25.09.2013
4.52 / 46 oy

Türkiye'de ilk Arşivcilik

Türkiye'de modern anlamda milli arşivcilik konusunda ilk ciddi girişim, 1845 yılında devrin maliye bakanı Safveti Paşa tarafından gerçekleştirilmiştir. Saffeti Paşa, Enderun'daki tarihi vesika ve defterleri düzenlemeye çalışmıştır.

Türkiye'de ilk arşiv deposu, Mustafa Reşit Paşa tarafından yaptırıldı. Daha önceleri devlet belgeleri, torba, sandık gibi dağınık yerlerde saklanırdı. Bu durumu gözönüne alan Mustafa Reşit Paşa, bugün de arşiv deposu olarak kullanılan, ilk adı "Hazine-i Evrak" olan, şimdi Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü olarak kullanılan binayı yaptırdı.

Tam anlamıyla modern arşivcilik ise, 1846'da "Hazine-i Evrak Nezareti"nin kurulmasıyla başladı ve bugünkü Başbakanlık Arşivi'nin çekirdeğini oluşturdu. 1846 yılında Bab-ı Ali'nin iç kısmında yüksekçe, rutubetsiz bir yer seçilerek ve özel olarak imal edilen tuğla ile mükemmel bir bina yapıldı. Nezaretin başına Hazine-i Evrak Nazırı olarak sadaret mektupçusu Esseyyid Hasan Muhsin Efendi atandı. Emrindeki ekip ile kıymetli çalışmalar yapan Hasan Muhsin Efendi, Türkiye'de modern arşivciliğin mimarı olarak kabul edilir.

Türkiye'de ilk Arşivcilik
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 2669 kez okundu

25.09.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • bolat01
    06.02.2019

    evden çıkmayı pek sevmeyen insanlarda bu durumu daha sık gözlemleyebilirsiniz, mesela sosyalleşmeyi çok sevmeyen birisi bir traş makinesi alarak berbere bile gitmeden evde her işini çözmek istediğini söyler, bunu yaparken hijyen ve tasarruf gibi argümanları vardır ama aslında biraz sohbet edildiğinde berber ortamını sevmediği anlaşılabilir, diğer tarafta da saçı uzamadan berbere giden kişiler sohbet muhabbet olsun diye gittiklerini söylerler, tamamen sosyal fobi durumu bence

  • sebnem
    06.02.2019

    bir dönemi görmüş olan yaşlılarımızda bu durum daha sık gözlemlenebiliyor, evin bir yerlerinde sürekli bir yiyecek depolama ihtiyacı hissediyorlar, bir şey olacağından da değil ama o korku yerleşmiş bir kere

  • izmir1987
    11.01.2019

    arşiv hastalığı sadece Türkiye'ye özgü bir durum değil, bu bence adı henüz konmamış bir fobi. Ya sular günlerce kesilirse diye strese giren birisi nasıl evde kovalarla su saklarsa ya internetim biterse diyen birisi de sevdiği tüm şarkıları arşivlemek isteyebilir, ne zaman ki sevdiği şarkı kalmaz o zaman da ben diyeyim film siz deyin dizi konser neyse artık devam edebilir, gayet normal geldi bana

  • hayati54
    30.03.2018

    doğru bir tespit olmuş, ne zaman evdeki internetin gerçekten de 24 saat var olabileceğine ikna olduysak sular her an kesilecekmiş gibi altına leğen koyarcasına download yapma telaşımız da sona erdi, ama o zamanlar 3 günde emule ile indirilen filmi izlemek daha mı keyifliydi ne? :)

  • flyemo
    30.12.2015

    sınırsız internet dönemi tezinizi destekliyorum, hepimiz balya balya arşivler yapıp saklamadık mı

  • çakabey
    23.12.2015

    En kıymetli Osmanlı belgeleri gittikten sonra arsivcilikten bahsetmeyelim lütfen.

  • miracle butterfly
    31.10.2014

    arşivcilik, sınırsız internetin keşfi ile internetten download yapılması suretiyle çok farklı boyutlara taşınmıştır

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.