimdiki zaman içindir ama bunun gibi bir denklem sonsuza kadar kalacaktır."

1936'da, ikinci karısı Elsa öldükten sonra Einstein'a kardeşi Maja, üvey kızı Margot, sekreteri ve evini idare eden Helen Dukas baktı. Maja 1939'da kardeşinin yanına taşındı ve 1 949'da felç geçirip yatalak olduktan sonra 1951 'de öldü. Einstein 1945'te Institute for Advanced Study'den emekli oldu. Kendisinden devamlı bir şeyler istemek için ya da sadece onu görmek için gelen insanlardan kaçmak üzere neredeyse keşiş hayatı yaşamaya başladı. Basın fotoğrafçılarının tacizine maruz kalıyordu. Başka hiçbir bilimci onun kadar tanınmıyordu. Genel olarak güçlü bir espri anlayışı olan ve sesli kahkahalar atan mutlu biriydi. Bir kez kızgınlığını ifade etmek için dilini çıkarmıştı ve bu fotoğrafı her yerde yayımlandı. Princeton'da sık sık sinemaya gidiyor, özellikle kovboy filmlerini seviyordu. Dolabında resmi toplantılarda giymek için birbirinin aynı yedi takım elbisesi olmakla birlikte normal zamanda tişört, deri ceket ve sandalet giymeyi tercih ediyordu. Araba kullanmayı öğrenmedi ama Carnegie Gölü'nde yelkenli teknesiyle gezintiye çıkıyordu. Onun dışında Mercer Street 112 numarada, diğer evlerden hiçbir farkı olmayan koloni mimarisi tarzındaki evinde huzurlu bir şekilde yaşıyordu.

Einstein uzun zamandan beri kansızlık, sindirim sistemi sorunları gibi yineleyen sağlık problemleri yaşıyordu; ayrıca kalp büyümesi de vardı. İsrail ve Mısır arasındaki gerilim üzerine bir konuşma metni hazırlarken hastalandı ve birkaç gün sonra 18 Nisan 1955'te yetmiş altı yaşındayken öldü. İlk tespitlere göre karın bölgesindeki aort anevrizması sonucu kanamadan ölmüştü. Son eylemi Bertrand Russell tarafından başlatılan nükleer silahların yok edilmesi ve savaşın bütünüyle ortadan kaldırılması talebini imzalamaktı. Beynini araştırma yapılması için bağışlarken bedeninin yakılmasını istedi. Tüm bu işlemler gizlice yapıldı. Bütün bilimsel ve diğer makalelerini Kudüs'teki Machon Weizmann LeMada'ya bıraktı. Ama bu durum tarihçilerin bu çalışmaları elde etmesinde ve bilimsel çalışmalarda kullanmak üzere izin almasında herhangi bir zorluk yaratmadı.

Einstein çok farklı yerlerde çalışmış ve yaşamış olmasına rağmen kendisini hiçbir ülkeyle özdeşleştirmedi. Birkaç çalışma ortağı olmasına rağmen herhangi bir araştırma okulu kurma girişiminde bulunmadı. Sözü kendisine bırakacak olursak: "Kendimi hiçbir zaman tam olarak bir ülkeye ya da devlete, arkadaş çevreme ve hatta kendi aileme bile bağlı hissetmedim. Bu bağlar belirsiz bir uzaklık hissini de beraberinde getirdi ve yıllar geçtikçe daha fazla kendi içime çekilme isteği oluşturdu. Böyle bir yalnızlık bazen çok acı veriyor ama diğer insanların anlayışından ve sempatisinden uzak olmaktan pişman değilim. Bu şekilde bazı şeylerden mahrum kalıyorsunuz elbette ama insanların önyargısından, geleneklerinden ve görüşlerinden bağımsız olmak bu durumu telafi ediyor ve aklımı bu derece oynak temellere oturtmak bana cazip gelmiyor."

 

Albert Einstein'ın Hayatı
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 7265 kez okundu

30.09.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • ruhan
    14.12.2019

    bence çok da haksız değiller, insanlar popüler kültürün her verdiği mesajı, ürünü, kültürü hiç sorgulamadan kabul edecek kadar araştırmaktan ve düşünmekten uzak oldukları sürece birileri de bu insanları manipüle etmek istemeye devam edecek. magazin programları tv'de bitti derken instagram ve youtube başladı. akıl fikir diyorum ben sadece

  • kaantuna
    14.12.2019

    bu adamın söylediği iddia edilen güzel ve anlamlı sözlerin yarısından çoğunu einstein söylememiş, hatta muhtemelen haberi bile olmamıştır. popüler insanların başlarına gelen bu oluyor işte, başka insanlar kendi fikirleri konusunda kalabalıkları ikna edebilmek için sevilen popüler insanların ağızlarından konuşuyorlar ki onun fikirleri olduğu düşünülsün ve insanlar da buna ikna olsunlar diye

  • kerem27
    14.02.2019

    einstein bugün hayatta olsaydı yaşanan bunca gelişmeyi bir insan olarak nasıl değerlendirirdi merak ediyorum, elbette gelişmelerden kastım savaşlar ve global çaptaki politik entrikalar

  • emrahguner
    03.02.2019

    abd'ye sığınmıştır ama nazi almanya'sından da kan dökmek suretiyle bir intikam almayı reddetmiştir, israil'in kuruluş döneminde yahudi hakları gibi yürüyüşlere katılmış ve yahudilerin bağımsız bir ülkeye sahip olması gerektiği fikrini savunmuştur, sormak lazım şimdi bu muydu istediğin diye

  • sudecan
    07.12.2018

    einstein pek apolitik denebilecek bir adam da değil ki? dönemin nazi almanya'sından kaçmayı başarmış ve abd'ye sığınmıştır, yahudiler için bir ülke kurulması için yapılan çalışmalarda ve israil'in kurulmasında bildiğim kadarıyla çaba sarf etmiş bir bilim adamıdır, ama atom bombasının tehlikelerinden dolayı da yapılması ve hazırlanması çalışmalarında hep mesafeli kalmayı tercih ederek savaş karşıtı duruşunu korumuştur

  • sanem
    28.11.2018

    apolitik olmak siyasetin yoğun olduğu zamanlarda kimilerine göre yanlış olsa da kendisini geliştirmeyi seven insanlar için olmazsa olmaz bir ihtiyaç, o kadar haberi takip etmeye çalışmak bile artık baş döndürüyor ve bütün zamanı alıp götürüyor

  • nibelunga
    28.11.2018

    o değil de einstein bugün yaşasaydı ve Türk olsaydı kesin bir siyasi parti tarafından kendi tarafına çekilmek istenirdi, bizde taraf olduktan sonra herkes tarafından sevilebilen kimse olmadığı için bu adamı da harcardık muhtemelen

  • uguloglu
    28.11.2018

    Einstein twitter kullanıyor olsaydı altına insanların yazacakları küfürleri düşündükçe gerçekleşmemiş alternatif evrenlerde neler kaçırdığımı merak ediyorum

  • Osman Ambarkütük
    28.11.2018

    magazin her zaman vardı, sadece o zamanlar bu kadar ulaşılabilir değildi. insanlar o zaman da çatlak profesör fikrine ilgi duyuyorlarmış belli ki, saçları havada çok zeki bir adam figürü sonuçta

  • ercan ongun
    15.06.2018

    Einstein'ın özel hayatı hakkında bu kadar çok bilgi sahibi olmamız aslında bir bilim insanının etik değerlerine aykırı bir durum, üniversite profesörleri bile daha verimli çalışabilmek için günün en anlamsız saatlerinde çalışmayı tercih ederken Einstein'ın bu kadar göz önünde olmaya çalışması da dönemsel bir pr çalışması olmasın sakın?

  • hale dilara
    27.10.2014

    Kocaman bir kitap vardır hayatı ile ilgili okunması gerekir.

  • pisicik
    06.11.2013

    Einstein'ı ünlü yapan olay aslında Einstein'ın ay tutulmasına ilişkin keskin öngörüsünün başarısının gazetelerde çıkması ile başlamıştır. Sonrası ise hayati54'ün de bahsettiği gibi medyanın ilgi çekecek haberler pompalamasıdır. Kuantum fiziğine ilişkin çeşitli teorileri ve olayı herkesin anlayabileceği ölçüde basite indirgeyerek aktarmaya çalışması da diğer sebepler olarak gösterilebilir...

  • hayati54
    05.11.2013

    olay aslında çoğunlukla Einstein'in dalgın ve sevimli mizacından kaynaklı, halkın sevdiği karakter olunca basın da adamı vitrine çıkartmış

  • afacan
    04.11.2013

    hmm izafiyet teorisi

  • gürcan35
    04.11.2013

    Einstein günümüzün en popüler bilimadamı olmasına karşın Einstein neyi bulmuş sorusunun genel olarak bilinir bir yanıtı olmaması sizce de enteresan değil mi?

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.