25.10.2013
4.43 / 7 oy

Ludwig Boltzmann'ın Hayatı

Ludwig Boltzmann (1844-1906) Kimdir?

fizikte bir Viyana ekolünden bahsetmek çok iddialı olsa da bu imparatorluk şehrinden olağanüstü fizikçiler çıkmıştı. Habsburg yönetimi altındaki Viyana, Mitteleuropa'run' merkezi olmuştu. Breslau, Budapeşte, Krakow ve Prag da diğer önemli şehirler arasındaydı. Almancanın hemen herkesin bildiği dil olması sayesinde Almanya ile güçlü kültürel bağlar kurulmuştu. Bölgedeki farklı üniversiteler arasında dikkate değer bir hareket özgürlüğü vardı. Avusturya üniversiteleri Alman modelini takip ediyordu. Bir meslek edinmenin gerektirdiği diplomayı almak ya da doktora yapmak için öğrenciler sadece bir sınava giriyordu. Fizikte ilk derece, felsefe doktorasıydı. Bunun için de öğrencilerin üniversiteye doktora tezlerini sunmaları gerekiyordu. Tez kabul edildiğinde, diplomanın felsefe alanında verilmesinden dolayı bu alandaki konulardan biri olan Rigorosa adlı bir sınava giriliyordu.

Ludwig Boltzmann

Ludwig Boltzmann Biyografisi

1837'de Avusturyalı vergi memuru Ludwig Georg Boltzmann, Katharina Pauernfeind ile evlendi. Ludwig Gg(?rg Boltzmann Prusya kökenli bir Viyanalı idi. Katharina Pauerrifend 'se zengin ve köklü bir Salzburg ailesinden geliyordu. En büyük oğulları Ludwig Eduard 20 Şubat 1844'te Viyana'da doğdu. İki yfl sonra doğan ikinci oğulları küçük yaşlarda hayatını kaybetti. Daha sonra da kız kardeşi Hedwig doğdu. Babaları Protestandı ama Ludwig tıpkı annesi gibi bir Katolik olarak yetiştirildi. Genç Ludwig, ailenin Viyana'dan, önce Wels'e ardından yukarı Avusturya'nın önemli şehri Linz'e taşınmasıyla resmi eğitimine buradaki akademisches Gymnasium'da başladı. Matematik ve bilime özel bir eğilimi olan seçkin bir öğrenciydi. Okulun dışında besteci Anton Bruckner'den piyano dersi aldı ve hayatı boyunca müzikle olan güçlü bağını korudu. Kısa ve tombuldu, kıvırcık saçları ve mavi gözleri vardı ve ileri düzeyde miyoptu.

Ludwig Boltzmann

1859'da Ludwig Georg'un tüberkülozdan ölmesi oğlunu derinden yaralamıştı. Ludwig 1863'te matematik ve fizik öğrencisi olarak eski Universitât Wien'e kaydoldu ve üç yıl sonra doktorasını aldı. Avusturyalı Felsefe Doktoru aslında yüksek lisans derecesi düzeyindeydi; lisans derecesine eşdeğer bir konum yoktu. Fizik enstitüsünün müdürü, radyan ısı ile sıcaklık arasındaki ilişkiyi deneysel keşfiyle ortaya koyarak adını duyuracak genç bilimci Josef Stefan'dı. Boltzmann araştırma yapmaya başladığında Stefan ve öğrencilerinin arasındaki yakın ilişkinin önemini anladı: "Stefan ile ilişkimi derinleştirmeye başladığımda hâlâ üniversitede öğrenciydim. İlk yaptığı şey bana Maxwell'in bilimsel yazılarının bir kopyasını vermek oldu. O zamanlar bir kelime bile İngilizce bilmediğim için bana bir de İngilizce dil bilgisi kitabı verdi." Maxwell'in çalışmaları Britanya'nın dışında ancak sonraları tanınmıştı. Bir önceki yıl yardımcı doçent olan Boltzmann 1869'da ders verme hakkı olan venia legendi ile ödüllendirildi. Erdbergstarasse'deki bir evde küçük bir laboratuvarda çalışmaya başladı. Kısıtlı olanaklara sahip laboratuvarda, kafaları çok sayıda fikirle dolu fizikçiler çalışıyordu.

İki yıl sonra, önemi hızla artan ve kısa sürede Orta Avrupa'nın en iyisi olacak Universitât Graz'da matematiksel fizik kürsüsüne atandı. Boltzmann'dan yalnızca kısa bir süre önce atanmış olan fizik enstitüsünün yöneticisi August Toepler, enstitüyü geliştirmek, yeni bir bina inşa etmek, yeni cihazlar satın almak ve daha fazla maddi destek bulmak için çok çalışıyordu. Boltzmann birkaç yıl içinde kendi ismiyle bilinen ünlü denklemi ilk defa kullandığı, gazların istatiksel özelliklerine ilişkin kuramını tamamladı. Bu kuram "Gaz Moleküllerinin Dengesi Üzerine İleri Araştırmalar" başlıklı ınakalesiyle 1872'de Kaiserliche Akademie der Wissenschaften in Wien'in tebliğler dergisinde yayımlandı. Nispeten kısa bir süre içinde kinetik kuram yaklaşımı yaygın olarak özellikle Britanya'da tanındı. Boltzmann'ın, zamanında birçokları tarafından her ne kadar alay edilse de termodinamik olgunun, atomik olgunun olasılık yasası ve mekanik yasalar tarafından düzenlenen gözle görülür boyutta bir yansıması olduğu yönündeki düşüncesi onun bilime yaptığı en özgün katkıydı. Daha sonraki termodinamiğin ikinci yasasını kanıtlama çabaları, istatistiksel mekaniğin gelişiminde belirleyici öneme sahip oldu.

Toepler'in bulduğu maddi destekler sayesinde Boltzmann, diğer araştırma merkezlerine, özellikle Heidelberg ve Berlin'e kısa ziyaretlerde bulunabildi. Heidelberg'de kimyacı Bunsen ve matematikçi Königsberger ile, Berlin'deyse fizikçi Kirchhoff ve Helmholtz ile çalıştı. Prusyalı Geheitnraf ın soğuk tavırlarından rahatsız olsa da özellikle Helmholtz'dan çok etkilendi. Annesine yazdığı mektupta şöyle yazmıştı: "Dün Physikalische Gesellschaft zu Berlin'de konuştum, memleketimizi kötü tanıtmamak için ne kadar çaba sarf ettiğimi düşünebiliyorsundur. Bir önceki gün kafam integrallerle doluydu. Tesadüfen böyle bir çabaya gerek kalmadı çünkü dinleyicilerin çoğu söylediklerimi zaten anlamayacaklardı. Ne var ki Helmholtz da oradaydı ve ikimizin arasında çok ilginç bir konuşma geçti. Bilimsel tartışmaları ne kadar sevdiğimi bilirsin, o kadar mutlu oldum ki. Özellikle de Helmholtz'a başka türlü ulaşmak mümkün değilken. Helmholtz o kadar yoğun ki aslında yakındaki bir laboratuvarda çalışmasına rağmen daha önce hiç konuşmaya fırsatımız olmamıştı."

1873'te Boltzmann'a alma mater'inden tam profesörlük teklif edildi. Fizik yerine matematik kürsüsü teklif edilmiş olsa da "araştırmalar fizik temelliydi ama matematiksel bir çalışma olarak da harikaydılar, analitik mekanik ve özellikle olasılık hesabıyla ilgili zor sorulara çözüm getiriyordu". Boltzmann, Graz'da açılan yeni fizik enstitüsünün, dönemin en ileri fizik araştırmalarının yapıldığı yüksek kaliteli, ideal bir merkez haline dönüşmesine rağmen teklifi kabul etti. O zamanlar her Avusturyalı akademisyenin tutkusu tıpkı şimdi olduğu gibi Universitât Wien'de profesör olmaktı.

Graz'dan ayrılmadan önce Boltzmann, uzun sarı saçlı, mavi gözlü ve kendisinden on yaş küçük müstakbel eşiyle, Henrietta von Ailgentler ile tanıştı. Anne babasını kaybetmiş, geçimini sağlayabilmek için öğretmenlik yapıyordu. Boltzmann evlenme teklif ettiği mektubunda şöyle diyordu: "Elindeki tek sermayesi işi olan bir koca için tutumlu olmak ve ailesine bakmak temel bir gereklilik olsa da eğer eşi, kocasının çabalarını anlamaz ve ilgi göstermezse ve ona yalnızca bir yardımcı değil de yoldaş olmazsa kalıcı bir sevginin mümkün olduğunu düşünmüyorum." Bundan sonr<> Henrietta üniversitede matematik okumaya başladı. İlk dönem derslere girmesine izin verilmesine rağmen, ikinci dönemin başında kadın öğrencileri üniversite dışında bırakan bir uygulama yürürlüğe kondu. Henrietta, ölen babasının eski meslektaşı olan eğitim bakanına hitaben yazdığı dilekçe sonucunda bu uygulamadan muaf tutuldu. Daha sonra aynı problemle yeniden karşılaşınca çalışmalarına matematik yerine yemek dersini dahil etti.

Boltzmann Viyana'da tam anlamıyla mutlu değildi. Hef şeyden önce ev bulmakta zorluk çekti. Diğer bir neden de idari işlere çok vakit ayırmasıydı. Ksas problem ise öğretmenlik görevleriyle ilgiliydi; fizik değil matematik profesörlüğü yapıyordu. To>epler, Graz'dan ayrılıp Dresden'e gidince Boltzmann, Toepler'in bıraktığı bu görev için başvurdu. O sırada Prag'da olan Ernst Maich da aynı göreve başvurdu. Mach sevimli ve alçakgönüllüydü; {psikolog William James, daha önce böylesine saf entelektüel bir dehayla karşılaşmadığını söyleyecekti. Einstein, Mach'ın bağımsızlığına,dürüstlüğüne ve doğal dünyayı meraklı bir çocuğun gözüyle görme yeteneğine hayrandı. Zamanın birçok bilimcisi gibi Mach da Newton fiziğinin değişikliğe ihtiyacı olduğuna inanıyordu. Araştırma ve eğitim bakanlığının Mach ile Boltzmann arasında bir seçim yapması uzun zaman aldı. Sonunda Boltzmann tercih edildi. Genç çift böylece evlenip aile kurabilirdi.

Boltzmann'lar Graz'da geçirdikleri on dört yılın ilk on iki yılı mutluydular. Ludwig Hugo ve Arthur adında iki oğulları, Henrietta ve Ida adında iki kızları oldu. Üçüncü kızları Elsa aile Graz'dan ayrıldıktan sonra doğdu. Boltzmann mesleki anlamda adını duyurmaya başlamıştı. Kaiserliche Akademie'ye seçilmiş ve yabancı bilimsel akademilerden birçok onursal paye almıştı. Soylular sınıfına dahil olması için yapılan teklifi "Orta sınıftan olmamız atalarım için yeterli oldu, benim çocuklarım ve torunlarım için de yeterli olacaktır," diyerek geri çevirdi. Zaman zaman İmparator Franz Joseph ile birlikte yemek yiyordu. Ancak Boltzmann çok yavaş yemek yerdi, imparatorsa neredeyse tabağına hiç dokunmazdı bile. Saray kurallarına göre misafirler imparator yemeğini bitirdiğinde devam edemiyordu ve böylece Boltzmann'ın yemeği daha başlamadan bitmiş oluyordu.

Doğayı seven Boltzmann kırsalda uzun yürüyüşlere çıkmaktan hoşlanır, bu yürüyüşlerde çocuklarına bitkiler ve kelebekler hakkında bilgiler verirdi. Kışın hem yürüyüşe çıkıyor hem de buz pateni yapıyordu. Bunların yanı sıra yüzmekten de hoşlanıyordu ve evine tüm ailenin kullanacağı jimnastik aletleri aldı. Ayrıca kırsal yaşamı sevdiği için Oberkroisbach yakınlarında, geniş bir Steiermark manzarasına sahip bir çiftlik evi satın aldı. Satın aldığı ineği nasıl sağması gerektiğiyle ilgili arkadaşı bir zooloji profesöründen bilgi aldı. Boltzmann Graz'da sık sık aralarında öğrencilerin de olduğu konuklarını ağırlıyordu. Klasik Alman edebiyatına aşinaydı. Schiller'den ve diğer bilinen yazarlardan alıntı yapmaktan hoşlanırdı. Düzenli bir şekilde piyano çalıyor, özellikle de Beethoven ve Mozart'ın eserlerini seviyordu. Bunların yanı sıra oda müziği yapıyor, konser ve operalara gidiyordu.

Bununla birlikte Boltzmann modern bilimin önemli merkezlerinden birinde alabileceği teşvikten yoksun kalınca, durumundan hoşnutsuz olmaya ve enstitüdeki görevlerini ihmal ermeye başladı. Deneysel çalışmalarına gelince, Hertz/in deneylerini tekrar etmek ve Maxwell'in ışığın elektromanyetik doğası ile ilgili kuramının doğrulamasını yapmak için çok çaba sarf ediyordu. Bilimsel payeler ve ödüller almaya devam ediyordu ama pek yakında bazı sorunlar yaşanacaktı.

1888'de Boltzmann, Berlin'de Kirchhoff'un ölümüyle boşalan kürsüye geçmeyi kabul etti. Ancak bir akşam yemeğinde Frau Helmholtz gayriresnıi tarzı ve herkesin malumu olan espri anlayışından dolayı Prusya başkentinde mutlu olamayacağına dair Boltzmann'ı uyarınca, Boltzmann kararını değiştirdi. İşi kabul edemeyeceğini söylemesi bazılarını hayli kızdırmıştı. Hemen akabinde, her halükârda Graz'dan ayrılması gerektiğine karar verdi. Münih bu durumdan faydalanarak yeni açtıkları kuramsal fizik kürsüsüne Boltzmann'ı atadı. Veda töreninde çalışma arkadaşları, bir gün Avusturya'ya geri dönmesini umut ettiklerini söylediler; ülke önemli bir bilimcisini yitiremezdi. Boltzmann, Münih'te en sevdiği konuyu öğretebilecekti. Viyana ile karşılaştırıldığında Münih'te "çok iyi ekipmanlar ama çok az fikir" olduğunu söyleyip, "Avusturya eğitim bakanlığına iyi işlerin kötü ekipmanlarla da yapılabileceğini söylememeliyiz," diye eklemişti. Kariyerinin başlangıcına ilişkin hatırladıkları şöyleydi:

Erdberg, tüm hayatım boyunca dürüstlüğün ve esin kaynağı olacak deneysel çalışmaların bir sembolü oldu. Graz'daki fizik enstitüsünü biraz canlandırmayı başardığımda oraya"Küçük Erdberg" demiştim. Küçük demekle alanın küçük olduğunu kastetmemiştim; muhtemelen Stefan'ın enstitüsünün iki katı büyüklüğündeydi ama Erdberg'deki havayı orada hiç yakalayamadım. Münih'te lisansüstü öğrencilerinin ne yapmak istediklerini bilmediklerini gördüğümde Erdberg'de ne kadar farklıydık diye düşündüm! Şimdi iyi ekipmanlar var ve insanlar bu ekipmanları kullanmak için fikir bulmaya çalışıyorlar. Bizim her zaman yeterince fikrimiz vardı, tek problemimiz deney araç gereçleriydi.

Boltzmann Bavyera'nın başkentinde huzurlu bir dört yıl geçirdi. Bu arada Avrupa'nın her yerinden hatta Japonya'dan bile onunla çalışmak için gelen öğrenciler vardı. Fiziğin yanı sıra matematik, özellikle de sayılar kuramı üzerine dersler verdi. Meslektaşlarıyla Hofbrauhaus'da buluşup bira içerek akademik sorular üzerine konuşuyorlardı. O zamanlar Bavyera'da üniversite profesörleri emekli maaşı alamıyordu. Boltzınann gözleri görmeyen Georg Simon Ohm'un emekli maaşı olmadan çok kötü koşullarda öldüğünü bildiğinden ailesinin geleceği hakkında endişelenmeye başlamıştı. Kendisinin görme yetisi de azalmaya başlamıştı; kör olacağından korkuyordu. Gözlerini korumak için bilimsel yayınları ona karısı Henrietta okuyordu.

Boltzmann'ın kişiliğiyle ilgili bir fikir edinmek için kendisini ziyaret eden Japon fizikçinin yazdığı mektuplara bakabiliriz: "Helmholtz dışında hiç kimsenin Boltzmann kadar becerikli olduğunu düşünmüyorum. Ağır aksak konuşan Helmholtz'ıın aksine Boltzmann derslerini çok net ve berrak bir şekilde anlatıyordu. Ama tuhaf birisiydi ve bazen akılsızca şeyler yapıyordu." Başkalarıysa onu şöyle hatırlıyordu: "Herhangi biri ona soru sorabilir ya da eleştirebilirdi; hiç kimseye üstünlük taslamazdı. Tartışmalar sakin geçer ve öğrencilerine eşit davranırdı. Öğrenciler daha sonra ne kadar çok şey öğrendiklerinin farkına varırdı... Evde çalışırken bir öğrencisi rahatsız edince bile canı sıkılmazdı. Büyük bilimci her zaman müsait ve sabırlı olur, insanlara iyi davranırdı." Derslerine gelince: "Dört yıl süren bir ders veriyordu. Ders, klasik matematik, hidrodinamik, elastisite kuramı, elektrodinamik ve gazların kinetik kuramından oluşuyordu. Önemli denklemleri çok büyük bir tahtaya yazardı. Yan taraflarda da iki küçük tahta vardı; o tahtalara denklemlerin ara basamaklarını yazıyordu. Her şey çok net ve çok iyi organize edilmiş bir biçimde yazılıyordu. Çoğu kez tahtada yazılanlardan tüm bir dersin yeniden verilebileceği izlenimine kapılırdım. Her ders sonrası yeni ve harika bir dünya tanıyor gibiydik; düşündüklerini bu coşkuyla iletiyordu."

Bir müddet sonra Viyana'ya dönmek isteyen Boltzmann'ın Avusturya'daki arkadaşları bu durumu öğrenince onu Viyana'ya getirmenin yollarını aradılar. Boltzmann'ın eski hocası Stefan 1892'de ölünce böyle bir fırsat doğdu. Boltzmann'ın onun halefi olmasını isteyenler vardı. Boltzmann teklifle ilgilense de konumunda yapılan iyileştirmeler sonucunda Münih'te kalması gerektiğini düşündü. Viyana, emeklilik hakkının da dahil edildiği yeni bir teklif sundu. Boltzmann birkaç aylık kararsızlık sürecinin ardından Viyana'yı seçti ve Haziran 1894'te Viyana'ya döndü.

Boltzmann kısa bir süre sonra Viyana'ya dönmekle hata ettiğini anladı. Avusturya'da Almanya'ya göre bilimsel çalışmaya yeterince hazır çok az öğrencinin olduğunu açık bir şekilde dile getirdi. Karısına göre buradaki eğitim daha çok ortaokul eğitimi gibiydi; kocasının yetenekleri ve arzuları köreliyordu. On sekiz yıl önce ait olduğu sosyal çevre artık yoktu. Üniversite arkadaşlarının samimi olduğu söylenemezdi. Atomculuğu reddeden Mach Viyana'ya gelince durum daha kötüleşti. Boltzmann açısından tüm profesyonel hayatını adadığı kuramla açıkça savaşan "art niyetli" bir meslektaş çekilmez bir şeydi. Mach, bir arkadaşına şöyle yazmıştı: "Boltzmann kötü niyetli değil ama çok saf ve sıradan biri. Özetle, nerede duracağını bilmiyor. Bu durum onun için önemli olan diğer şeyler için de geçerli."

1900 yılında Boltzmann, fiziksel kimyacı Wilhelm Ostwald'in önemli bir araştırma merkezi inşa ettiği Universitat Leipzig'de kuramsal fizik profesörlüğünü kabul etmeye karar verdi. Leipzig yönetimi Boltzmann'ı "Almanya ve ötesindeki en önemli fizikçi" olarak görüyordu. Ne yazık ki, karar verme aşamasında yaşadığı stres yeni bir sinir krizine yol açtı. Ostwald, Boltzmann'ın arkadaşı olmakla birlikte, Boltzmann'ın kuramına şiddetle karşı çıkıyor ve Maclı'ı destekliyordu. Boltzmann daha da kötü bir duruma düştü. Avusturya'yı özlemiş, sıla hasreti çekmeye başlayınca da intihar etmeye kalkışmıştı. Viyana'ya dönmek için girişimlerde bulunmaya başladı. Daha önce Viyana'dayken çalıştığı pozisyon açıktı ve rakibi Mach felç geçirerek emekli olmuştu. Bununla birlikte, araştırma ve eğitim bakanı için Boltzmann'ın kişilik problemlerini İmparator Franz Joseph'e anlatması ya da akıl sağlığı nedeniyle görevini yerine getiremeyeceğine yönelik söylentileri durdurması hiç kolay olmadı. Buna rağmen Franz Joseph, Boltzmann'ın, imparatorluk sınırları dışında bir daha hiçbir görevi kabul etmeyeceğine dair şeref sözü vermesi koşuluyla yeniden görevine atanmasına onay verdi.

Boltzmann'ın farklı ülkelerden pek çok bilimci arkadaşı altmışıncı doğum günü onuruna hazırlanan Festschriffe katkıda bulundu. Boltzmann University of Oxford'dan aldığı onursal diploma da dahil olmak üzere, çok sayıda akademik ve bilimsel paye almıştı. Bilimsel nedenlerle gittiği çok sayıdaki ülkeden biri de ABD'ydi. ABD'ye ilk kez, Massachusetts, Worcester'daki Clark University'den onursal paye almak ve ders vermek için 1899'da karısıyla birlikte gitti. Clark University başarılı geçen ilk on yılın ardından, yeni kurulan University of Chicago'nun gölgesinde kalmaya başlamıştı. Ama ziyaretin gerçekleştiği dönemde Clark University yeniden heyacan verici bir yer olmaya adaydı. Boltzmann karısıyla birlikte ABD'nin doğusunu gezdi. Beş yıl sonra, oğlu Arthur Ludwig'le birlikte Uluslararası Kongre için St. Louis'e gitti. Ertesi yıl University of California, Berkeley'deki yaz okulunda ders verdi. Dersini dinleyenler çok gurur duyduğu İngilizcesinin anlaşılmaz olduğunu söyleyerek dersi anadilinde vermediğinden dolayı üzgün olduklarını belirttiler. Boltzmann yaşadıklarını eğlenceli bir dille kaleme aldı.

Boltzmann her şeye rağmen kendi alanında olağanüstü bir öğretmendi. Bilimine olan hâkimiyeti ve sevgisi, ders vermekten aldığı zevkle, ayrıntılara ve prosedürlere gösterdiği dikkatle birbirini tamamlıyordu. Derslerinde kesinlikle notlarına başvurmazdı. Tahtayı çok özenli bir şekilde kullanırdı. Net bir şekilde tahtaya yazılan denklemler açıkladığı fikirlerin yapısını tam olarak ortaya koyuyordu. Dinleyicilerin ilgisinin azalmaması veya zorlukları hafifletmek için yorumlarında çok resmi bir üslup kullanmıyordu. Boltzmann kendi hatalarını söylemekten ve düzeltmekten hiçbir zaman çekinmedi; sorulara ve tartışmalara açıktı. Derslerine hevesli öğrencilerin oluşturduğu kalabalık gruplar katılıyordu. Örneğin,! 902'de mekanik dersine başlarken, öğrencilerine "Sahip olduğum her şeyi; kendimi, düşünme biçimimi ve duygularımı veriyorum," demişti. Onlardan da aynı şeyi bekliyordu: "Tam dikkat, katı disiplin, yorulmayan zihin gücü." Öğrencilerinden Lise Meitner şöyle anlatıyor:

Boltzmann konuştuğu zaman şevkini göstermekle ilgili hiç zorluk çekmezdi, dinleyicilerin dikkatini sonuna kadar üzerinde toplardı. Derslerinde tamamen kendisine ait yorumlarda bulunmaktan zevk alırdı... Öğrencileriyle ilişkisi çok samimiydi. Sadece fizik bilgilerini değil karakterlerini de anlamaya çalışırdı. Formaliteler onun için bir şey ifade etmiyordu, duygularını açıklamaktan kaçınmıyordu, ileri düzey seminerlerine giren birkaç öğrenciyi arada sırada evine davet ederdi. Bize piyano çalardı, çok iyi bir piyanistti; her türlü kişisel tecrübesini anlatırdı.

Viyana'ya dönüşünde bazı problemler yaşadı. Örneğin, Münih'e gittiğinde Kaiserliche Akademie'den ayrılmıştı. İmparator hemen atanmasına karşı çıktığı için beklemek zorunda kaldı. Boltzmann için bu onur kırıcı bir durumdu. Şehirde faal bir sosyal hayatı olmasına rağmen hâlâ sabahlan erken kalkıp çalışıyordu. Bununla birlikte sağlığı bozuluyordu. Görmesiyle ilgili giderek daha fazla sorun yaşamaya başlamıştı. Astımdan, baş ve göğüs ağrılarından şikâyetçiydi. Hafızasını ve nüktedanlığını bir ders sırasında aniden kaybetmekten çok korkuyordu. Tipik bir manik depresyon belirtisi olan ruh halinde ani değişimlerden muzdaripti.

Kısmen sağlık nedenlerinden dolayı Boltzmann, karısı ve en küçük kızıyla birlikte Trieste yakınlarındaki Duino'da birkaç gün geçirdi. Adriyatik kıyısında, bir tarafında deniz diğer tarafında mantar ağaçlarının bulunduğu kayalık bir burun üzerindeki kalesiyle ünlü bu kasabada Boltzmann, 5 Eylül 1906'da altmış iki yaşında intihar etti. Karısı ve kızı yüzerken kendisini otel odası penceresinin üst pervazına asarak intihar ettiği düşünülüyor. Boltzmann'ın ertesi gün Viyana'ya dönüp ders vermesi gerekiyordu. Üniversitedeki felsefe fakültesi dekanı, önceki mayıs ayında bakanlığa, Boltzmann'ın nevrasteniden muzdarip olduğunu ve bilimsel faaliyetlerde bulunamayacağını bildirmişti. Boltzmann, yaz döneminde açacağı dersleri açıklamış ancak kaygılarından dolayı derslerini iptal etmişti. Mach şöyle yazmıştı: "Durumdan haberi olan bir çevre Boltzmann'ın artık profesörlük yapamayacağını biliyordu. Daha önceki intihar girişimlerinden dolayı devamlı doktor gözetiminde tutulması gerektiğinden bahsediyorlardı."

Ludwig Boltzmann'ın Hayatı
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 5808 kez okundu

25.10.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • Mahmut.Yıldız
    19.01.2017

    başarılı bir hayat hikayesi olsa da sonu kötü bitmiştir. ilgi göremediği için intihar ettiğini söyleyenlerin yanında zihinsel rahatsızlığı sebebiyle intihar ettiğini söyleyenler de bulunmaktadır.

  • serkann
    10.01.2016

    zorlu bir çocukluk sonrası başarılı bir hayatın hikayesi

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.