20.10.2013
4.51 / 35 oy

Padişah 2. Osman Dönemi Osmanlı Devleti

2. Osman'ın Doğum Tarihi: 3 Kasım 1604

2. Osman'ın Ölüm Tarihi: 20 Mayıs 1622

2. Osman'ın Sultanlığı: 1618 -1622

2. Osman

3 Kasım 1604'te İstanbul'da doğdu. I. Ahmed ile Mahfıruz Sultan'ın oğludur. "Genç Osman" adıyla anılır. Osmanlı padişahları arasında en genç yaşta ölen padişahtır.

Tahtan indirilmesi ve öldürülmesi olayı tepkilere sebep olmuş, tarihe "Vak'a-i Sultan Osman", "Haile-i Osmaniye", "Genç Osman Vak'ası" olarak geçmiştir.

II. Osman, babası I. Ahmed tahta çıktıktan on bir ay sonra doğdu. Sarayda eğitildi. Dört yaşında okumaya başladı. On üç yaşında saltanat varisi ilan edildi.

Türkçe'den başka doğu dillerini de öğrendi. Tarih ve coğrafya dersleri aldı. 1617'de babasının beklenmedik ölümü üzerine, hanedanın veraset geleneği uyarınca tahta geçmesi gerekirken ruh sağlığı bozuk amcası I. Mustafa "ekberiyet" (yaşça büyüklük) gerekçesiyle padişah ilan edildi.

Mustafa, 96 gün süren ilk saltanatının sonunda tahtan indirilince II. Osman 26 Şubat 1618 günü 14 yaşında tahta çıktı. Ertesi gün Eyüp'te kılıç kuşanma merasimi yapıldı. Atalarının türbelerini ziyaret ederek saraya döndü. Davud ve Mere Hüseyin paşalar hazineyi boşalttıklarından cülus bahşişinin nasıl dağıtılacağı problem oldu. Saraydaki altın kap kaçaklar darphaneye gönderilip sikke olarak bastırıldı ve askere cülus bahşişi dağıtıldı.

II. Osman'ın tahta çıkışının ilk günlerinde Yedikule Zindanı'nda mahpus tutulan Mehmed Giray kaçtı. Padişahın ilk emri onun yakalanması için peşinden adam gönderilmesi oldu.

II. Osman, kendisinin yerine amcasının tahta çıkarılmasından dolayı Kaymakam Sofu Mehmed Paşa'ya ve onunla işbirliği yapan Şeyhülislam Hocazade Esad Efendi'ye kırgındı. Bunu Osmanlı veraset geleneğini zedeleyen bir olay olarak görüyordu. Önce İran cephesindeki Sofu Mehmed Paşa'yı görevden aldı. Yerine Damad Öküz Mehmed Paşa'yı getirdi. Şeyhülislam Esad Efendi'nin yetkilerini kısıtladı. Ulema tayini ve diğer işlerde hocası Ömer Efendi'yi yetkili kıldı.

Tahta çıktığı sırada Sadrazam Halil Paşa'nın Pül-i Şikeste bozgunundan sonra orduyla Erdebil'e hareket etmesi üzerine, İran'la "Serav Antlaşması" imzalandı (1618). Osman, 18 Ocak 1619'da Halil Paşa'yı azledip Sadaret Kaymakamı Öküz Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Aynı yıl Mehmed Paşa'yı da azledip Kaptanıderya Güzelce Ali Paşa'yı sadrazam yaptı.

1619 yılında sikke tashihi yaptırıp yeni "onluk-ı Osmanî" adlı akçeleri bastırdı. Bir altın 120, bir riyal kuruş 80 ve aslanlı kuruş da 70 akçeye eşitlendi. Ayrıca sık sık tophaneye gidip top döküm işlerine nezaret etti, top ve tüfek talimlerini izledi. Sık sık kıyafet değiştirerek askerin devam ettiği meyhane, bozahane gibi yerlere baskın düzenledi, yakalanan kapıkulunu sert bir şekilde cezalandırdı.

Lehistan 1620 yılı başlarında Erdel, Boğdan ve Ukrayna Kazaklan'nın içişlerine karışmaya başladı.

II. Osman, Lehistan'ın Boğdan'a saldırması üzerine 1620 sonbaharında Lehistan seferine çıkmaya karar verdi.

O sırada İstanbul'da görülmemiş bir kış yaşanıyordu. Boğaz donmuş, yiyecek ve içecek bulunamaz olmuştu. Yaşanan sıkıntılar sebebiyle hayatından endişe eden, ancak daha sonra durumun normale dönmesiyle rahatlayan Sadrazam Ali Paşa, 9 Mart 1621 'de öldü. Yerine Ohrili Hüseyin Paşa getirildi.

Osman, 8 Mayıs 1621'de Davudpaşa'da ordugâh kurdu ve 21 Mayıs'ta Lehistan seferine çıktı. Ordu Edirne'ye geldiğinde maaş dağıtımına bizzat nezaret etti. Üç gün boyunca askeri tek tek saydırdı. Dağıtılan bahşişleri ödemekte tutumlu davrandığı gibi ulemanın da arpalıklarını kestirdi. Padişahın bu tavrı yeniçeri ileri gelenleri ve vezirler tarafından hoş karşılanmadı. Bu durum onun askere ve ulemaya karşı olduğu şeklinde yorumlandı.

Ordu, Hotin önlerinde kuvvetli bir Leh ve Kazak direnişiyle karşılaştı. Hotin Kalesi kuşatıldı ancak alınamadı. Askerin savaş sırasındaki isteksizliğini fark eden II. Osman, 17 Eylül 1621 'de sadrazamı azledip yerine Diyarbekir Beylerbeyi Dilaver Paşa'yı getirdi. Bu sırada gelen barış teklifi kabul edildi. Lehlilerle Hotin Antlaşması imzalanarak savaşa son verildi (6 Ekim 1621). Bu antlaşma ile Boğdan yine Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. Lehistan ayrıca, Osmanlı Devleti'ne her yıl vergi ödemeyi kabul etti. Padişah 9 Ekim 1621 günü İstanbul'a dönmek üzere Hotin önlerinden ayrıldı. Bir sonuç alınamamasına rağmen bu sefer bir zafer olarak ilan edildi. Edirne'ye geldiğinde bir oğlunun olduğu müjdesini alan Osman buna çok sevindi. Ayşe Sultan'la birlikte Ömer adı verilen şehzadeyi yanına getirtti.

Edirne'de dört gün süren yeniçeri yoklaması ve Dilaver Paşa'nın ocaklardaki sayıyı azaltma yolunda bazı tedbirler aldırması padişaha olan güvensizliği daha da artırdı.

Osman 25 Aralık 1621'de İstanbul'a ulaştı. Şubat 1622'de Hotin çengini temsil eden gösteri sırasında bir tüfekten seken kurşun Şehzade Ömer'in ölümüne yol açtı. Mart 1622'de Şeyhülislam Esad Efendi'nin kızı Akile'yle evlendi. Padişahların daima cariyelerle evlendiğini belirten Esad Efendi bu evliliğe önceleri şiddetle karşı çıktı, nikâha izin vermek istemedi, ancak daha sonra rıza göstermek zorunda kaldı.

II. Osman, Hotin seferi boyunca edindiği olumsuz izlenimler ve çevresindekilerin telkinleri ile orduyu yenilemek istiyordu. Hacca gitme bahanesiyle İstanbul'dan ayrılmak, Anadolu'da ve Suriye'de disiplinli bir ordu kurduktan sonra İstanbul'a dönüp kapıkulu ocaklarını kapatmak düşüncesindeydi.

1622 ilkbaharına doğru hazırlıklarını hızlandıran II. Osman'ın gerçek niyetinin Kâbe'yi ziyaret olmadığı, yeniçerileri ortadan kaldırmak üzere asker toplayacağı yolundaki haberler yayılmaya başladı. Bunun üzerine ikinci bir gerekçe daha ortaya atıldı ve hac seferinin bir amacının da o sırada Lübnan'da isyan çıkaran Ma'noğlu Fahreddin'in üzerine gidilmesi olduğu açıklandı. Donanmanın 100 kadırgayla Suriye kıyılarına gitmesi için de 10 bin altın verildi. II. Osman'ı seferden vazgeçirmek için kayınpederi Şeyhülislam Esad Efendi hacca gitmek yerine kendi adına bir cami inşa ettirmesinin daha büyük sevap olacağını söyleyerek ikna etmeye çalıştı ama başarılı olamadı.

18 Mayıs 1622'de otağ-ı hümayunun (padişah çadırı) İstanbul'dan Üsküdar'a geçirilmesi kararlaştırıldı. Bunun için Sadrazam Dilaver Paşa ile defterdar ve nişantı paşalar görevlendirildi. 11. Osman, hac seferi için yalnızca beş yüz yeniçeri, bin sipahi seçilmesini, diğerlerinin İstanbul muhafazasında kalfalarını emretmişti. Bu haber ve Üsküdar'a geçiş hazırlıkları kapıkulu ocularında tepki uyandırdı. Kazan kaldırma haberi saraya ve Paşakapısı'iıa ulaştığında Dilaver Paşa Çavuşbaşı Halıcızade'yi askerleri yatıştırmaya gönderdi. Ancak, ilmiye kesiminden katılımlarıyla cesaretleri büsbütün artan asilerin caydırılmasına imkân kalmamıştı.

O gün sur kapılarını kapayarak İstanbul'a giriş çıkışları kesen isyancılar, Ahırkapı'dan kadırgalara yüklenmekte olan tuğlara ve otağ-ı hümayuna el koydular. İsteklerini ise padişahın hac seferinden, Anadolu'ya geçmekten vazgeçmesi, ayrıca kendisini bu düşünceye yönlendirenleri cezalandırması olarak açıkladılar.

Ulemadan bir heyeti kabule razı olan II. Osman'ın bu istekleri kabul etmediği gibi saraydaki bostancıları silahlandırdığı ve tahkimat yaptırdığı haberleri yayıldı.

19 Mayıs Perşembe günü seher vaktinde isyancılar Odalar Meydanı'nda toplandılar. Buradan topluca Fatih Camii'ne gittiler. Herkes silahlanmıştı. Sıra s\ra olup kılıçlarını çıkardılar. Ulemayı da yanlarına çağırdılar. Her birini atlara bindirip önlerine alarak Atmeydanı'na yürüdüler. Asiler bütün ulemayı Sultanahmet Camii'nde topladılar. Şeyhülislam Esad, Nakibüleş-raf Şerif, Şeyh Ömer, Şeyh Derviş Efendiler ile Şeyh Abdülmecid Sivasi ve Kadızade Mehmed Efendi pek çok nasihatte bulundularsa da bir yararı olmadı.

Asiler, Süleyman Ağa'nın, Sadrazam Dilaver Paşa'nın, Kaymakam Hafız Ahmed Paşa'nın, defterdar Baki Paşa'nın, Hoca Ömer Efeııdi'nin idamlarında diretmekteydiler. Ulemadan bir grubu yine saraya gönderdiler. 11. Osman'ın idamlara razı olmadığı gibi saraydaki bostancıları silahlandırdığı ve tahkimat yaptırdığı haberleri yayıldı.

Asiler, 19 Mayıs 1622 günü yolları dolduran halkla birlikte saraya yürüdüler ve avluya dolmaya başladılar. Elinde silahı olmayanlar odun ambarına girip odun ve değnek aldı. Yeniçeriler ve sipahiler, Babüssaade'ye geçip Arz odası'nın kapı ve duvarlarını taş ve ok atarak delik deşik ettiler.

II. Osman önce Çadır Köşkü'ne, oradan da daha korumalı bir kasra çekildi. Bir kısım yeniçeri, I. Mustafa'yı haremdeki dairesinden çıkartıp Divanhane'ye götürdüler. Bir süre direnen II. Osman, duruma hâkim olabilmek için Sadrazam Dilaver Paşa ile Süleyman Ağa'yı onlara verdi. Şeyhülislam Esad Efendi, istekleri yerine gelen asilerin çekilmelerini, Mustafa'nın da haremdeki dairesine götürülmesini istedi. Mustafa'yı Et-meydanı'ndaki Orta Cami'ye götürdüler.

II. Osman, Mustafa'nın saraydan çıkarıldığını öğrenince sadrazamlığa getirdiği Ohrili Hüseyin Paşa'nın yönlendirmesiyle gece yarısı kılık değiştirerek birkaç has adamı ve vezirlerle Ağakapısı'na gitti. Yeniçeri Ağası Ali Ağa'ya kendilerine sığındığını bildirdi ve ağanın yeniçerileri ikna etmesini istedi.

Bunun üzerine Rumeli kazaskeri olan Kethüda Mustafa Efendi ile Yeniçeri Ağası Ali Ağa yeniçerilerin I. Mustafa'yı götürdükleri Etmeydanı'nda-ki Orta Cami'ye gittiler. Fakat yeniçerileri ikna edemediler.

II. Osman'ın Ağakapısı'nda olduğunu öğrenen bir bölük, 20 Mayıs sabahı o tarafa gidip Ali Ağa'nın konağını bastı. Osman'ı avluya çıkarıp türlü hakaretlerde bulundular.

II. Osman Ağakapısı'na tebdil geldiği için üzerinde hükümdarlık giysileri yoktu. Başında bir yarım sarık, sırtında beyaz bir gömlek vardı. O halde bir beygire bindirdiler. Ortalık ağarırken türlü hakaretler ederek getirip Orta Camii'nde Sultan Mustafa'nın karşısına koyan asiler, henüz ne yapacaklarını bilmemekteydiler. I. Mustafa'nın vezirliğe getirdiği Davud Paşa da oradaydı.

Mustafa arabalarla Topkapı Sarayı'na götürülerek cülus töreni yapıldı. Tören bittikten sonra Orta Camii'ne dönen Sadrazam Davud Paşa ile Yeniçeri Ağası Derviş ağa ve bölük ağaları II. Osman'ı bir pazar arabasına bindirip Yedikule'ye götürdüler. Burada öldürdüler. Cenaze saraya götürülüp hazırlandı. Sabah erkenden salâlar verilip durum İstanbul'a duyuruldu. Törenle kaldırılan cenaze, I. Ahmed Türbesi'ne defnedildi.

II. Osman'ın bu şekilde öldürülüşü ülkede tepkilere sebep oldu. Olaydan 8 ay sonra Ocak 1623'te İstanbul'a dökülen sipahiler Osman'ın kan davası gerekçesiyle büyük bir ayaklanma başlattı. Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa, II. Osman'ın kan davasını güderek ayaklandı. Sipahiler Divan'a gelip II. Osman'ın öldürülmesine sebep olanları istediler.

Tarihçiler, Genç Osman'ın feci şekilde öldürülmesinde ve onun yerine ruh sağlığı bozuk olan I. Mustafa'nın getirilmesinde Sultan IV Murad'ın annesi Kösem Sultan'ın parmağı olduğunu belirtirler.

Osmanlı tarihinde o zamana kadar görülmemiş bir olay sonucu hayatını kaybeden II. Osman, yerli ve yabancı kaynaklarda cesur, mağrur, ecdadının zaferlerine gıpta eden, silah kullanmakta ve ata binmekte son derece mahir, ancak hasis, sert tabiatlı, asker ve ulema tarafından sevilmeyen bir hükümdar olarak tanıtılır. Orta boylu, beyaz tenliydi.

"Farisi" mahlasıyla yazdığı şiirleri yüksek bir edebi gücü yansıtır. Bazı hayratı ve tahsis ettiği vakıfları bulunmaktadır. Başına gelen olaylar, popüler birçok edebi esere ve tiyatro oyununa konu olmuştur.

 

Padişah 2. Osman Dönemi Osmanlı Devleti
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 4229 kez okundu

20.10.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • seyit
    18.02.2015

    tarihin hiçbir döneminde hiç bir hükümdar tüm halka hitap edememiştir, düşünün ki yüce Atatürk'e bile dil uzatanlar vardır. bu yüzden her halk tarafından öldürülen hükümdara başarısız gözüyle bakılmamalıdır

  • lopente
    11.11.2014

    halk tarafından öldürülmüş padişahtır

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.