08.01.2015
5.00 / 1 oy

Arı Poleni ile Kanser Tedavisi

Kanser Tedavisinde Arı Poleni'nin Yeri

Hiçbir şey, tek başına kanserin ilacı değildir elbette, ancak, hastalık ne olursa olsun, vücudun önce sağlıklı bir kana gereksinimi vardır. Düşmanınız olan kanseri, yumruklarınız, tekmeleriniz, tabancanız değil, kanınızın içindeki askerleriniz, cephaneniz, düşmanınıza giden düzgün yollarınız olan kan dolaşımınızla yenip yok edecektir. İnsan vücudu bir ülke ise, kanser, içerden saldırmış, tehlikeli ve güçlü bir düşmandır. Takviye gelmez ise savunan tüm askerleri tüketip yok eder ve ülkeyi ele geçirip varlığına son verir. Vücudun askerleri, cephanesi, sağlıklı bir kan, yolu ise kan damarlarıdır.

arı poleni

Dünya arı polenini bizden çok daha önce keşfetti, özellikle de Hollywood yıldızları... Onların 'gençlik ve güzellik iksiri' olarak ünlendi uzunca bir dönem ve ülkemizde de tek tük haberler yapılmaya başlandı bu konuda. İşte 2 Mart 1969 tarihli Bayram gazetesinden bu konudaki ilk satırlar: "Çiçeklerin ortasında bulunan sarı çiçek tozlarının, bin bir derde deva bir besin olduğunu yakın zamana kadar kimse aklından geçirmiyordu..." İlk önceleri yalnızca 'zindelik veren doğal bir vitamin bombası' olarak rağbet gören arı poleninin, her geçen gün başka bir faydası keşfedilmeye başlandı bilim dünyasında. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirici ve kan yapımını artırıcı etkileri nedeniyle kanser hastalarının da vazgeçilmezi oldu tüm dünyada. Bağışıklık sisteminin kanserle mücadeledeki öneminden uzun uzun bahsettim önceki yazılarımda. Bu sistemde, kanser hücrelerini yok etmeye özelleşmiş hücreler var, bu hücreler, kan damarlarında alyuvarlarla birlikte dolaşıyor ve gerektiğinde de dokulara geçip mücadeleye başlıyorlar. Yani, sağlıklı bir bağışıklık sistemi, 'sağlıklı kan' ve 'sağlıklı kemik iliği' demek aslında.

Polenin, dünya tarihindeki geçmişi ise oldukça ilginç. Bir Rus Biyoloji profesörünün tespitine göre, polenin şifa ve besinsel değerini ilk keşfedenler yüzlerce yıl önce yaşamış denizci bir kavim olan Vikingler'di. Vikingler, yararlarını fark ettikleri poleni arıdan alıp, özel günlerde tükettikleri 'mabud yemeği' adlı özel yiyeceklerine karıştırıyorlardı ve bunun onlara gençlik ve güç sağladıklarını düşünüyorlardı. Sanırım bu düşüncelerinde pek de haksız değillerdi ki Vikingler'in büyük bir kısmı 100 yaşını aşıyorlardı. Bu doğa harikası 'İLAÇ-BESİN', Eski Mısır ve Çin uygarlıklarında ise hem ilaç hem de fiziksel yenileyici olarak kullanılmış. Modern tıbbın 'babası' kabul edilen Yunan hekimi Hippokrates'in de 2500 yıl önce arı polenini 'İYİLEŞTİRİCİ' sıfatıyla kullandığı biliniyor. Geleneksel Çin Tıbbının da en eski ve en sık kullanılan ilaçlarından arı poleni, kanserin de dahil olduğu geniş yelpazede bir hastalık grubunda hem doğal bir 'besin takviyesi' hem de 'herbal medicine' yani bitkisel ilaç olarak kullanılıyor. Bitkisel ilaç grubuna girmesi tezat gibi görünebilir, öyle ya hayvan kaynaklı bir ürün arı poleni... Ancak, Tanrının yarattığı en çalışkan hayvanlardan olan arının ürünü olsa da, polen şifasını, tek tek toplandığı yüzlerce bitkiden alıyor.

"Fransız tıp profesörü Dr. Robert Tocguet, beş ayrı dilde yirmi altı kitabı ve bir de ansiklopedisi bulunan bir bilim adamı. '100 yıl dinç yaşamak-Pour vivre cink fois vingt ans' isimli kitabında poleni şöyle tanımlıyor: 'Polen, harika besinlerin en üstünüdür!' Fransız naturopatik Dr. Raymond Dextreit ise, 'Le miel et pollen-Bal ve Polen' isimli kitabında yıllar önce polenden şöyle bahsediyor: "Birçok değişik laboratuvarda, özellikle de 'Rusya Vitamin Enstitüsünde' yapılan analizlere göre polen, vitamin ve ferment gibi canlı cevherlerden yana çok zengindir."

Gelelim polenin doğadaki yolculuğuna... Bal arısının yuvasıdır kovan, arılar burada toplu halde yaşarlar. Her arının farklı bir görevi vardır kovanda ve Tanrısal bir içgüdü ile mükemmel bir düzen içerisinde her arı ne yapacağını çok iyi bilir. Yumurtlama görevi kraliçe arının, kovanın tüm işleri ise üreme özelliği olmayan işçi arılarındır. İşçi arılar çiçeklere konarlar ve çiçekteki 'bal özü' nü hortumsu ağızlarıyla emerler. Çiçekteki polen tozlarını ise ön ayakları ile alıp, onu birtakım enzimlerle yoğurup arka ayaklarındaki polen sepetçiği denen çukurda toplarlar. İki polen sepetçiğini ve ön midesini dolduran arı kovana döner ve ön midesindeki balı genç işçilerin ağzına aktarır, ağızdan ağıza geçerken balın özü nektarındaki sıvının bir kısmı buharlaşır ve en sonunda da peteklere doldurulup üzeri bal mumu ile kapatılır, artık bal hazırdır. Poleni ise, kraliçe arıyı beslemek ve arı sütü yapımında kullanmak üzere bazı petek gözlerine toplarlar.

Polen, nasıl toplanır, daha doğrusu, bu muhteşem düzenekten, insanoğlu onu nasıl 'çalar'? Resimde de görüldüğü gibi arka ayaklarında küçük birer polen taneciği biriktirerek kovana dönen işçi arı, kovan dışına ve giriş deliği ağzına özel olarak yerleştirilen ve adına 'polen tuzağı' denen, ağzı dar, altı elekli kutu şeklindeki tahta kapanda sürünerek kovana geçerken, arka ayaklarındaki polen taneciklerini elekten alttaki kutuya düşürür ve kovana polensiz girer. Arıdan toplanan polen tazeyken nemlidir, çabuk bozulur, gölge ve havadar bir yerde kurutularak veya bu amaçla yapılmış özel fırınlarda 30 derecede kurutularak nemi alınır. Işık ve nem görmeyen özel kahverengi cam şişelerde saklanmalıdır. Polenden beklenen olumlu sonuçları alabilmek için, çok çeşit bitki ve çiçek içeren bitki örtüsüne sahi alanlara kurulmuş kovanlardan elde edilmiş polenler kullanılmalıdır. Şifa amaçlı kullanılacak polen, en az 2000 çeşit bitki barındıran bir bölgeden edilen polendir. Bunu anlamanın ilk yolu, polenin rengine bakmaktır, çoğunluğu sarı olmakla beraber gerçek polen, rengarenk parçalar içerir, rengarenk çiçekler gibi... Ancak polenin 'gerçekliği' ve 'içeriği' en iyi şekilde kaliteli analizlerle anlaşılır, ne yazık ki bebe bisküvisinden bile sahte polen üretildiği tespit edilmiştir, ben de bunu bizzat duyup şahit oldum önemli bir polen üreticisinden. Gerçek polenin, ağıza alındığında kendine özgü bir kokusu ve tadı vardır ve siz bu kokuyu ve tadı hafızanıza kaydettiyseniz, sahte poleni mutlaka ayırt edersiniz. Az şekerli, balımsı, balmumumsu bir tadı vardır gerçek polenin ve iyi kurutulmuş bir polen dişler arasında kolaylıkla ezilip dağılarak tükürüğe karışır.

Prof. Remy Chauvin, 10 bilim adamıyla birlikte Fransız Arıcılık Enstitüsü'nde yaptığı polen denemelerinin sonuçlarını 1959'da 'Produist Pharmaceutigue ve 1968'de 5 ciltlik Traite de Biologie de Vabeille de yayınladı. Bu çalışmaların sonuçlarına göre, polende zehirli hiçbir madde bulunmuyor, kan dolaşımını uyardığı için hem beden hem de beyin gücünü artırıyor. Hem beden hem de beyin gücünün azaldığı kronik yorgunluğa karşı birebir yani. O dönem, bu kitapta 'YAŞLI BEDENİ GENÇLEŞTİRİCİ ETKİLİ' diye bahsedilmiş bu mucizevi besinden ve yıllar sonra yapılan bilimsel araştırmalar polenin ANTLAGEING etkisinin de olduğunu gösterdi.

Arı poleni akıl almaz bir formüle sahip, o küçücük zerre, vitamin, mineral, amino asit ve canlı enzimlerle adeta 'donatılmış'. Bileşimi araştırıldığında % 21.2 sinin protein, % 48.5'inin karbonhidrat ve , % 9.9'unun yağ ilacına, mitomisin-C, bleomisin ve vinkristine maruz bırakılmışlar. Arı poleni uygulamasının, bu ilaçların hücrelerin kromozomlarına yaptığı hasarı azalttığı görülmüş. Bu bulgular, arı poleninin, kemoterapinin toksik etkilerini azaltmada da etkili ve zararsız bir besin takviyesi olduğunu göstermekte.

Tümör büyümesinde, tümörü besleyen damarların çok fazla önemi var, tümör dokusu büyüyebil-mek için ana kan dolaşımından 'kendi nasibini' almak ve kendini beslemek zorunda, bu yüzden de kendi kan damarlarını inşa ediyor, biz buna 'tümör anjiogenezi' diyoruz. Tümöral kitleler, şişlik oluşturmuş 'et parçasından' ibaret değil, içerisinde milyonlarca mekanizma, muhteşem düzenekler ve 'ilahi akıl' barındıran dinamik yapılar var aslında... İşte bazı kanser ilaçları tümörün kanlanmasına, damar üretmesine balta vurarak etki ederler bu yüzden. Arı poleninin de kanserler dokunun kan damarı oluşturmasını engelleyici bir etkisi olabileceği ortaya çıkarıldı 2009 yılında 'BMC Comlementary and Alternative Medicine-Tamamlayıcı Alternatif Tıp' adlı dergide yayınlanan bir Japon çalışmasında. Bir hücre çalışması bu, hücre tipi olarak ta insan göbek bağı toplardamar hücreleri kullanılmış ve arı poleninin, VEGF ile sağlanan yeni damar oluşumunu engellediği ortaya konulmuş. VEGF (Vasküler Endotelyal Growth Faktör-Damar Endoteli Büyüme Faktörü) yeni damar oluşumu sürecinin orkestra şefi olan madde. Bu çalışmada arı poleni yanında arı sütü ve propolisin bu sürece etkileri de araştırılmış ve damar oluşumunu engellemede arı poleni, arı sütünden ve propolisten daha başarılı bulunmuş.

2007 yılında 'Phytotheraphy Research-Fitoterapi Araştırmaları' isimli yayında yer verilen Çin kaynaklı çalışma ise çok daha çarpıcı; arı poleninin kanser hücrelerine karşı, dolaylı değil, doğrudan etkisinden bahsediliyor bu çalışmada. İçerik kısmında bahsetmiştim, arı poleninde 'steroid' adı verilen doğal kortizon türevi maddeler de var. İşte bu çalışmada, arı polenindeki steroid kısmı ayrıştırmışlar ve bu fraksiyonun hücre kültürlerinde, insan prostat kanseri hücreleri üzerindeki etkisini gözlemlemişler. Arı poleni, PC-3 kodlu bu kanser hücrelerinde güçlü sitotoksik yani öldürücü etki göstermiş. Çalışmada hangi yolla hücreleri öldürdüğü de incelenmiş ve varılan sonuç arı poleninin bu hücreleri 'programlanmış hücre ölümü' yani hücre intiharına zorladığı...

Arı poleni hakkında yapılmış en yeni çalışmalardan biri ile son vermek istiyorum bu bölüme. 2011 başlarında yayınlanan bu çalışma Yunanistan kaynaklı. Yunan poleninin kimyasal formülünü analiz etmişler bu çalışmada. İklimin ve bitki örtüsünün benzerliği nedeniyle Yunan poleninin içeriği ülkemiz polenlerine çok benzer. Analiz sonucunda Yunan poleninin flavonoid ve fenolik asitler açısından çok zengin olduğu ortaya çıkmış. Flavonoidler, bu kitabın birçok bölümünde adı geçen, bilinen en güçlü antioksidanlar. Fenolik asitlerin de hem kuvvetli antioksidan özelliği hem de birçok kansere karşı koruyuculukları olduğuna dair görüş birliği var bilim dünyasında. Bu çalışmada ayrıca arı poleninin mikrop öldürücü özelliğine de dikkat çekilmiş.

Arı poleni sanıldığı gibi alerjiye neden olmaz, aksine alerjilerde fayda sağladığına dair tıbbi yayınlar var, ancak, kişinin bala karşı bilinen bir alerjisi varsa, arı polenini de kullanmaması gerekiyor. Aç karna tüketilmesinde ve sıcak içeceklerle alınmamasında fayda var, en iyisi suyla yutmak. Çok fazla tüketmeye gerek yok, doktorunuz tarafından aksi belirtilmedikçe, 5 yaş üzeri çocuklarda günde bir çay kaşığı, erişkinde ise bir tatlı kaşığı arı poleni yeterli, vücudumuz çok tutumlu, doğa ise çok cömert...

Arı Poleni ile Kanser Tedavisi
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 18093 kez okundu

08.01.2015 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • levo35
    30.10.2018

    gerçek arı üretimi arı poleni ise iyileşmeye yardımcı ve hücre yenilenmesinde rol oynayıcıdır. fakat güvenilir yerlerden temin etmeniz gerekir. gerekirse yerinde gidin görün arı yetiştiricilerinden alın.

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.