26.09.2014
4.50 / 2 oy

Erdem Bayazıt'ın Yaşamı

Erdem Bayazıt Kimdir?

Erdem Bayazıt

Maraş'ın köklü ailelerinden "Bayazıt" sülalesine mensup Adil Erdem, 1939 yılının 18 Aralık günü dünyaya geldi. Babası tarikat ehli biri olan Ökkaş Tahsin Bey, annesi Dulkadirlilerden Hacı Şerife Hanım.

Erdem Bey, ailenin ilk erkek çocuğudur. Annesi de babasının ikinci eşidir. Ökkaş Tahsin Bey'in ilk hanımı Münire Hanım, ikinci kızını doğururken vefat etmiştir.

Erdem Bayazıt'ın hayata gözünü açtığı seneler ve sonrası zamanlar çalkantılı dönemlerdir. Çocukluğu İkinci Dünya Harbinin olduğu anlara rastlar. Savaş psikolojisi yani. Ancak o zamanı yaşayanların bilebileceği tecrübeler. Üstüne de CHP iktidarının baskıcı tavrını koyun. Hayat, güllük gülistanlık(!) Değil tabii ki. Halkın İslamı serbestçe yaşamasına müsaade edilmemektedir. Osmanlı tarihine sünger çekmenin moda olduğu, sövmenin neredeyse resmi yöneticilerce ağızlara sakız edildiği zamanlar. Bu ifadeleri bazı sohbet ortamlarında dile getirdiğim zaman, yok efendim cumhuriyet düşmanı oluyormuşuz. Sanki bunlar bu ülkede hiç olmamış gibi davranmamız bekleniyor bizden.

Okul kitaplarında geçen yukarıdaki ifadeyi hiç unutamadığını söylüyor Erdem Bey. Buradan Osmanlı tarihini inkar çıkmaz diyorsanız, eh ne diyelim...

Peki ya "On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan" marşını hiç sorgulamış mıdır? Elbette sorgulamıştır.

İlkokulu bitirip ortaokula başladığı zaman kitaplarla ilgisini iyice sıkı tutar. Hz. Ali kıssalarını peynir ekmek gibi yer, yutar. O zamanlar bu kitaplar, Maraş'ta Ulu Camii'nin üstündeki Şeyhadil caddesine çıkan yolun kaldırımında satılırmış. Arkadaşı ile ortak alır, değiş tokuş yaparlarmış. Okuduğu bu kitapların kendisinde büyük tesiri olmuştur. Erdem Bayazıt, orta ikiyi bitirir.

O yıl da babasının tayini Fazarcık'a çıkar. Oradan da Kayseri'ye. Pınarbaşı kazasına. Orada bir yıla yakın kaldıktan sonra tekrar Maraş'a dönerek ortaokulu burada bitirir.

Şiir dünyasının şekillenmesi, taş üstüne taş konması da çocukluk dönemine hastır. Arkadaşı Cahit Zarifoğlu ile tabiatın içinde büyüyen birer fidan olan Erdem Bayazıt, bu birlikteliğinin okulda da devam ettiğini söylüyor.

Ağızdan doldurulan ceviz saplı bir tüfeği varmış Erdem Bayazıt'ın. Sabahtan akşama kadar incir bekliyor. Malum, incirler olgunlaşınca kuşlar rahat vermiyor. Elindeki tüfekle akşama değin 15-20 tane "incir cücüğü" vururmuş. Kuşları temizler; şişe dizer ve kor ateşte pişirir, arkadaşlarıyla yermiş. Bu olayı hatırlayınca üzülürmüş Erdem Bayazıt.

Erdem Bayazıt'ın ilk şiiri, daha doğrusu yayımlanan ilk şiiri 4 Şubat 1958 tarihlidir. Demokrasiye Hizmet gazetesinin fikir-sanat sayfasında "Günbatıda Bir Kız Sevdim" adıyla çıkar.

Derslerinde çok da parlak olmayan Bayazıt, fen derslerinde ortalama; tarih ve felsefe gibi sosyal derslerde iyiydi. Okuduğunu anlama ve anlatma bakımından kalitesi, mensubu bulunduğu edebi ortamda takdire şayandı.

Erdem Bayazıt; Maraş lisesini bitirdikten sonra İstanbul'a gidiyor. Okumak için. Bir ara kaydını Ankara'ya aldırıyor. Hem çalışırım hem okurum anlayışıyla uzaklaşıyor İstanbul'dan. Tabii başka sebepler var olmasına da yazının dışına çıkmayalım.

Cahit Zarifoğlu, Rasim ve Alaaddin Özdenören kardeşler, Nuri Pakdil, Sezai Karakoç, Necip Fazıl, Diriliş, Büyük Doğu, Edebiyat ve Mavera dergileri... Bundan daha güzel bir ortam olabilir mi? İşte bunların arasında, ilhama dayalı şiirler yazan bir şair olarak yetişiyor Erdem Bayazıt.

1976 yılında Mavera dergisini çıkarıyorlar. Rasim ve Alaaddin Özdenören kardeşler, Erdem Bayazıt, Cahit Zarifoğlu... Diriliş, Büyük Doğu, Edebiyat gibi dergiler varken neden yeni bir dergi daha? Çünkü Diriliş Sezai Karakoç'la; Büyük Doğu Necip Fazıl'la; Edebiyat ise Nuri Pakdil ile özdeşleşmişti. Bu ekip, istiyordu ki çıkacak dergi, tek kişinin değil de bir cemaatin dergisi olsun. Bu niyetle "Maverayı çıkarıyorlar. Güçlük ve sıkıntılar yetmiyormuş gibi bir de eleştiriler olmasa. Neymiş, dergiyi Suud (Arap) sermayesiyle açmışlar.

Hatta Cumhuriyet gazetesinin edebiyat eleştirmeni Rauf Mutluay, "Bu Petro-dolarlar nereden geliyor?" diye aslını astarını bilmediği terbiyesizce sataşmalara vardırır işi. Halbuki Mavera ekibi karınlarını mercimek çorbasıyla doyurmaktadır. Dergi, 164 sayı yayımlandıktan sonra 1990 yılında kapanır.

Öyle zamanlar olmuş ki Müslüman, öz yurdunda İslam'ı kimliğini yaşamakta ne zor durumlara düşmüş. Ortalıkta dindar bir Müslüman görmekten nefret eden rejim, Müslümanları korku ve ümit arasında bırakmıştır. İstanbul'u fethederek İslam diyarı yapan Fatih'in ruhunu azapta bırakacak bu zihniyet, tavizsiz bir şekilde dinini yaşama azmi güden oruçlu gençleri yurtlarından sokağa atıyordu. Sokakta iftar hazırlayarak orucunu açan bu gençler, kışta açan çiçeklerdi.

Fakat zaman gelecek, bu ülkede Müslüman gençler, kendi güzel zamanları için sıkıntı çeken bu mazlumları hatırlayacaklardı. Unutmayacaklardı. Bütün bunları görmüş, yaşamış, hissetmiş Erdem Bayazıt'ı unutmak günümüz Müslüman gençliği için bir utançtır. Ahde vefasızlıktır. Sadece Erdem Bayazıt'ı mı? Rasim Özdenören'i, Alaaddin Özdenören'i, Cahit Zarfioğlu'nu, Nuri Pakdil'i, Sezai Karakoç'u, Necip Fazıl'ı... ve daha nicelerini tabii.

Erdem Bayazıt, gönlünün cidarını İslam coğrafyasının derdiyle kaplamış engin ruhlu bir şairdir. Afgansitan'ın Rus zulmüne meydan okuyuşunu bizzat giderek Afgan dağlarında müşahede etti. İçli bir adam, duygusal bir insan olan Bayazıt, kapitalist savaş sermayesinin mağduru çocukları görünce dayanamaz. Bir hatırasını nakledelim.

Kendilerine yardım eden Afgan çocuklara "Siz dünyanın en güzel çocuklarısınız." der. Aldığı cevap Erdem Bayazıt'ı ağlatmak için yeterli olacaktır. "Bizim en güzellerimiz şehit oldu."

Erdem Bayazıt, 30 Kasım 1987 seçimlerinde Meclise Maraş milletvekili olarak girmiştir. Maraş için bir şeyler yapabilmenin derdini dert edine şair milletvekili, sadece memleketi için değil havasını soluduğu ülkesi için de büyük bir değerdi. Erdem Bayazıt, 5 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir.

Erdem Bayazıt'ın Yaşamı
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 51590 kez okundu

26.09.2014 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • kartal20
    03.07.2019

    ben konuyu tamamen çözdüm, koca bir odayı korumak yerine cibinlik taktırmayı planlıyorum. Tepeden tavana asılı duran bir aparat yardımıyla tüm yatağın etrafını her türlü böceğe sineğe karşı koruma altına almanın en pratik yolu. Kazara içeri bir sinek girerse kaçacak yeri de yok, yakalaması kolay oluyor, telefon ışığı yeterli :)

  • çakabey
    16.11.2014

    erdem beyazıt kimmiş ya, ne çok şairimiz varmış

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.