26.09.2013
4.50 / 16 oy

Georg Ohm'un Hayatı

Georg Ohm (1789-1854) Kimdir?

İki yüzyıl önce elektriksel ölçüme yönelik bilimsel çalışma ve uygulama hemen hemen hiç yoktu. Birkaç istisna dışında nicelik ve şiddetle ilgili iyi tanımlanmamış anlatımlar elektriksel araştırmaların gelişimini engelledi. On dokuzuncu yüzyılın ilerleyen dönemlerine dek Galianismus'a ilgili olanlar kadar görüş farklılıkları ve belirsizlikler içeren başka hiçbir fizik dalı yoktu ve önemli ilkeler üzerine diğerlerinden farklı düşünmeyen çok az fizikçi vardı. Bu karmaşanın ortasında kaostan düzen yaratmaya muktedir bir keşif yapıldı. Bu keşif Georg Simon Ohm'un deneysel çalışmasının sonucunda gerçekleşti.

Georg Ohm Biyografisi

Bavyera'daki üniversite kenti Erlangen'de 16 Mart 1789'da doğan geleceğin fizikçisi, kilit ustası Johann Wolfgang Ohm ile usta bir terzinin kızı olan Maria Elisabeth'in (kızlık soyadı Beck) en büyük oğluydu. Protestan çiftin yedi çocuğundan sadece iki tanesi daha yetişkinlik yaşına eriştiler: Martin 1792'de, Elisabetha Barbara bundan iki yıl sonra doğdu. Anneleri 1799'da Georg henüz on yaşındayken öldü. Babaları ise 1822'ye kadar yaşadı. Babaları kendi kendini yetiştirmişti. Oğullarına matematik, fizik, kimya ve felsefe konularında sağlam bir eğitim vermesinin yanı sıra aynı zamanda mutlaka çilingirlik zanaatını da öğrenmeleri gerektiğini düşünüyordu. Bu bilgileri küçük kardeş Martin'in 1872'deki ölümünden sonra yayımlanmadan kalan otobiyografisindeki, çocukluk yıllarıyla ilgili açıklamalarına borçluyuz.

Bu otobiyografiye göre Georg ve Martin'in erken yaşlarında matematiğe olan yeteneğini keşfeden ve çocuklara bu konuda tavsiyelerde bulunup onları teşvik eden Universitât Erlangen matematik profesörü Karl Christian von Langsdroff'tu. Öğrencilerini üniversiteye hazırlayan gymnasium'da biraz tarih, coğrafya ve matematik dersleriyle desteklenen klasik eğitim veriliyordu. Georg Ohm 1800 ile 1805 yılları arasında bu okula, daha sonra da üniversiteye giderek matematik, fizik ve felsefe okudu. Fedakâr babasının dans, bilardo ve buz pateni gibi zevklere düşkünlüğünü onaylamamasından ve maddi zorluklardan dolayı üç dönem sonunda üniversiteden ayrıldı.

Dolayısıyla 1806'da on yedi yaşındaki Georg Ohm hayatını kazanmak için uzun bir mücadele dönemine girdi. İsviçre'nin Bern kantonundaki Gottstadt bei Nidau'da özel bir okulda matematik dersleri vermeye başladı. Boş zamanlarında Euler, Laplace ve Lacroix gibi kişilerin bilimsel çalışmalarını inceledi. Heidelberg'de üniversite eğitimine devam etmeyi umuyordu ama bu konuda Langsdorff'un tavsiyesine başvurduğunda kendi kendine çalışmasının daha iyi olacağına karar verdi. Okulda geçirdiği iki buçuk yılın ardından iki yıl da Neuchâtel'de özel öğretmenlik yaptı. Bu dönemde Pestalozzi'nin yakınlarda kurduğu enstitülerden biriyle girdiği ilişkinin, daha sonra göreceğimiz gibi onun okul eğitimiyle ilgili düşünceleri üzerinde önemli etkileri oldu.

Georg Ohm babasının isteği üzerine lisans diploması almak üzere 181 l'de Universitât Erlangen'e döndü. Hemen sonra üniversitede Privatdozent' olarak, üç dönem boyunca matematik dersi verdi. Çok iyi bir teknik ressam olduğundan, yetersiz gelirini takviye etmek için üniversite hastanesi ve kütüphanesi ve benzer işler için mimari planlar yapıyordu. Ne yazık ki üniversitede ilerlemesi pek mümkün görünmüyordu. Uygun bir pozisyon edinmesi uzun yıllar alacaktı. Çok geçmeden düşük kazancı onu okul öğretmenliği yapmak için Bavyera hükümetine başvurmaya mecbur bıraktı. Ancak itibarı düşük ve çok az öğrencisi olan Bamberg'deki Realschule'de matematik ve fizik öğretmeni olarak iş bulabildi. 1816'da kapatılana kadar bu okulda çok hoşnutsuz bir şekilde çalıştı. Ertesi yıl aynı yerdeki, oldukça kalabalık sınıf mevcutlarına sahip Oberprimarschule'ye yardımcı matematik öğretmeni olarak atandı. Bu arada temel düzeyde bir geometri ders kitabı yazdı ve babasına ithaf ettiği bu kitabı 1817 de yayımladı. Sonuç pek de iyi değildi.

Georg Ohm hep sade yaşadı. Almanların Martin Luther tipi dediği, orta boylu, tıkız, sağlam ve güçlü yapılı, inanılmaz enerjisi olan biriydi. Gözleri, büyük ve etkiliydi; ağzı espritüelliğini, hiciv ve iyi mizah duygusunu ortaya çıkartıyordu. Diksiyonu ve ifade tarzıyla sivriliyordu. Tok bir sesi vardı ve sesinin bu etkileyici özelliğini hayatının ileri dönemlerine kadar kaybetmedi. İyi ve özenli bir öğretmendi ama çalışma koşullan elverişsizdi. Örneğin, Bamber'de öğrenciler üzerinde yazabilecekleri masaları olmadan sıralara oturuyordu. Başlangıç düzeyindeki matematik bilgileri o kadar azdı ki fizik onlar için bütünüyle anlaşılmaz bir konuydu. Matematiğin eğitimdeki rolüyle ilgili ilerici düşünceleri vardı. Öğrencinin matematiği önüne konmuş hazır bir ürün olarak değil aklının özgür bir ürünü olarak öğrenmesi gerektiğine inanıyordu. İdeal olarak eğitimin, yüksek yaşamın saf bilgiye adandığı fikrinden hareketle eğitimin, hayatın tüm cilvelerine dayanabilecek şekilde özgüven ve özsaygı geliştirmesi gerekiyordu. Bu görüşler sadece kendi eğitiminde yaşadığı ilk dönemleri değil aynı zamanda İsviçre'deki yapayalnız yıllarını ve Bamberg'deki kişisel ve entelektüel anlamdaki yoksunluk dönemlerini yansıtıyordu.

Georg Ohm geometri ders kitabının yayımlandığı 1817'de, Köln'de yakın bir zamanda yeniden düzenlenen Cizvit okulunda matematik ve fizik Oberlebref i olarak görevlendirildi. Okulda bir kütüphane ve deneysel çalışmalar için yeterli donanım mevcuttu. Üstelik öğrenme ve öğretme konusunda hevesli, kafa dengi meslektaşları olduğunu gördü. Ohm bu durumdan cesaret alarak iyi donanımlı laboratuvarda yaptığı deneylerle öğretmenlik görevlerini birleştirebilmişti. Öğrencileri onu ilham verici buluyordu. İlk önce Lagrange, Legendre, Biot ve Poisson, sonra Fourier ve Fres-nel gibi Fransızların klasikleşmiş çalışmalarını okuyarak kendin, yetiştirdi. Orsted'in 1820'de elektromanyetizmayı keşfetmesi oıiy elektrik ve manyetizma konularında, özellikle de galvanik devrenin aydınlatılması konusunda deney yapmaya teşvik etti.

Bu arada Georg Ohm'un küçük kardeşi Martin de ilerleme kaydediyordu. O da öğretmen olarak bir müddet çalışmış ve bu arada İsviçreli bir hanımla evlenmişti. Birkaç kuramsal ders kitabı yazmış ve muhtemelen bunun sonucunda da 1821'de Universitat Berlin'de Privatdozent olmuştu. Bir yandan da itibarlı Friedrich Wilhelm Gymnasium'da öğretmenlik yapıyordu. Berlin'deki bilim akademisinin nüfuzlu üyeleri üzerinde bıraktığı etki sayesinde 1824'te üniversitede doçent olarak atandı. On beş yıl sonra da profesörlüğe yükselecekti. Kardeşi Georg ise tam tersine tüm vaktini alan öğretmenlikten dolayı hayatının bir çıkmaz içinde olduğunu, bu boğucu durumdan kurtulması gerektiğini düşünüyordu. Aksi halde hiçbir zaman evlenemeyeceğinden korkuyordu. Kendisini dünyaya kanıtlama ve çabalarını destekleyen daha teşvik edici bir çevrede bir konum elde etme konusunda kararlıydı. Araştırma yapmak için tam zamanlı çalışmak gerektiğine karar vererek yetkilileri, başarılı kardeşi Martin'in yanında, Berlin'de izinli olarak kalacağı bir yıl boyunca yarı maaş ödenek vermeye ikna etti. Neticede başyapıtı olarak kabul edilen bilimsel incelemesi Die galva-nisehe Kette, matbematiscb bearbeitet (Galvanik Devre) 1827'de yayımlandı. İnceleme yazısı direnç, akım ve potansiyel farkın birbiriyle ilişkisini tanımlıyordu. Diğer sonuçların yanı sıra Ohm'un adını taşıyan temel yasayı da içeriyordu.

Georg Ohm kuramlarını, Fourier'nin 1822 tarihli Theorie anal-ytique de chaleuf unu (Isının Analitik Kuramı) bilinçli bir şekilde taklit ederek şekillendirdi. Bu, onun daha önceki çalışmalarının tümevarımsal tonuyla bariz bir şekilde tezatlık göstermesine ve soyut çıkarsamalı bir tamlığa kayarak çalışmanın deneysel tarafına yapılan vurguyu azaltmasına neden olmuş olabilirdi. Nasıl olacağını tam olarak söylemese de elektrikle ısı arasındaki analojinin, rastlantısal değil, temelde yatan ilişkiyi açığa çıkaran bir şey olarak ciddiye alınmasını istedi. Ohm yasası diğer bilimciler tarafından da bağımsız olarak doğrulanırken kuramları, deneye ve gözleme dayandığı için saldırılara maruz kalıyordu. Çünkü o zamanlar romantik fikirleri rağbet gören Hegel'in çizgisinde felsefi spekülasyonlar daha fazla kabul ediliyordu. Maruz kaldığı bu eleştiriler Ohm'un moralini bozdu. Berlin'de kardeşiyle kalmak için Köln'deki görevinden istifa etti.

Altı yıl düzenli bir işi olmadı. Daha sonra askeri akademiye dönüşecek kurumda askeri lise öğrencilerine öğretmenlik yaparak çok az para kazandı. Amacı üniversitede bir görev edinmekti ama Prusya'daki yüksek eğitimin kapıları ona kapalıydı. Kuramları etkili çevrelerce reddediliyordu; anlaşılıp anlaşılmadıkları bile şüpheliydi. Dahası beraber yaşadığı kardeşi Martin tehlikeli bir devrimci olarak ün salmıştı. Bundan dolayı Georg, Universitat München'de bir konum elde etme ümidiyle Bavyera'ya dönmeye karar verdi. Bu isteğini yerine getiremedi. Onun yerine on beş yıl boyunca çalışacağı Nürnberg'deki politeknik enstitüsünde fizik profesörlüğüne getirildi. Ne yazık ki elde ettiği profesör unvanının dışında pozisyonunun Köln'dekinden hiçbir farkı yoktu.

Die galvanisehe Kette'nin yayımlanmasından sonra Georg Ohm ilgisini elektrik araştırmalarından moleküler fiziğe yönlendirdi. Amacı, analitik mekaniğin yardımıyla form, büyüklük ve atomların çalışma biçimini araştırmaktı ama bu kadar iddialı bir projeyi yürütecek zamanı olmadı. Bununla birlikte başka alanlardaki bilimsel araştırmalarına devam etti. Özellikle 1843'te Helm-holtz'dan önce insan kulağının herhangi bir periyodik sesi bileşen tonlarına kendiliğinden analiz etmesi sonucu sadece sinüs dalgalarını katışıksız ton olarak algıladığını keşfetti. Die galvanische Kette ilk baskısından on dört yıl sonra, 1841 'de İngilizceye çevrildi. 1847'de İtalyancaya, daha önce bazı bölümlerinin parçalar halin-de çevrildiği Fransızcaya da 1860'ta kazandırıldı.

Bununla birlikte öğretmenlik görevinin yanında Ohm'a giderek daha fazla sorumluluklar veriliyordu. Bu durumda moleküler fizik araştırmalarını sonlandırmak zorunda kaldı. Birkaç yıl boyunca politeknik enstitüsünün rektörlüğünün yanı sıra Bavyera eyaleti bilimsel eğitim müfettişliği görevini sürdürdü. Universitat Münc-hen'de üst düzey bir görev edinme arzusunu 1849'a kadar ger-çekleştiremedi. O yıl doçent, üç yıl sonra da profesör oldu. Meclis üyesi, Bayerische Akademie der Wissenschaften'in matematik-fizjk koleksiyonunun küratörü oldu. Son önemli araştırması, 1852-53 döneminde gerçekleştirdiği tek eksenli kristallerde girişim olgusunun incelenmeydi. Ancak artık altmış yaşını aşmış ve kör olmak üzereydi ama Bavyera'da üniversite profesörlerine emekli maaşı bağlanmadığı için emekli olamıyordu. Son dersini verdiğinin ertesi günü, 6 Temmuz 1854'te geçirdiği felç sonucu Münih'te yaşamını yitirdi. Sudliche Friedhof mezarlığına defnedildi.

Georg Ohm bilimsel çalışmalarının, anavatanında hak ettiği y-kilde değerlendirilmesi için çok uzun süre beklemek zorunda kalmıştı. Diğer ülkelerdeyse bir müddet daha bu çalışmalardan kim senin haberi olmayacaktı. Bununla birlikte çalışmaları, 1830'ların başından itibaren en azından elektrik üzerine çalışan genç Alman fizikçiler tarafından kullanılmaya başlanmıştı. Britanyalı ve Fransız fizikçiler Ohm'un çalışmalarının doğuracağı kapsamlı sonuçların önemini 1830'ların sonuna dek kavrayamamış gibi görünmektedirler. Ancak Royal Society of London Ohm'u, özellikle metallerin iletkenliği ve galvanometreler ile ilgili araştırmasına dayanarak itibarlı Copley madalyasıyla onurlandırınca durum değişmeye başladı. Britanyalı araştırmacılar, Ohm'un çalışmalarından daha önce haberdar olmaları durumunda bunlardan çok yararlanabileceklerini belirttiler. Özellikle bir sonraki yaşam öykümüzün kahramanı Faraday, 1830'da Georg'u kastederek şöyle yazmıştı: "Almanca bilmediğim için çok pişmanım, itiraf ediyorum. Deneysel elektrikle ilgili bu dilde yayımlanmış birçok değerli çalışmaya erişemiyorum ve adaletli bir şekilde değerlendiremiyorum." On yıl sonra hile Manchester'lı fizikçi James Joule, Royal Society'ye teslim ettiği kısa makalesinde bugün Ohm yasası olarak bildiğimiz yasayı sanki yeni bir keşif gibi sunmuştu.

Copley madalyalı, Royal Society'nin yabancı üyesi, Berlin ve Torino akademilerinin muhabir üyesi, Bayerische Akademie'nin asıl üyesi ve St Michael nişanıyla şövalye ilan edilmiş Ohm kesinlikle onur nişanlarından yoksun biri değildi. Zaman zaman çok yoksul dönemler geçirmesine rağmen hiç umutsuzluğa düşmediği söylenir. Ohm'un kariyerinin önemli bir döneminde Almanya'daki düzen, Napoleon savaşları nedeniyle altüst olmuştu. Ohm savaşa katılmamış olsa da yalnızca askerler değil, siviller için de berbat koşullar söz konusuydu. Daha iyi fırsatlara sahip olması durumunda bilime çok daha fazla katkısı olacağından kuşku duymak mümkün değildir. Kariyerinin büyük bir kısmını geçirdiği Nürn-berg'deki politeknik enstitüsü günümüzde onun adını taşımaktadır. Binanın girişinde duran ve Wilhelm von Rümann tarafından yapılan Georg Ohm büstü 1895'te açıldı.

 

Georg Ohm'un Hayatı
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 7127 kez okundu

26.09.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • alperen
    23.10.2019

    Türkiye'de doğsa ve 200 yıl geç doğsa yetenek sizsinize katılmaya çalışırken destek alamadığı projelerinden dolayı instagram'da pr yapmaya çalışan ve sonunda beyin göçü ile yurt dışına göçüp bir de vatan haini ilan edilen birisi de olabilirdi. belki de hiç bu işlere bulaşmaz youtuber olurdu, slime'a elektrik verip millete eşek şakası yaparak meşhur olmaya çalışırdı

  • porselen
    10.10.2014

    100 yıl geç doğsa einstein'dan daha popüler olabilirdi

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.