20.10.2013
4.29 / 7 oy

J. Willard Gibbs'in Hayatı

J. Willard Gibbs (1839-1903) Kimdir?

On dokuzuncu yüzyıl Amerika'sında bilime ilgi gittikçe artıyordu. Ancak göze çarpan yalnızca birkaç bilimci vardı. Zamanının önde gelen Amerikalı bilimcisi Willard Gibbs, ülkesinde halk arasında çok tanınmıyordu. Ailesinde bilim alanında olmasa da eski ve seçkin akademisyenler bulunuyordu. İçlerinden birisinin betimlediği gibi aile "Belki sadece birkaç tanesi için istisnai seçkin terimini kullanabiliriz, ancak nesillerdir kamusal sorumlulukları olan istisnasız tüm erkekler zekâları, eğitimleri ve dürüstlükleriyle tanınıyordu. Çok sınırlı kaynaklardan edinilen bilgilere göre eşleri ise genellikle entelektüel nitelikleri olan kadınlardı," şeklinde anlatılabilirdi.

Willard Gibbs

J. Willard Gibbs Biyografisi

Bu yaşam öyküsünün kahramanı Connecticut, New Haven'da 11 Şubat 1839'da doğdu. Yaşlı Josiah Willard Gibbs ile Mary Anna'nın (kızlık soyadı Van Cleve) dördüncü çocuğu ve tek oğluydu. Üç ablasından, Anna, Eliza ve Julia'dan sadece birinci ve üçüncü kardeş yaşarken, dördüncü kız kardeş Emily yirmi üç yaşındayken öldü. 1790 yılında doğan, daha önce ailesi tarafından Harvard'a gönderilen babaları, New Haven kasabasının adını duyurmasını sağlayan eski bir üniversiteden, Yale University'den mezun olmuştu. Josiah Willard Gibbs her alanda başarılıydı. Matematikte çok iyi olmasına rağmen, filoloji öğrettiği alma mater'inde kutsal yazın profesörü oldu. Anneleri sıra dışı karakteri ve becerileri olan bir kadındı. Ornitolojiyle yakından ilgileniyordu.

Willard Gibbs eğitimine evde başladı. Sonra New I iaven'da, geleneksel klasik eğitimi alacağı özel bir okula gitti. 1N54 ile 1858 yılları arasında Yale'den mezun olan Willard Gibbs matematik ve Latince konusunda çok başarılı oldu. Her iki konu üzerine ödüller aldı ve burs kazandı. Mezun olduktan sonra Yale'deki ileri düzey mühendislik programına girerek 1863'te On the Form of the Teeth of Wheels in Spur Gearing (Düz Dişlilerde Dişli Çark Düzeni Üzerine) başlıklı teziyle ABD'de mühendislik alanında ilk doktora derecesini kazandı. Tezinde konunun düzlem geometrisinde bir alıştırmaya indirgendiğini açıklıyordu. Annesi muhtemelen veremden 1855'te, babası da 1861'de öldü. Willard Gibbs'in astigmatizm problemi vardı ve onun da verem olduğundan şüpheleniliyordu. Muhtemelen bu nedenlerden dolayı mezun olduktan hemen sonra başlayan Amerikan İç Savaşı'nda gönüllü olarak orduya katılmadı. Onun yerine alma mater'inde üç yıl süreyle özel öğretim üyeliğine getirildi. Bu görevi gereği Yale'de ilk iki yıl için saptanmış konular hakkında ders vermesi isteniyordu. Gibbs esas olarak Latince metinler üzerine ders verirken bir yandan da uygulamalı bilimler üzerine çalışmaya devam etti. Gibbs, Amerikan trenlerinde frencilere gerek duyulmayacak bir mekanizmanın, "Geliştirilmiş Vagon Freni"nin patentini aldı.

Birbirine sıkı sıkıya bağlı aileden artık yalnızca Willard ve iki ablası, Anna ve Julia, hayattaydı. Üçü 1866'da gemiyle Avrupa yolculuğuna çıktı. İlk önce Paris'e gittiler. Şehir hayatının keyfini çıkarırlarken, Willard Gibbs Sorbonne ve College de France'da esas olarak matematik ve bununla birlikte fizik derslerine katıldı. Büyük Fransız bilimcilerin klasik incelemeleri üzerinde çalıştı. Willard Gibbs sağlık problemleri yaşamaya başlayınca doktor tavsiyesi üzerine kışın kalan kısmını Akdeniz kıyılarında geçirdiler. Gibbs böylece veremi atlattı. Sonra yolculuklarına hiç acele etmeden devam ederek iki eğitim dönemi geçirecekleri Berlin'e gittiler. Gibbs'in Yale'deki sınıf arkadaşlarından biriyle bir süreden beri nişanlı olan küçük kız kardeşi Julia, Berlin'de evlenip kocasıyla New Haven'a döndü. Ablası Anna ise Gibbs'le beraber Berlin'de kaldı. Willard üniversitede matematik ve fizik derslerine girdi, Alman bilimsel yazınını inceledi. Babası Almanca üzerine çalışan bir üniversite hocası olan ve Gibbs'in Almanya'da geçirdiği zamanı iyi değerlendirecek kadar Almancası olduğu düşünülebilir. Üstelik Gibbs, iki öğretim dönemi geçirdiği Fleidelberg'de ünlü Rus kadın matematikçi Sonya Kovalevskaya ile karşılaşmış olmalıdır. Fizik konusundaysa Helmholtz'u ve iki seçkin meslektaşı Bunsen İle Kirchhoff'u dinleme fırsatı bulmuş olmalıydı. Ayrıntılı bilgilere sahip olmasak da doktora sonrası Fransa ve Almanya'da geçirdiği üç yılın yaratıcı bir bilimci olarak gelişiminde önemli olduğu söylenebilir. Seyahat programlarına Britanya dahil değildi. 1869'da Amerika'ya döndüğünde, matematik ve fizik konularında yapılan güncel araştırmalara ilişkin, bu dönem içinde ABD'nin herhangi bir yerinde elde edebileceğinden daha derin bir anlayışa ve kapsamlı bir bakışa sahipti.

Tam bu sıralarda Yale'de çeyrek yüzyıldır ilk defa yeni bir başkan göreve gelecekti ve bazı kıdemli profesörler üniversitenin değişen zamana ayak uyduracak yeni dersleri bünyesine dahil etmesini istiyordu. Mevcut sistem politika, hukuk, kilise ve ticaret alanlarında yönetici pozisyonlarını üstlenecek aktif ve dışa dönük kişileri eğitmek üzere tasarlanmıştı. Din ve hukuk başta gelen konulardı. Willard Gibbs üniversitenin özgün ruhunu soru sormaksızın kabul etmişti. Kız kardeşi ve Yale'de kütüphaneci olan kayınbiraderiyle birlikte, büyüdüğü eve yerleştiler. Ölen annesinin yerini Julia almıştı. 1871 'de, Yale yönetimi Gibbs'i lisansüstü eğitim programında matematiksel fizik profesörü olarak atadı. Gibbs bu makama

ilk oturan kişiydi ve hayatı boyunca da bu görevi sürdürdü. Yale'deki profesör maaşları geçinmek için kesinlikle yeterli değildi ama hiç maaş almayan Willard Gibbs'in durumu daha da olağanüstüydü. Neyse ki Willard'in özel geliri vardı. 1873'te Maine'deki Bowdoin College, Gibbs'i kadrosuna karmak istedi. Huna karşılık Yale yönetimi, hiç maaş almayan Gibbs'e düşiik miktarda bir aylık bağlayacağını söylemekle yetindi. Willard butıa rağmen New Haven'den ayrılmadı. Maddi konular onun için pek can yakıcı olmuyordu. 1884'te yeni ve çığır açıcı Johns Hopkins University de Willard'in aklını çelmeye çalıştı. Johns Hopkins, araştırmayı amaçlarından biri olarak ortaya koyan ilk Amerikan üniversitesiydi. Willard Gibbs, Baltimore'a gitmeyi kabul ettiği takdirde ABD'de ilk matematiksel fizik araştırma okulunu kurma fırsatını yakalayacaktı. Buna rağmen Yale'de kalmayı seçti.

Willard Gibbs profesör olarak atandığında matematiksel fizik konusunda hiç yayın yapmamıştı. Aslına bakılırsa tek gerçek araştırması fizikle değil mühendislikle ilgiliydi. Bununla birlikte 1873'te, termodinamiğin matematiksel kuramına katkı yaptığı çalışmasını Transactions of the Connecticut Academy of Arts and Sciences adlı dergide yayımladı. Fiziksel kimya konusunu tamamıyla değişime uğratmak üzere iki bölümlük, "Heterojen Maddelerin Dengesi Üzerine" başlıklı inceleme yazısını 1875 ile 1878 yılları arasında aynı dergide yayımlandı. Aynı zamanda Grassmann'ın Ausdehtmngslehre\\ (Genişleme Kuramı) ve Hamilton'ın dördeyler kuramına hayranlık duymaya başlamıştı. Gibbs hakkında bir meslektaşının zarif izlenimleri şöyleydi: "Orijinal yönteme Gibbs'in bir katkısı olmamakla birlikte dördeyler sisteminin geçerli olabilmesi için ne gibi değişiklik ve düzeltmelerin yapılması gerektiğine dair gösterdiği hassasiyet için kendisinden övgüyle bahsedilmesi gerekir."

Gibbs yetişkin yıllarında dikkat çekici bir görünüme sahipti:

Gibbs, orta boyun biraz üzerinde, endamlı ve gösterişliydi. Hızla ve maksatlı uzun adımlarla yürürdü. Her zaman özenle giyinir ve genellikle sokakta yumuşak fötr şapka takardı. Kimi zaman dâhiliğin ayrılmaz bir parçası olduğu düşünülen tuhaf ve takıntılı davranışlarda bulunmazdı. Saç ve sakalları ağarmış, teni kırmızıya çalan açık pembe renkteydi. Gözleri maviydi ve zaman zaman inanılmaz derecede parıldıyordu. Alnı açık, burnu biçimliydi; çok sıcak ve içten gülüyordu. Vakur ve düşünceli bir duruşu vardır ama bir de bir arkadaşını gördüğünde ya da tartışma sırasında espri yaptığında nasıl hafiflediğini ve canlandığını görmek gerekir. Konuşma sırasında her türlü düşünceyi ifade eden çok hareketli bir yüz ifadesi vardı. Tavırları, doğuştan gelen samimiyetini ve sadeliğini açıkça ortaya koyan, abartıya kaçmayan bir içtenlikteydi.

Utangaç bir mizaca sahip Gibbs'in iyi bir öğretmen olmadığı düşünülüyordu. Ders verme biçimi, Almanya'da katıldığı derslerden çok etkilendiği açıkça görülecek biçimde, pratik problemlerin çözümüne ilişkin yetenekleri geliştirmeye dayanan daha pragmatik Britanya tarzına karşı, soyut prensiplerin mantıksal açıklamalarına dayanıyordu. Anlattıklarını çok az öğrenci anlıyordu. Özellikle Britanya'daki bilimcilerle mektuplaşsa da çalışma arkadaşlarının ve araştırma öğrencilerinin desteği olmadan neredeyse tamamen yalnız çalışıyordu. Bilindiği kadarıyla hiçbir zaman deneysel çalışına yapmamıştı. Bilimsel başarıları hakkında olağanüstü mütevazı davranır ve az konuşurdu. Bundan dolayı adını hemen hemen tamamıyla yayımları aracılığıyla duyurmuştu. Gibbs'in önemi, matematiği kapsamlı bir şekilde kimya disiplinine uygulamasından geliyordu ve bu konuda rakipsizdi. Çalışmalarının bir bölümü kasıt olmaksızın Avrupa'da taklit edilmesine rağmen, bilimin bir kolu (»lan ve etraflıca kavradığı kimyasal termodinamiğin kurucusunun (jibbs olduğu söylenebilir. Gibbs'in istatiksel mekanikteki daha genel ve Boltzmann'ınkinden daha kolay uygulanabilen yöntemleri bU alana hâkim olmuştu.

Gibbs sonraki yıllarda çok sayıda onursal paye aldı. Ama çalışmalarının en fazla takdir edildiği yer Britanya'ydı. 1885'te British Association'ın muhabir üyesi, 1891'de Cambridge Philosophical Society ve Royal İnstitution'ın onursal üyesi ve ertesi yıl da London Mathematical Society'nin onursal üyesi olarak seçildi. Gibbs'e, yabancı üye olduğu Royal Society tarafından Copley ve Rumford madalyaları verildi. British Association'da konuşma yapması için iki kez davet edilmesine ve aldığı tüm onursal ödüllere rağmen Britanya'ya hiç ayak basmadı. Kıta Avrupa'sında önde gelen bilimsel akademilerin muhabir üyesi olmasına ve birkaç Avrupa üniversitesinden onursal derece almasına rağmen Avrupa'ya bir daha hiç dönmedi. Memleketinde aldığı diğer onurların arasında, toplantılarına nadiren katıldığı National Academy of Sciences'a kırk yaş gibi genç bir yaşta seçildi. American Academy of Arts and Sciences tarafından Rumford madalyasıyla ödüllendirildi. American Physical Society'nin hiçbir zaman üyesi olmadı, American Mathematical Society'ye ölümünden kısa bir sure once katıldı. Adirondacks'da geçirdiği geleneksel yaz tatili dışında New Haven'dan uzaklara seyahat etmeyi hiç düşünmedi.

Willard Gibbs, uzun yıllardır kendisine sürekli eşlik eden en büyük ablası Anna'yı 1898'de kaybetti. Hayatının sonuna doğru Avrupa'ya yeniden gitmeyi düşürtmesine rağmen bu seyahati gerçekleştirmedi. 1903'ün başlarında Ç«k ciddi olmadığı düşünülen bazı sağlık problemleri yaşamaya başlamıştı ama 28 Nisan 1903'te altmış dört yaşında aniden öldü. Tüm çalışmalarını kafasından yapma gibi bir alışkanlığı olduğu için ölümünden sonra yayımlanmamış çok fazla çalışması bulunamadı. Araştırma konusuyla ilgili yazılanları etraflıca okumuyordu. Genellikle diğer bilimciler tarafından elde edilen sonuçları kendisi bulmayı tercih ediyordu. Başka birinin akıl yürütmesini takip etmektense sonuçları kendisinin bulmasının daha kolay olduğunu söylemişti. Bu bağlamda, yayınlarından keşifleri hakkında sadece birkaç kişinin bilgi edinmeyi başarmış olması önemlidir. Yazılarının "olağanüstü dikkat ve zaman ayırmayı " gerektirdiği, anlatım tarzının "soyut ve genellikle anlaması zor" olduğu söylenirdi. Einstein, Gibbs'in istatiksel mekanik üzerine kitabını bir başyapıt olarak değerlendirmekle birlikte, "Okunması zor ve önemli noktaları satır aralarında yakalamak gerekiyor," demişti. Başka bir düzeyde, fizikte çok yararlı olan vektör gösterimi Gibbs tarafından keşfedilmişti. Dördey taraftarları azimli bir şekilde Hamilton'ı savunmuş olsalar da yavaş yavaş yenilgiyi kabul ettiler. Gibbs bir öğrencisine, "Matematiksel fizikte herhangi bir başarı elde ettiysem o da ancak matematiksel zorluklardan kurtulabilmem sayesindedir," demişti.

 

J. Willard Gibbs'in Hayatı
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 5580 kez okundu

20.10.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • oodilaoo
    17.11.2014

    Gibbs'in de film olmayı hakeden bir yaşamı varmış

  • aylin katranci
    03.11.2014

    Zorlu yollardan geçerek bir matematik dehası olmayı başarmış kişi

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.