27.10.2013
4.50 / 14 oy

Marie Curie'nin Hayatı

Marie Curie (1867-1934) Kimdir?

Marie Curie adı Charles Darwin, Albert Einstein ve Louis Pasteur kadar iyi bilinir. Marie Curie 7 Kasım 1867'de Varşova'da doğdu ve Maria ismiyle vaftiz edildi. Ailesi çeşitli sınıflardan Polonyalı küçük arazi sahipleriydi. Babası Wladislaw Sklodowski, Sen Petersburg Üniversitesi'nde eğitim görmüş kibar, engin bilgili bir fizik öğretmeniydi; annesi Bronislavva (kızlık soyadı Boguska) üst-orta sınıf ailelerin kızlarının gittiği özel bir okulu yönetiyordu. Sofia, Jözef, Bronislavva, Helena ve şimdiki yaşam öykümüzün kahramanı Maria Salomea adında beş çocukları vardı. Maria doğduğunda babası erkek çocukların gittiği lisede matematik ve fizik profesörüydü. Ancak Polonya Rusya'nın baskısı altında olduğu için Polonyalı memurlar yerine Rusların atanması politikası sonucunda işini ve okulun bulunduğu konutu kaybetti. Okul çağındaki çocukların konaklayabileceği ve onlara ders verebileceği başka bir yeri zorlukla buldu.

Marie Curie

Marie Curie Biyografisi

Şansız babası birikimini, iflas edecek kayınbiraderinin işine yatırmakla büyük bir hata yapmıştı. Böylece aile yoksul sayılabilecek bir hayat sürmeye başlamasının yanı sıra başka problemlerle de karşı karşıya kaldı. En büyük kızları Sofia tifodan öldü. Annesi son hamileliğinden sonra tüberküloza yakalandı. Yöneticilik görevinden ayrılıp bir yıl boyunca Avusturya Alpleri ve sonra da Fransa'nın güneyinde "iyileşmeye" çalıştı ama hastalık ilerledi ve Bronislawa iki yıl sonra öldü. Annesinin ölümünden sonra Maria'nın da sağlığı bozulmaya başladı ve bir çeşit sinir krizi geçirdi. On beş yaşında iyileşmesi umuduyla bir yıllığına kırsalda yaşayan akrabalarının yanına gönderildi. Fransızca dışında başka bir konu üzerine çalışması yasaklandı.

Rusların kontrolü altında olan Polonya entelektüel anlamda soyutlanmıştı. Geleneksel üniversiteler kadınlara açık değildi. Maria, "uçan üniversite" adında kendini geliştirmek için bir araya gelen bir topluluğa katıldı. Erkek kardeşi Jözef tıp okuyor, iki kız kardeşi öğretmen olmayı planlıyordu. Maria ise mürebbiyelik yapmaya başladı. İlk işi başarısızdı ama ikinci işinde başarılı oldu. Zengin bir avukatın on yaşındaki kızına öğretmenlik yaparken aynı zamanda köylü çocuklarını eğitmeye başladı. Kendi eğitimine kitap okuyarak devam ediyor, yavaş yavaş bilime ilgi duyuyordu. Evin oğluyla bir ilişkisi oldu ama içinde bulundukları konum itibarıyla evlenmeleri söz konusu bile değildi. Yirmi yaşında uçan üniversiteye, Varşova'ya geri döndü. Bir yıl mürebbiyelik yaptıktan sonra Varşova yakınlarındaki bir ıslahevinin yöneticiliğini istemeden kabul eden babasının yanına döndü. Bu arada evlenmiş olan ablası, Bronislawa, Paris'e onun yanına gelmesi için ısrar etti. Bir müddet sonra 1891 'de yirmi dört yaşında Sorbonne'da okumak için Paris'e gitti.

Kendine verdiği yeni adla Marie yeni hayatına ablası ve Paris'in varoşlarında bir muayenehane açan eniştesiyle birkaç ay birlikte yaşayarak haşladı. Paris'in findesiecle hovarda hayatına çok karşı olmasına rağmen diğer öğrenciler gibi üniversite yakınlarında bir çatı katı kiraladı. Doğa bilimleri derslerine giriyordu. İlk başlarda hem dil açısından hem de temel matematik bilgisi eksikliğinden dolayı zorluk çekti. Bununla beraber sonuna kadar azmetti ve 1893'te fizikten, ikinci yıl da matematikten yüksek onur derecesiyle mezun oldu. Bu arada Varşova'da geçirdiği uzun tatil sırasında yurtdışında çalışan öğrenciler için verilen bursu kazandı. Tam onun yapacağı gibi bursu ilk fırsatta geri ödedi.

1894 yılının ilkbahar aylarında Paris'te yaşayan Polonyalı bir fizikçinin evinde Pierre Curie ile tanıştı. Müstakbel kocası, derslerin esas olarak deneysel çalışmalara birlikte verildiği Ecole Superieure de Physique et de Chimie Industrielles'de laboratuvardan sorumluydu. Pierre Curie, kahverengi saçlı, küçük bir keçi sakal bırakmış uzun boylu biriydi. Marie tanışmalarını şöyle hatırlıyordu: "O zamanlar otuz beş yaşında olmasına rağmen bana çok genç gelmişti. Yüzündeki sarih ifade ve hafif mesafeli duruşu karşısında çok etkilendim. İhtiyatlı ve yavaş konuşması, sadeliği, vakarlı ve diri gülüşü güven aşılıyordu." Homeopatik bir doktorun oğlu olan Pierre Curie, en az Marie kadar utangaç ve içine kapanıktı. İlk karşılaşmalarından sonra Marie, "Beni yeniden görmek ve o gece konuştuğumuz, her ikimizin de ilgi alanına giren ve aynı fikirde olduğumuz bilim ve sosyal konular üzerine konuşmamızı sürdürmek istediğini belirtti," demişti. Kısa bir süre sonra Marie, Pierre Curie'nin hayatını tamamıyla bilime ve bu yaşamın getirdiği mükâfata adadığını anladı. Pierre Curie kendisine "Fiziksel Olaylardaki Simetri Üzerine: Elektrik ve Manyetik Alanlardaki Simetri" başlıklı önemli bilimsel yazısının bir kopyasını verdi. Pierre Curie birinci sınıf bir fizikçiydi. Farklı sıcaklıklardaki farklı maddelerin manyetik özellikleri alanındaki araştırmalarda öncüydü. Piezoelektrik etkisini keşfetti ve ferromanyetizmanın belli bir sıcaklıktan sonra (Curie noktası) paramanyetizmayı tersinlediğini gösterdi. Daha hayattayken keşifleri çok yaygın bir şekilde kullanıldı. Bu çok çalışkan, hak ettiği ücreti alamayan bilimcinin ünü Fransa'yı aşmış özellikle Britanya'da yayılmıştı.

İlk buluşmalarından çok kısa bir süre sonra Pierre, Marie'ye evlenme konusunu açtı. Birlikte yaşayabileceklerini söyledi ama Marie çok katı kurallarla büyüdüğü için bu mümkün değildi. Pierre daha sonra Quartier latin'1 de" iki ayrı kısma sahip olabilecek bir apartman dairesi buldu. Marie bu teklife de yanaşmadı. Bununla birlikte Pierre'in ailesini ziyaret etmeyi kabul etti. Pierre, Marie'yi ailesinin oturduğu çekici Sceaux kasabasındaki evlerine götürdü. Buranın sakinleri bir zamanlar XIV. Louis'ııin güzel şatosunda ve onun harika bahçesinde çalışmışlarken kasaba artık Paris'in güneyinde bir banliyö haline gelmişti. Dr. Eugene Curie'nin, rue de Sablon'daki yeşilliklerle kaplı bu huzurlu küçük evi daha sonra ünlü olacak oğlunun adıyla anılacaktı. Karısı Sophie-Claire (kızlık soyadı Depouilly) iki erkek çocuk dünyaya getirdi; 1855'te Jacques'ı ve 1859'da Pierre'i. Eski bir Paris Komünü üyesi olan Dr. Eugene Curie'nin kilise nüfuzuna karşı olması ve radikal politikaları desteklemesi Marie'yi cezp etmişti. Aralarında gelişen bu anlayış daha sonra Maire'nin ihtiyacı olduğu zaman çok önemli olacaktı.

Marie ve Pierre Curie 1895 yılında Sceaux belediye binasında medeni nikâh töreniyle evlendi. Pierre babası gibi özgür düşünceli biri olduğu için ve Marie dini inancından vazgeçmiş olduğundan dini bir tören yapmadılar. Evli ablası zaten Paris'te yaşıyordu, babası ve küçük kız kardeşi Varşova'dan tören için Paris'e geldiler. Aldıkları evlilik hediyeleri arasında iki de bisiklet vardı. Sonraki yıllarda Auvergne bölgesinnde, Cevennes'te ve Breton kıyısı boyunca bisikletle tatile çıktılar.

Genç çift bilimsel çalışmalarına sadece bisikletle dolaşma ve arada sırada tiyatroya gitmek için ara veriyordu. Pierre'in ailesi ile Marie'nin ablası ve eniştesinden başka görüştükleri pek kimse yok gibiydi. Marie hamilelik döneminde hastalanmıştı ama irene adlı kızını tam zamanında dünyaya getirdi. Polonya'yı özlemiş ve kendisini yalnız hissetmeye başlamıştı. Pierre'in annesi 1897'de meme kanserinden ölünce bebeklerinin bakımında genç çifte Pierre'in babası yardım etti. Marie ortaokul seviyesindeki kızlara öğretmenlik yapmak için gereken diploma, agregation almak için çalışıyordu. Bu arada derslerini hazırlanmasında Pierre'e yardımcı oluyor, arada da bilimsel eğitimine devam ediyordu. Ecole de Physique et de Chimie, tavlanmış muhtelif çeliklerin manyetik özelliklerinin kimyasal bileşimleriyle nasıl değişiklik gösterdiği üzerine kocasıyla beraber araştırma yapmasını kabul etti.

Röntgen X ışınlarını 1895'te keşfettikten sonra birçok bilimci bu ışınların özelliklerini incelemeye başlamıştı. Marie 1897'de tez konusunu bu alandan seçse hiç de şaşırtıcı olmazdı. Ama o, bir önceki yıl Becquerel tarafından keşfedilen ve çok fazla ilgi çekmeyen radyoaktivite olgusu üzerine çalışmaya karar verdi. O zamana kadar bilinen tek radyoaktif element uranyumdu. Marie başka elementlerin de olup olmadığını keşfetmek için çalışmaya başladı. Kısa bir süre sonra toryumun da aynı özelliklere sahip olduğunu buldu. Ama Alman fizikçi Erhard Schmidt aynı keşfi çoktan yaparak bunu yayımlamıştı ve Marie'nin bundan haberi yoktu.

Curie'ler esas olarak uranyum oksit içeren uraninit adındaki doğal cevherle çalışıyorlardı. Bu cevherden bilinen tüm radyoaktif maddeleri çıkarttıklarında geriye başka bir şey daha kalmıştı ve buna radyum adını verdiler. Buldukları bu şeyi tamamen izole edip yeni bir element olup olmadığını anlamaya kararlıydılar. Bu aşamada Gustave Bemont adında başka bir bilimci daha araştırmaya katılmıştı. Curie'ler yeni katılımı doğrulasa da Bemont'un nasıl bir katkısı olduğu pek net değil. Başka kişiler de, örneğin ödünç ekipman vererek yardım ediyordu. Yardım edenlerden biri, yaratıcı olanın cana yakın ve mütevazı Pierre olduğunu, Marie'nin de araştırmanın devam etmesini sağlayan kararlılığa sahip olduğunu belirtmişti. Marie kimyacı, Pierre ise fizikçiydi. Bir müddet sonra uranititi küçük parçacıklar halinde değil de endüstriyel ölçekte kullanmaları gerektiğine karar verdiler. Avrupa bu pahalı cevheri esas olarak, o zamanlar Avusturya-Macaristan'ın bir parçası olan Bohemya'daki Joachimsthal madenlerinden elde ediyordu. Curie'ler ayrılabilecek miktarda uranyumun madenden çıkartılmasıyla çalışmalarının en önemli bölümünün gerçekleşeceğini fark ettiler. Universitat Wien'deki bir bilimcinin yardımıyla numuneler edindiler. İhtiyaçları olan şeyin istenmeyen kalıntıda olduğu bilgisi böylece doğrulandı. Atığın nereye gönderildiğini öğrendiler. Avusturya hükümetinin yardımıyla çuvallar içinde dört ton malzeme fizik okulunun bahçesine taşındı.

Bu malzemeyi daha da ayrıştırmak için öncekinden çok daha büyük bir alana ihtiyaçları vardı. Bulabildikleri en elverişli yer tıp okulunun bir zamanlar kadavra odası olarak kullandığı hangardı: "Cam çatısı bizi yağmurdan yeterince korumuyor; yazın sıcaktan kavruluyorduk. Kışın ayazı ancak dökme sobanın etrafında bulunduğumuz zaman biraz hafifliyordu. Tahriş edici gaz kullandığımız kimyasal işlemleri yandaki bahçede yapıyorduk. Buna rağmen çalıştığımız alan da gazdan etkileniyordu." Araştırmanın birinci bölümü ağır çalışmayı ve tahriş eden hatta tehlike yaratan gaz kullanımını içerirken ikinci böliim çok hassas işlemlerin yapılmasını gerektiriyordu. Hazırladıkları malzeme hâlihazırda gözle görülür radyoaktivite belirtileri gösteriyordu.

Yüzyıl sona ererken Pierre ve Marie dört yıllık evliydiler. Pierre'in babası Eugene, iki yaşındaki kızları Irene'in bakımında yardımcı olmak için onlara yakın bir yere taşındı. Pierre itibarlı Grandes Ecole'lerin birinden mezun olmadığı için iş görüşmelerinde dezavantajlı konumdaydı. Ayrıca önemli araştırma başarıları konusunda çok mütevazı davranıyordu. Sorbonne'daki mineraloji ve fiziksel kimya kürsülerine de sahip olamamıştı. Sonrasında Üniversite de Geneve'den cazip bir teklif aldı. Burada kendi isteklerine uygun şekilde tasarlanmış bir fizik laboratuvarının yanı sıra Marie'nin de resmi bir görevi olacaktı. Ancak İsviçre'ye gitmek araştırmalarını aylarca geriye itebilecek şekilde altüst edecekti. Üstelik radyumu izole edip yeni bir element olduğunu tespit etmek konusundaki gittikçe artan rekabet ortamının da farkındaydılar. Bazı ticari şirketler çok daha gelişmiş olanaklarıyla radyoaktif madde üretiyorlardı. Bundan dolayı saf olmayan radyum artık kolayca elde edilebiliyordu. Her an birileri çıkıp Curie'leri araştırma alanlarında alt edebilirdi.

Sorbonne'da İsviçre'den gelen teklife alternatif olabilecek bir pozisyon açıldığında bu sorun ortadan kalkmış oldu. Matematikçi Henri Poincare Curie'lerin çalışmalarından çok etkilenmiş ve nüfuzunu kullanarak Pierre'in bu göreve getirilmesini sağlamıştı. Marie de Sevres'deki ileri düzey kadın okulunda yarı zamanlı fizik öğretmenliği teklifi aldı. Böylece Paris'te kalmaya karar verdiler. Yeni görevleriyle öğretmenlik ve benzeri ilave görevler üstlenseler de mali durumlarında iyileşme olmuştu. Diğer araştırmacılar onlardan daha iyi olanaklara sahip olsalar da kimsede onların kararlılığı yoktu. 28 Mart 1902'ye gelindiğinde bir gramın yalnızca onda biri kadar radyum klorür ayrıştırmışlardı. Radyum, uranyumdan bir milyon kez radyoaktifti. Atomik ağırlığı 225,93 olarak bulundu. Curie'ler bu haber duyulur duyulmaz Fransa'da, hatta daha çok Britanya'da meşhur oldu. Pierre, Royal Institution'da ortak çalışmaları hakkında konuşma yaptığında salona büyük bir heyecan hâkimdi. Hemen sonrasında Royal Society Pierre'i Davy madalyasıyla ödüllendirdi.

Marie'nin doktora tezini bitirdikten sonra girdiği sözlü sınavda duygusal anlar yaşandı. Sözlü sırasında sorulan birkaç soruyu cevapladıktan sonra sınav başkanı, Marie'nin Üniversite de Paris'de fizik bilimi doktoru olduğunu ve tres honorable payesini aldığını açıklayınca orada bulunan ailesi, arkadaşları, öğretmenlik yaptığı okuldan gelen kız öğrenciler ve diğer birçok destekçisinden oluşan kalabalık büyük bir alkış kopardı. Rutherford bu dönemde şans eseri Paris'teydi. Sınavı kaçırmıştı ama sonrasında yapılan kutlamada Curie'lerle ilk defa karşılaştı. Kısa yaşam öyküsüne geldiğimizde göreceğimiz gibi Rutherford, Curie'lerin geliştirme girişiminde bulunmadığı radyoaktivite olgusuna yönelik belirleyici kuramı ortaya koydu.

Yıllarca hiçbir önlem almadan radyoaktif maddelerle temas eden Curie'ler artık bazı sağlık problemleri yaşamaya başlamışlardı. Etrafındakiler onların bu sağlıksız görünümleri karşısında endişeleniyordu. Pierre'in parmağı o kadar ağrıyordu ki yazmakta zorlanıyordu. Marie'nin de elleri ağrıyordu. Marie ikinci kez hamile kaldı ama düşük yaptı. Curie'ler, radyasyon olgusu üzerine yaptıkları ortak araştırma için bu olguyu keşfeden Becquerel ile birlikte paylaştıkları 1903 yılı Nobel Fizik Ödülü'yle uluslararası üne kavuştular. Marie bilim alanında Nobel ödülü kazanan ilk kadındı ve kızı irene 1935'te aynı ödülü alana kadar da tek kadın olarak kaldı. Curie'ler kazandıkları ödül parasını iyi amaçlar için kullandılar. Elbette şöhret kapısı ardına kadar, hem de onları kaygılandıracak kadar açılmıştı. Kocasının yüce idealizmi popülerliğin saltanatına boyun eğmemeyi ve kendisine verilen onursal payeleri ya reddetmeyi ya da isteksiz bir şekilde kabul etmeyi getiriyordu. Pierre daha önce başvurusunun kabul edilmediği Academie Royale des Sciences üyeliğine 1905'te kırk dört yaşında seçildi. Ne var ki, sağlığı deneysel çalışmalarda bulunmasını engelleyecek denli kötüydü. Aynı yıl ikinci kızları Eve (ya da Eva) Denişe doğdu. Pierre, ortak çalışmaları üzerine olan Nobel konuşmasını Stockholm'de yaptı.

Birkaç ay sonra yağmurlu bir Nisan gününde Sorbonne yakınlarındaki rue Dauphine'de iki atın çektiği yüklü bir araba ilerlerken ıslak caddeden karşıya geçen şemsiyeli bir adamın ayağı kaydı ve arabanın altında kaldı. Bu adam Pierre Curie'ydi ve ölümcül derecede ağır yaralanmıştı. Bu haberi alan Marie çılgına döndü. Bunun üzerine kız kardeşi Bronislawa, Marie'ye destek olmak için Varşova'dan geldi. Daha sonra Marie, Pierre'in toplu çalışmalarını yayımladı ama her şeyden önce başlattıkları araştırmayı bitirmekte kararlıydı. Rutherford ve diğerleri polonyumun element olduğu konusunda ikna olmamışlardı. Hatta radyum için bile benzer şüpheler duyuluyordu. Bu şüpheleri gidermek için daha azimli bir şekilde çalışmak gerekiyordu. Rutherford annesine gönderdiği bir mektupta Marie ile ilgili şunları yazmıştı: " Olduğundan daha yaşlı, solgun ve yorgun görünüyor. Sağlığını zorlayacak derecede çok çalışıyor. Çok içler acısı bir halde." Bir gece operada Marie'nin yanında oturan Rutherford, Marie'nin ne kadar kötü olduğunu fark etmişti. Operanın yarısında Marie, Rutherford'un kollarına yığılıp kaldı.

Elde ettiği yardımcı doçentlikle Fransa'da bu düzeye çıkan ilk kadın olan Marie, Pierre'in ölümünden bir ay sonra laboratuvarda çalışmaya başladı. İki yıl içinde kocasının Sorbonne'daki kürsüsüne atandı. Sorbonne'a yakın bir yerde Institut du Radium kuruldu. Enstitü kimya ve radyoaktivite fiziği araştırmalarına ayrılan, Marie'nin yönetimindeki bir bölüm ile radyoaktivitenin hastalıkların tedavisinde kullanımına ayrılan bir diğer bölümden oluşuyordu. Marie iki kızıyla birlikte, yaşlı doktorun Polonya'dan gelen bir mürebbiyenin yardımıyla ev işlerini yönettiği Curie'lerin Sceaux'daki evine taşındı. Mürebbiye, anneleri çalışmaya gittiği zaman kızlara arkadaşlık ediyordu. Varlıklı yardımsever Andrew Carnegie, Marie ile tanıştığında, özellikle bir bilimci olarak erkeklerle aynı düzeyde olduğunu gösteren tavrı karşısında çok etkilenmişti. Bunun sonucunda Marie'nin araştırmalarını maddi olarak destekleyen ve burs verilmesini sağlayan Curie Vakfı kuruldu. Artık bilimsel çalışmaları için Marie kendisine yardımcılar bulabilirdi. Bu kişilerden birçoğu kadındı ve Marie'ye çok sadıktılar.

Marie Curie birkaç yıldır kızlarıyla birlikte, Breton'un kuzey sahilinde, Parisli küçük bir akademisyen grubunun aileleri ve arkadaşlarıyla birlikte her yaz toplandığı ve onun için de bazen Sorbonne plajı diye anılan, i'Arcouest adında küçük bir yere tatile gidiyordu. Sonunda burası Curie ailesi için ikinci bir ev haline geldi, irene ve Eve, annelerinin devamlı meşgul olmasından dolayı Paris'te bulamadıkları mutluluğa burada ulaşmışlardı. Ancak daha sonra çocuklar genellikle akrabalarının yanına gönderildi. Örneğin 1911 'de teyzeleri Bronislawa'yla kalmaları için ilk defa Polonya'ya gittiler. 1913'te Einstein'ların da olduğu bir grupla Engadin'de doğa yürüyüşü yaptılar. Einstein'a göre Marie, ringa balığı gibiydi; yani ne neşe ne de acı hissedebiliyordu. Duygularını daha çok mızırdanarak gösterebiliyordu.

Bu arada Marie Curie, Academie Royale des Sciences üyeliğine önerildi. Akademinin daimi sekreteri Gaston Darboux, Marie Curie'nin üyeliğini neden desteklediğini ve akademiye seçilmesinin Curie'ye kazandıracağı avantajları bir mektupla basına bildirdi. Daha önce edebiyat alanındaki Academie Française'e bir kadın seçilmiş olmasına rağmen Marie, Academie des Sciences'ın ilk kadın üyesi olacaktı. Ancak çok saygın bir aday daha vardı ve çekişmeli geçen yoğun bir seçim sonrasında kazanan erkek rakibi oldu. Bu duruma çok üzülen Marie bir daha isminin üyelik için önerilmesine izin vermedi. Çok daha sonra, tıbbi uygulamasına doğrudan bir katkısı olmamakla birlikte radyoterapinin tümör tedavisinde başarıyla uygulamasından dolayı Institut de France'ın bir başka bölümüne, Academie Nationale de Medecine'e seçildi.

Dul kaldığında otuz sekiz yaşındaydı ve çarpıcı bir güzelliğe sahipti. Bazıları bunun çektiği acılardan kaynaklandığını düşünüyordu. Ailesinin dışında fizikçi Paul Langevin ve Jean Perrin; matematikçi Emile Borel ve eşleri Henrietta Perrin ve Marguerite Borel, Marie'nin en yakın arkadaşlarıydı. Yaşlı Dr. Curie yatalak

olarak geçirdiği bir yılın ardından 1910'un başında öldü. Marie, kocasının ölümünden sonra Langevin ailesi de dahil Paris'in koşuşturmacasından kaçan bir bilimciler kolonisinin yaşadığı Fontenayaux-Roses adlı banliyöye taşınmıştı. Paul Langevin, Marie'nin organize ettiği, Rousseau'nun düşüncelerinden etkilenen eğitsel bir kooperatifte aktif rol alanlardandı. 1905'te yaşama veda eden Pierre Curie'nin yerine Paul Langevin, Ecole de Physique et de Chimie'ye profesör olarak atandı. Dört yıl sonra da okuldaki çalışmalardan sorumlu müdür ve daha önce düşük bir konumda bulunduğu College de France'da profesör oldu.

Langevin yakın bir zamanda karısından ayrılmış, gece geç saatlere kadar çalıştığı Ecole de Physique et de Chimie yakınlarında bir daireye taşınmıştı. Marie Curie, sık sık Langevin'i ziyaret ediyordu. Kocasının ölümünden sonra giydiği kasvetli kıyafetlerini değiştirerek yeniden çekici görünmeye başladı. Marie'nin ilk kez kendinden çok yaşlı olmayan bir erkekle (hatta Langevin, Marie'den beş yaş küçüktü) ilişkisi oluyordu. Langevin, politikaya olan ilgisi, edebiyat ve müzik sevgisiyle birlikte diğer ortak ilgi alanlarıyla Marie'nin hayatını zenginleştirmesinin yanında ortaya çıkmakta olan yeni fizik için entelektüel bir köprü görevi görüyordu.

Marie Curie insanların ona karşı tepkisini safça yanlış yorumluyordu. Langevin ile ilişkisinin sadece birkaç arkadaşı ve meslektaşını ilgilendireceğini düşünmekle korkunç bir yanlış yapmıştı. 1910 yazında l'Arcouest'de evi paylaştığı Perrin'lerin teşvikiyle Langvein'e boşanması için ısrar etti. Bunun üzerine Langvein'in karısı Marie'yi öldürmekle tehdit etti.

Marie, önde gelen fizikçilerin, fiziğin temel alanlarının durumunu araştıracağı ve tartışacağı, Brüksel'de gösterişli bir ortamda ilk defa yapılacak bir dizi küçük ve seçkin konferansa davet edilmişti. Bu konferanslara, varlıklı Belçikalı sanayi kimyageri Frnest Solvay'in maddi desteğiyle gerçekleştiği için Solvay konferansları deniliyordu. Marie Curie çok daha sağlıklı ama endişeli bir şekilde konferansa geldi. Le journal adlı küçük bir derginin editörü Langevin'in karısının eniştesiydi. Le journal'in 14 Kasım 1911 tarihli sayısı "Bir Aşk Hikâyesi, Madam Curie ve Profesör Langevin" manşetiyle çıkmış ve haber ertesi gün Paris'te çıkan tüm gazetelerde ve diğer ülkelerdeki bulvar gazetelerinde de yer bulmuştu. Yakalanan hikâye bütünüyle uydurma olmasına rağmen bir ay boyunca bu ilişki hakkında konuşulmaya devam edildi. Paris'e dönen Marie gazeteleri dava edeceğini söyleyince kendisinden kısmen özür dilense de huzuru tamamen kaçmıştı.

Marie'nin gönderdiği ve Langevin'in çekmecesinde sakladığı bazı mektuplar çalınmış ve ayrı yaşama davası açmak isteyen Langevin'in karısının eline geçmişti. Ayrı yaşama davası sırasında Marie Curie zina yapmakla itham edilecekti. Bir derginin 23 Kasım'da mektuplardan uzun alıntılar yayımlamasıyla merakla beklenen bilgiler de ortaya çıkmış oldu. Mektupları yayımlayan gazeteci Gustave Tery, Langevin'le aynı dönemde Ecole Normale'de okumuştu. Langevin'i ahlaksızlık ve rezillikle suçluyordu. Mektupların varlığı reddedilemezdi ama daha çok ses getirmesi için değiştirilmişti. Uzun süreli bir ilişkiydi; Pierre Curie bu ilişkinin farkına varınca intihar mı etmişti?

Bu zor zamanlarda Marie'nin en sadık yardımcısı Borel'lerdi. Emile Borel, Ecole Normale Superieure'un bilimsel yöneticisiydi. Marie ile en çok ilgilen, Emile Borel'in insouciante karısı yazar Marguerite idi. Bir grup saldırgan kalabalık Curie'lerin Sceaux'daki evinin önünde toplanınca Marguerite, Marie Curie ve çocukları alarak Ecole Normale Superieure'e getirdi. Tüm yaşananlar resmi konutun güvenli ortamında konuşulabilirdi. Eğitim bakanı, Borel'i Marie'yi resmi konutta tutmaması gerektiği yönünde uyardı. Borel'in kayınpederi, fen fakültesi dekanı ve o ana dek Marie'nin en güvenilir destekçisi Paul Appell, Borel'lerin bu duruma dahil olması karşısında çok öfkelendi. Pek çok kişinin yanı sıra Paul Appell ve Marie'nin ailesinin bazı üyeleri onun doğduğu topraklara dönmesi gerektiğini düşünüyorlardı.

İftira davası hem maliyetli hem de sonuç alınması çok güçtü; düello yapmak daha ucuz ve hızlı bir çözümdü. Artık düello törensel bir hal almıştı ve ölüm bir yana, çok nadir yaralanmayla sonuçlanıyordu. Curie-Langevin ilişkisi üzerine çeşitli düellolar yapıldı ve Langevin de gazeteciye meydan okumaya karar verdi. İleride başbakan olacak Paul Painleve Langevin'in düello şahitlerinden biriydi. 25 Kasım sabahı Langevin ve Tery dolu tabancalarla karşı karşıya geldiler, seremoniyi yerine getirdikten sonra düelloyu sonuçlandırmadan ayrıldılar.

Birkaç gün sonra Stockholm'den Marie'nin, radyum ve polonyumu keşfetmesinden dolayı Nobel Kimya Ödülü'nü aldığını belirten bir telgraf geldi. Bu kez kimseyle paylaşmadığı ödülüyle bilimde iki Nobel ödülü kazanan ilk kişi oldu. Ancak ödül Curie-Langevin ilişkisi üzerinden yürüyen tartışmanın basında yeniden canlanmasına neden oldu. Kamusal alandaki diğerleri gibi Sorbonne'da da bazıları Marie'nin suçlu olduğunu düşünüyordu. Nobel seçici kurulunun kıdemli bir üyesi ödülü almak için İsveç'e gelmemesini önerdi. Nobel ödülünü almakta kararlı olan Marie, bilimsel çalışmalarıyla özel hayatı arasında hiçbir bağlantı kuramadığını belirtti.

Bu arada ortalık durulmaya başlamıştı. Ayrı yaşama davası mahkemede Marie Curie'nin adı geçmeden sonuçlanmıştı. Ancak özenle hazırlanan Nobel törenleri gerginliği son raddeye vardırmıştı. Marie Paris'e döndüğünde ölümcül derecede hastaydı. Üstelik derin bir depresyona girmişti. Daha sonra kızlarına, bu dönemde intihar etmeyi bile düşündüğünü söyleyecekti. Kendini iyi hissetmeye başlayınca evini değiştirdi ve kızlık soyadını kullanmaya başladı. Depresyonu nüksetti ve bir ay dağlardaki bir sanatoryumda yattı. Bulunduğu yer mümkün olduğunca gizli tutulmaya çalışıldı.

Marie Curie'nin İngiltere'de kadınlara oy hakkı tanınması için mücadele eden hareketin önde gelen üyeleriyle hâlihazırda ilişkisi vardı. Üyelerden biri Marie'yi İngiltere'ye davet etti. Çok iyi İngilizce konuştuğundan ve kimliğini gizleyerek seyahat ettiğinden Fransa'daki bunaltıcı ilgiden kurtulmuştu. Fransa'ya geri döndüğünde hayatını yeniden kurma gücüne sahipti, ama artık Langevin'in hayatında yer alması mümkün değildi. Curie soyadını tekrar kullanmaya başlaması kızlarını rahatlattı. Kendisine söz verilen laboratuvar kurulmuştu. Tedavisinden sonra altı ay hastalık izni aldı. Sceaux'daki evi boşaltıp ile St Louis'de bir daireye taşındı. Sağlığı tam olarak düzelmediği için bir müddet dağlardaki kaplıcalara gitti. Bu dönemde yaşadığı sağlık sorunlarının nedeninin radyasyon olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor; tüberkülozdan da şüpheleniliyordu.

1914'te Birinci Dünya Savaşı başladığında Fransız hükümeti güvenlik açısından Bordeaux'ya taşınmıştı. Marie Curie elindeki çok değerli, dünyadaki en büyük radyum stokunu Bordeaux'da bir bankaya götürdü ve Paris'e geri döndü. Anavatanının doğu cephesi, daha öncesinde pek çok kez olduğu gibi muhalif orduların savaş alanıydı. Batıda Almanlar Belçika sınırını geçmiş ve ölü sayısı giderek artıyordu. Bir müddet sonra savaş bakanının resmi talebiyle cerrahlara radyografi aletleri sağlaması istenmişti. Marie, birisini bizzat kendisinin kullanacağı iki yüzden fazla gezici röntgen cihazını büyük kızıyla birlikte tedarik etti. Birçok bilimci arkadaşı da savaş çalışmalarına katılmıştı.

Marie başta istemese de otobiyografisini yazmayı ve ilk defa araştırmalarına maddi destek bulmak için Amerika'ya seyahat etmeyi kabul etti. Amerika'ya kızlarıyla birlikte gitti. Ama gazeteciler tarafından sürekli olarak bir ünlü muamelesi görüp rahatsız edilerek korktuğu şey başına gelmişti. Diğer taraftan Amerikan cömertliği sayesinde seyahati mali açıdan başarıya ulaştı. Bir müddet sonra binlerce yerde radyum tedavisi uygulanmaya başlandı ama çalışanların çoğu hastalanıyordu. Radyasyon hasta hücrelerle birlikte sağlıklı hücreleri de etkiliyordu. Başlarda bu durumun ne derece ciddi sonuçlar yaratacağı hakkında kimsenin bir fikri yoktu. Marie Curie'nin kendisi de bu tehlikeyi fark etmekte gecikti. Radyasyon hastalığının ilk belirtilerinden olabilen katarakt problemi yaşamaya başladı. Katarakt ameliyatı oldu. Ameliyatı gizlemek için çok gayret gösterdi. Onunla ilk tanışanlar, tedaviden kaynaklanan, yumuşak sesiyle taban tabana zıt buz gibi bakışlarından korkmuşlardı.

Sağlığının kötüye gitmesine rağmen Marie Curie çoğunlukla küçük kızı Eve ile beraber seyahatlere çıkmaya devam etti. irene evlenmeden önce annesinin gözde kızıydı, şimdi onun yerini Eve alınıştı. Marie l'Arcouest'in kuzeyinde Irene'nin adına bir tatil evi inşa ettirmişti. Kışın oturmak için Akdeniz sahillerindeki Cavalaire'de de Eve'in adına bir ev yaptırdı. 1932 yılının başlarında düşmesi sonucu çatlayan bileğinin iyileşmesi garip bir şekilde uzun sürdü. Ertesi yılın sonunda yeniden hastalandı ama sağlığına kavuştu. Bazı zorluklar yaşasa da bilimsel konferanslara katılıyordu. Hazırladığı vasiyeti kız kardeşi Bronislavva'ya gönderdi. Çok yorgundu, tüberküloz teşhisi kondu ve doktorlar yeniden sanatoryuma gitmesini önerdi. Sanatoryumda yapılan ikinci bir teşhisle o zamanlar genellikle ölümle sonuçlanan pernisyöz anemi olduğu tespit edildi. Marie 4 Temmuz 1934'te altmış altı yaşında öldü ve Sceaux'daki mezarlıkta Pierre'in yanına defnedildi. Ölüm nedeni, uzun süre yüksek enerjili radyasyona maruz kalmaktan kaynaklanan kan kanseriydi. Marie Curie'nin çok sayıdaki yaşam öyküsünden, küçük kızı Eve tarafından kaleme alman ilki Curie'nin efsanevi bir kişilik olmasında çok etkili oldu. Yine de bu çalışma hikâyenin tamamını vermemektedir. Örneğin, araştırmalarının başlangıcında aldığı önemli miktardaki mali desteği olduğundan az göstermekte ve Curie-Langevin ilişkisini göz ardı etmektedir.

Marie Curie'nin Hayatı
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 32583 kez okundu

27.10.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • elanvital
    12.01.2019

    kocası Pierre Curie ile birlikte mükemmel bir çalışma arkadaşı olan ünlü kimyagerdir, kızı Eve Curie hayat hikayesini yazmış ve bir bilim kadınının olağanüstü yaşam öyküsü adı ile 2014 yılında raflardaki yerini almış

  • devrim46
    16.06.2016

    çağının bilinen tek bilimkadınıdır. belki fazlaları da vardır. mutlaka vardır fakat kendisi çağ atlatmıştır bize.

  • Satılmış76
    25.05.2015

    aslında her bilim adamı farkında olarak ya da olmayarak insanlığın gelişmesine fayda sağlamaktadır, örneğin hitler'in vahşi bilim adamları bile zalim amaçlar için bile olsa icatları ile bilime katkı sağlamışlardır (örneğin wolksvagen beattle-tosba modeli araba ve filmlerde ufo olarak bize sunulan uzay aracı tasarımları bu dönemde yapılmıştır)

  • vaveyla89
    02.12.2014

    insanlığa yardım edeyim derken kendi hayatını karartmış olan bilin kadını

  • afrasyab
    20.11.2014

    bir marie curie makalesi daha vardı ama bu daha detaylı olmuş teşekkürler

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.