02.01.2014
4.57 / 37 oy

Padişah 5. Murad Dönemi Osmanlı Devleti

5. Murad'ın Doğum Tarihi: 22 Eylül 1840

5. Murad'ın Ölüm Tarihi: 29 Ağustos 1904

5. Murad'ın Sultanlığı: 29 Mayıs 1876 - 29 Ağustos 1876

5. Murad'ın Kabrinin Bulunduğu Yer: İstanbul, Yeni Camii

Sultan 5. Murat'ın Yaşamı

5. Murad

22 Eylül 1840'da İstanbul'da doğdu. Asıl adı Mehmed olup Abdülmecid ile Şevkafza Kadınefendi'nin oğludur.

Murad, 1861 'de babasının ölümü ve amcası Abdülaziz'in tahta çıkmasıyla veliaht ilan edildi. Şehzadeliğinde iyi bir eğitim gören Murad, çeşitli hocalardan Türkçe, Arapça, Fransızca, Osmanlı Tarihi ve Fen dersleri okudu.

Abdülaziz'in 1863'te Mısır'a, 1867'de Avrupa'ya yaptığı gezilere Murad Efendi de veliaht sıfatıyla katıldı. Vaktinin çoğunu Abdülaziz'in kendisine tahsis ettiği Kadıköy'deki çiftlik evinde geçiren Murad, bu dönemlerde meşruti rejimi savunan Jön Türklerle temas kurdu. Sık sık görüştüğü Şinasi, Namık Kemal ve Ziya (Paşa) beylerle meşrutiyet, demokrasi ve hürriyet konularında fikir alışverişlerinde bulunuyordu. Ziya Paşa ve özel doktoru Kapoleon Efendi aracılığıyla Abdülaziz'in yönetiminden hoşnut olmayan muhalif grubun lideri Midhat Paşa ile de haberleşmekteydi.

Bu yıllarda Osmanlı Devleti, çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştı. Hersek isyanıyla (1875) başlayan Balkan buhranı, Bulgaristan ayaklanması (2 Mayıs 1876) ve iki konsolosun öldürülmesiyle sonuçlanan Selanik Vak'ası (6 Mayıs 1876) dış gelişmeleri tehlikeli bir noktaya getirmişti.

Büyük güçlerin Osmanlı Devleti'ne müdahaleye hazırlandığı bir sırada muhalif grup Abdülaziz'i hal'edip Murad'ı tahta çıkarma hazırlığına girişti. Midhat Paşa'nın köşkünde yapılan toplantıda Abdülaziz'in tahtta kalmasının hem ülke hem de kendileri için tehlikeli olacağı kanaatine varılarak medrese talebelerinin ayaklandırılmasına karar verildi. Murad Efendi de talebeye dağıtılmak üzere sarrafı Hristaki Efendi'den sağladığı paraları Midhat Paşa'ya gönderdi. "Talebe-i ulum" veya "softalar ayaklanması" adı verilen gösteriler 10 Mayıs 1876'da başladı.

Kalabalık, Bab-ı Seraskeriye'ye, oradan Abdülaziz'in o sırada oturduğu Yıldız Kasrı'na yürüyerek Sadrazam Mahmud Nedim Paşa'nın istifasını istedi. Ertesi gün sadrazam azledilerek yerine Mütercim Rüşdü Paşa getirildi. İhtilali gerçekleştirecek olanlardan Hüseyin Avni Paşa Serasker, Hayrullah Efendi Şeyhülislam, Midhat Paşa Meclis-i Vükela Memuru, Kayserili Ahmed Paşa Bahriye Nazırı yapıldı. Bunlar Abdülaziz'in tahttan indirilmesi, Murad'ın tahta çıkarılması için anlaşmışlardı.

26 Mayıs 1876 gecesi Serasker Hüseyin Avni Paşa'nın Paşalimanı'ndaki yalısında Murad'ın 31 Mayıs günü tahta oturtulması kararlaştırıldı. Ertesi gün de ihtilali gerçekleştirecek olan Mekteb-i Harbiye Nazırı Süleyman Paşa'yla görüşülüp Ziya Paşa aracılığı ile de durum Murad Efendi'ye bildirildi. Fakat 29 Mayıs akşamı Abdülaziz'in Hüseyin Avni Paşa'yı sara-

ya çağırması komiteyi kaygılandırdığından, bir gün daha beklenmeksizin o gece harekete geçilmesi kararlaştırıldı. Saray denizden gemilerle, karadan da Mekteb-i harbiye talebeleri ve üç tabur askerle kuşatıldı. Giriş çıkış yasaklandı ve telefon hatları kesildi. Taburlara komuta eden Mekteb-i Harbiye Nazırı Süleyman Paşa, gün ışımaktayken şiddetli yağmur altında, Dolmabahçe Sarayı'nın Veliaht Dairesi'ne girerek Murad'ı dışarıya davet etti. Murad Efendi hareketin bir gün önceye alındığını bilmediği için tutuklanacağı korkusuyla dairesinden çıkmak istemedi. Süleyman Paşa zorla ikna ettiği Murad Efendi'yi götürürken arkadan Hüseyin Avni Paşa yetişti. Arabadan inmeden veliahdı yanına alarak Dolmabahçe rıhtımına doğru hareket etti. Murad Efendi şiddetli fırtına ve sağanak altında bekleyen kayığa bindirildi. Denizde de üç vasıta değiştirildikten sonra güçlükle Sirkeci İskelesi'ne gelindi. Hüseyin Avni Paşa bir kira arabasına bindirdiği veliahdı Beyazıt'taki Serasker Kapısı'na getirdi.

Burada bekleyen Sadrazam Mütercim Rüşdü Paşa, Şeyhülislam Hayrullah Efendi ve Midhat Paşa, yeni padişahı karşılayıp Daire-i Hümayun'a götürdüler ve biat ettiler. Ardından Abdülaziz'in hal'ine dair fetva okundu. Fetva gerekçesinde Abdülaziz'in cinnet geçirdiği ve devlet işlerinden anlamadığı ileri sürülüyordu.

Abdülaziz'in Dolmabahçe Sarayı'ndan çıkarıldığı haberi geldikten sonra V Murad arabayla Sirkeci'ye indirilip saltanat kayığıyla Dolmabahçe Sarayı'na götürüldü. İstanbul'un muhtelif semtlerinden ve Boğaz'daki donanma gemilerinden cülus topları da atılmaya başladı. Sabahın erken saatlerinde İstanbul halkı, "Sultan Murad Padişah olmuş" haberleriyle uyanıp sokaklara döküldü.

Bu sırada Dolmabahçe Sarayı'nda Abdülaziz'e, annesine, eşlerine ve cariyelerine ait değerli eşyalar yağmalandı. Bir kısmını yeni padişahın annesi alırken bir kısmı da V Murad'ın bir milyon liraya varan borçları için sarraf Hristaki'ye verildi. Büyük bir kısmına devlet adamları el koydu. Sultan Aziz'in 7 milyon 400 bin altın değerindeki tahvilleri dış borçlar için Osmanlı Bankası'na verildi. Sultan Abdülaziz ve yakınları Topkapı Sarayı'na nakledildi.

V. Murad, tahta çıkmasında önemli rol oynayan Ziya Paşa'yı kendisine başkatip tayin etti. Sadrazama haber yollayarak Abdülaziz'in sürgüne gönderdiği Namık Kemal ve arkadaşlarının geri çağrılmasını istedi, fakat bu isteği yerine getirilmedi.

İstanbul'da cülus şenlikleri sürerken ihtilalciler arasında da anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Midhat Paşa Kanun-i Esasi'nin ilanını istiyordu. Mütercim Riişdü Paşa ile padişahın bütün yetkilerini elinde tutan Serasker Hüseyin Avni Paşa ise buna yanaşmıyordu. Nitekim cülusun üçüncü günü yayınlanan hümayunda meşrutiyet konusu birkaç parlak sözle geçiştirildi Hüseyin Avni Paşa tam bir diktatör gibi davranıyor, her işe müdahale ediyordu. Saraya giriş çıkışları kontrol altına alan serasker, padişahla görüşecek kişilerin kendisinden izin alması gerektiğini bildirdi. Ziya Paşa başkâtiplikten azledilerek yerine Sadullah Paşa getirildi. Bu arada V. Murad, amcası Abdülaziz'in Topkapı'dan başka bir sarayda kalmak isteğini olumlu karşılayıp Ortaköy'deki Fer'iyye Sarayı'na taşınmasına izin verdi. Eski padişah buraya gelişinin üçüncü günü öldü. Olayı kahvaltı sofrasında öğrenen V. Murad, şok geçirip bayıldı. Eskiden beri rahatsızlığı bilinen V Murad'ın birbiri ardına gelen olaylar yüzünden sinirleri iyice bozulmuştu. Tahta çıkarıldığı gün Serasker Kapısı'na götürülürken yaşadığı olaylar sebebiyle manen çökmüş ve bilincini yitirmiş bir haldeydi. Anormal davranışlarından dolayı biat merasimi kısa kesilmişti. Şuurunda bir bozukluk olduğu Ayasofya Camii'nde yapılan ilk Cuma selamlığında görüldü. Amcasının ölümü üzerine şok geçiren padişahın tedavisi için gelen tabip Salih Efendi ile Türk Emin Paşa padişahın Yıldız Sarayı'nda oturmasını tavsiye ettiler.

Orada, delilik denebilecek davranışları günden güne sıklaştı. Burada cinnet geçirerek kendini havuza atması üzerine tekrar Dolmabahçe Sarayı'na getirildi. İkinci Cuma selamlığındaki davranışları akli dengesinin tamamen bozulduğunu ortaya koydu. Saraya kapatılan padişah, kimseyle görüştürülmedi ve artık Cuma selamlığına da çıkarılmadı. Eyüp-sultan'daki kılıç kuşanma merasimi yapılamadı. Yabancı elçiler de itimad-namelerini yeni padişaha sunamadılar. V Murad'ın hastalığını gizlemeye çalışan hükümet, padişahın yüzünde ve sırtında çıban çıktığı haberlerini yayıyordu. Fakat padişahın hastalığı biliniyor, sadrazamın saltanat naibi gibi davranması şiddetle eleştiriliyordu. Murad, bir sabah camları kırarak kendini öldürmek istedi.

15 Haziran gecesi, Abdülaziz'in kayınbiraderi Kolağası Çerkez Hasan Bey, eniştesinin ölümünden sorumlu tuttuğu Hüseyin Avni Paşa'yı Midhat Paşa'nın konağında yapılan Meclis-i Vükela toplantısını basarak öldürdü. Hüseyin Avni Paşa öldürülünce ihtilal ekibinin en güçlü kişisi de aradan çıkmış oldu. Hükümet V. Murad'ın tedavisi için çareler aramaya yöneldi. Deniz havası önerildiğinden bir vapurla Marmara'da gezdirildi. İngiliz elçisinin tavsiyesiyle Viyana'dan getirilen Doktor Leidesdorf, bir klinikte üç ay tedavi olmasını tavsiye etti. Fakat sadrazamla Midhat Paşa buna yanaşmadılar. 2 Temmuz 1876'da Sırbistan ve Karadağ'la savaş durumu doğunca hasta padişahı gizlemek büsbütün zorlaştı. Halk arasında V Murad'ın çıldırdığı konuşuluyordu.

Asabi buhranlar geçiren, yemek yemeyen, hayaller gören V Murad'ın tahtan indirilmesinden başka çözüm kalmayınca, Midhat Paşa, Veliaht Abdülhamid'le temasa geçti. Veliaht, Kanun-i Esasi'yi (meşrutiyet) ilan edeceğine söz verdikten sonra Şeyhülislam Hayrullah Efendi'nin fetvasıyla 30 Ağustos 1876'da V Murad'ın hal'i kararlaştırıldı. Abdülhamid, 31 Ağustos sabahı Babüssaade önünde kurulan tahta oturdu. Bu sırada bir heyet V. Murad'ın annesi Şevkefza Valide Sultan'a durumu tebliğ etti. V. Murad kapalı bir arabaya bindirilip Çırağan Sarayı'na götürüldü. Hükümdarlığı üç ay süren V Murad'ın tedavisine bir süre daha devam edildi.

Eski padişahı kaçırmak için 5 Aralık 1876'da bir girişim oldu. Kadın kılığında saraya girmeyi başaran Hüsnü ve Mehmed adlı iki kâtiple İstavridi adlı Rum'un ve Lehli'nin amaçları, Murad'la oğlu Selahaddin Efendi'yi Avrupa'ya kaçırmaktı. Bu kişiler yakalandı. İkinci kaçırma girişimi 1878'de oldu. Cleante Scalieri ile Aziz Bey, Murad'ı kaçırıp yeniden tahta geçirme işini planladılar. Scalieri ile Ali Şevkati Bey gizlice Çırağan Sarayı'na girerek Murad'la ve Şevkefza Valide Sultan'la görüştü. Murad'ı Şubat 1878'de kaçırmayı, Fatih Camii'ne götürüp padişah ilan etmeyi tasarlamışken, bu karar ertelendi. 20 Mayıs 1878'de ise Ali Suavi'nin başını çektiği Çırağan Sarayı Olayı meydana geldi. Filibeli muhacirlerden topladığı yaklaşık 259 kişilik bir grupla Çırağan Sarayı'nı basarak Murad'ı yeniden tahta çıkarmayı planlayan Ali Suavi, başına vurulan bir sopa darbesiyle öldürüldü. Olaydan sonra sarayın temizlenmesi ve soruşturma için Murad, Malta Köşkü'ne çıkarıldı. Tekrar Çırağan'a döndüğünde asıl saraya değil Fer'iye Dairesi'ne yerleşti.

Bütün bu olaylardan sonra II. Abdülhamid, Çırağan'ı adeta yasak bölge durumuna sokup kuş uçurtmamaya çalıştı. V Murad, hekim kontrolünden yoksun, zehirlenme korkusu yüzünden ilaç da almayarak hastalıklara direnmeye çalıştı. Annesi Şevkefza 1889'da öldü ve Yeni Cami Türbesi'ne gömüldü. 1904'te durumu ağırlaştığı halde oğlu Selahaddin Efendi bundan II. Abdülhamid'i bilgilendirmeyerek kendisi için aldığı ilaçlarla babasını tedaviye çalıştı. Murad'ın durumu büsbütün ciddileşince padişaha bilgi verildi. II. Abdülhamid Ali Rıza Paşa ile İbrahim Paşa'yı muayene için gönderdiğinde yapılabilecek bir şey kalmamıştı. V Murad, 29 Mayıs 1907'de öldü. Yeni Cami Türbesi'nde annesinin yanına gömüldü.

Sultan Murad orta boylu, açık tenli ve yumuşak bir karaktere sahipti. Güzel sanatlara karşı özel bir ilgisi vardı. Güzel resim yapar, iyi piyano çalardı. Şiir yazar müzikle de uğraşırdı ve hafif batı müziğinde besteler yapmıştır.

V. Murad'ın oğulları Süleyman ve Seyfeddin küçük yaşlarda, büyük oğlu Mehmed Selahaddin 1915 yılında öldü.

Padişah 5. Murad Dönemi Osmanlı Devleti
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 6878 kez okundu

02.01.2014 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • joker_26
    04.02.2016

    ölümünden önce padişahlığı devretmiş olması dikkate değer

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.