18.10.2013
4.53 / 34 oy

William Thomson'ın Hayatı

William Thomson (Largs Lordu Kelvin) (1824-1907) Kimdir?

1894'te William Thomson, University of Glasgow'daki doğa felsefesi kürsüsüne oturalı tam elli yıl olmuştu. Dünyanın dört bir yanından bilimciler bunu kutlamak için toplanmıştı. Almanya'daki arkadaşı Helmholtz ile birlikte o dönemde bilindiği şekliyle fizik bilimini dönüştüren önemli şahsiyetlerdendi. Üç yıl sonra kürsüsünden emekli oldu. Vanity Fair dergisi aşağıdaki yazıyla birlikte Thomson'ın bir karikatürünü yayımladı.

William Thomson

Royal Society'nin bir ve Royal Society of Edinburgh'un da üç dönem boyunca başkanlığını yaptı. Oxford'dan Bologna'ya kadar dokuz üniversite tarafından onurlandırıldı. Almanya, Belçika, Fransa ve İtalya'dan verilen nişanların mütevazı sahibiydi. İki kez evlendi. Isı hakkında bilinmesi gereken her şeyi, manyetizmayla ilgili bilinen her şeyi ve elektrikle ilgili keşfedebileceği her şeyi biliyor. Çok fazla yazmış ve daha da fazlasını yapmış önemli, dürüst ve mütevazı bir bilimcidir.

Geleceğin Lord Kelvin'i William Thomson 26 Haziran 1824'te İrlanda şehri Belfast'ın dış mahallelerinde sakin bir evde doğdu. Dördü erkek, üçü kız, yedi çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu. Anneleri Margaret (kızlık soyadı Gardner) ticaretle uğraşan İskoç hir aileden geliyordu. Babalan James Thomson, İskoç kökenli Ulster'di. Mezhebe dayalı bir kurum olmayan Belfast Academical Institution'da matematik profesörüydü. Margaret Thomson Mayıs 1830'da, en küçük oğlu Robert'in doğumu sırasında öldü. Bundan dolayı çocukları tek başına babaları büyüttü. 1832'de yedi kardeşten biri ölünce altı çocukla kalan aile, James Thomson'ın Glasgow College'da matematik profesörü olduğu Glasgow'a taşındı. Kolej, James Thomson'ın bir zamanlar öğrencisi olduğu University of Glasgovv'daki eğitimin merkezinde yer alıyordu. James Thomson birçok matematik ders kitabının yazarı olarak biliniyordu. Kitaplardan aldığı telif ücreti yetersiz maaşına katkı yapıyordu.

William ve büyük kardeşi James ilk zamanlar eğitimlerine evde devam etti. 1834'te her ikisi de resmi eğitimlerine, Oxford ve Gambridge'den oldukça farklı, donemin İskoç üniversitelerine özgü akademik çevreye sahip Glasgovv'da başladılar. İskoç üniversiteleri daha çok eğitimsiz çocuklara meslek edindirmeye çalışan halktan öğrencilerin gittiği yerlerdi. İskoçya'da doğa felsefesi, felsefeden teolojiye uzanan geniş bir yelpazedeki tüm derslerin önemli bir bölümünü oluşturuyordu. Cambridge'de doğa felsefesi kürsüsü bile yoktu. Glasgovv'da doğa felsefesinin yanı sıra astronomi ve kimya kürsüleri vardı.

O zamanlar doğa felsefesi profesörü olan William Meikleham, Fransızların Legendre, Lagrange ve Laplace'la hayat bulan doğa bilimleri yaklaşımlarına büyük saygı duyuyordu. William Thomson 1 839'da ailesiyle çıktığı Avrupa turunda, Meikleham'ın teşvikiyle Laplace'ın Mecanique celeste ve Fourier'nin Theorie analytique de la chaleur'ü nü Fransızcasından okudu. Mekanik olan her şeye tutkulu bir ilgi duyan erkek kardeşi James mühendis olmaya karar vermişti. Üçüncü oğlu John tıp alanındaki kariyerine başlamak üzereyken İrlanda'da yaşanan kıtlık sonrası 1847'de meydana gelen tifo salgınında öldü. En küçük erkek kardeşi Robert sigortacılık işine girdi ve Avustralya'ya göç etti. William'in matematik sevdasıysa babasının onu Cambridge'e göndermesine neden oldu.

Daha önce Cavendish'de gördüğümüz gibi William Thomson da Peterhouse'a kabul edilmiş ve orada ünlü William Hopkins tarafından yetiştirilmişti. University of Cambridge'de Tripos sınavlarını birincilikle bitirmeye verilen aşırı önemden dolayı Thomson buradaki eğitimden Glasgow'da aldığı eğitim kadar etkilemedi. Bazı özel matematik problem tiplerini nasıl ele almak gerektiği konusunda çok zaman ve çaba harcanıyordu. Bu problemler Nevvton'un Principufsıııda değinilmeyen fiziksel sorularla nadiren ilgili oluyordu.

Babası, oğlunu Cambridge'de okutmanın Glasgovv'la karşılaştırıldığında hiç de ucuz olmadığının farkındaydı. Oğlunu sık sık müsrif olmaması, adının haylaz ve çapkına çıkmaması için uyarıyor ve zamanını boşa harcatacak gürültücü kaba insanlardan kaçınmasını tavsiye ediyordu. Tez canlı ve ateşli oğlunun tekne yarışlarına katılma heyecanıyla küçük bir tekneye ortak olduğunu duyunca dehşete kapıldı. Babasına kürek çekmenin, can sıkıcı Cambridgeshire kırlığında yürümekten çok daha keyifli ve harika bir egzersiz olduğunu söyledi. Öğrenci hayatına giderek daha fazla katılmaya başladı. Kürek yarışlarında ödüller kazandı ve yılın en popüler üniversite öğrencisi oldu.

Thomson 1845 yılının ocak ayında girdiği bitirme sınavında ikinci oldu. En başarılı öğrenci olamamasına çok şaşırdı. Onun yılın en iyi matematikçisi olduğuna dair hiç kimsenin şüphesi yoktu. Hemen sonrasında Smith Ödülü için sınava girdi. Soruların tam ona göre olduğunu düşündüğü bu rekabetçi sınavda birinci oldu. Aynı yılın ilerleyen dönemlerinde henüz yirmi bir yaşındayken, Peterhouse vakfı üyesi ve matematik okutmanı oldu. Her ne kadar işini çok iyi yapsa da onu Cambridge'de değil Glasgow'da bir meslek yaşantısı bekliyordu.

Cambridge'de Fransız analizcilerin çalışmalarına çok az ilgi gösteriliyordu. Thomson öğrencilik yıllarında Fransız matematik yöntem ve kuramlarına ilişkin bilgisini geliştirmeyi ihmal etmedi. Mezun olduktan hemen sonra, bahasının teşvikiyle Fransa'ya gitti. Thomson tamamen şans eseri Green'in Ess^y'ine gönderme yapılan bir çalışmaya ulaşmıştı. Yazı geçirmek üzere Paris'e gitmeden hemen önce Essay'in iki nüshasını edindi. Çalışmayı yolculuk boyunca okudu ve Paris'e geldiğinde Liouville, Sturm ve diğer Fransız bilimcilere gösterdi. Yazıyı okuyan herkes adı duyulmamış Green'in herkesten en az yirmi yıl ilerde olduğunu fark edince çok şaşırdı. Thomson Essay'in bir nüshasını dergisinde yayımlaması için August Leopold Crelle'e verdi. Daha sonra eserin Almanca çevirisi de yayımlandı. Crelle Thomson'dan biyografik bir giriş yazmasını istedi. Thomson, gerekli bilgileri almak için Gaius'e yazdı. Gaius'de bu mektubu Sir Edward Bromhead'e gönderdi. Sir Edward mektubu cevapladığı gibi Tomlin'le de ilişki kurdu. Thomson'a gönderilen bu mektuplar olmasaydı George Green hakkında çok daha az bilgi sahibi olacaktık. Thomson yaşamının sonraki dönemlerinde, Green'in başarılarına olan hayranlığını ifade etmekten hiçbir zaman kaçınmadı.

Thomson'ın Paris'teki çalışmaları Britanya fizik biliminin sonraki gelişimi için önemliydi. Daha sonra deneysel çalışmalarını verdiği derslerden çok daha önemli bulacaktı. Thomson özellikle öğretmeni Victor Regnault'a "Yapılan lıer şeyde hatasız yöntem kullanımı, kesinlik sevgisi ve bir deneycinin en değerli özelliği, sabır" için minnettar olduğunu söyledi. Bu süre içinde Thomson elektriksel görüntü tekniğini geliştirdi; ilk önce Carnot'nun ısının itici gücü kuramı hakkında okudu ve Maxwell'i çok etkileyen bir bilimsel açıklama metodolojisi geliştirdi.

1845'teki Paris ziyaretinden sonra Thomson İskoçya'ya döndü. Ertesi yıl, Meikleham'ın ölümünden sonra, University of Glasgow'da elli üç yıl boyunca sorumlu olacağı doğa felsefesi profesörlüğüne seçildi. Çok hararetli geçen seçim sürecinin sonunda Thomson'ın görevlendirilmesi oy birliğiyle kabul edildi. Aynı zamanda Royal Society of Edinburgh üyeliğine de seçilmişti. 1849'da Thomson'ın Royal Society of London'a seçilmesine yol açacak ilk önemli inceleme yazısı, A Mathematical Theory of Magnetism (Matematiksel Manyetizma Kuramı) yayımlandı. 1851'de ikinci önemli incelemesi, On the Dynamical Theory of Heat (Isının Dinamik Kuramı Üzerine) yayımlandı. Bu incelemesinde, günümüzde Kelvin olarak adlandırılan ve sıcaklık ölçeğinin referans noktası olan, mutlak sıfır noktası adını verdiği tam hareketsizlik durumunu ortaya koydu. Bu yıllarda, Cambridge ve Londra'daki bilimcilerle görüşmek için her yaz Cambridge'de belli bir zaman geçiriyor, bir ya da iki kez de Paris'e gidiyordu.

O zamanlar ne İskoçya'daki ne de İngiltere'deki üniversitelerde, ne de başka bir yerde öğrencilerin çalışabileceği bir araştırma laboratuvarı vardı. Thomson, kendisinin Paris'te yararlandığı bu olanakları öğrencileri için de sağlamakta kararlıydı. Bu amaçla üniversiteden bir miktar para istedi. Böylece Britanya'da her ne kadar mütevazı da olsa ilk defa bir eğitim laboratuvarı kurulmuş oldu. Thomson ayrıca hassas ölçüm aletleri geliştirmeyi çok istiyordu. Yeni laboratuvarı bunu yapmasını mümkün kıldı. Yeni profesör kısa süre içinde, net araştırma hedefleriyle dikkat çeken tamamen yeni bir profesyonellik anlayışıyla adını duyurmaya başladı.

Thomson'ın derslerinde nasıl olduğunu anlamak için bir öğrencisinin yıllar sonra kaleme aldığı şu satırlara göz atalım: "(Daha sonra alacağı isimle) Lord Kelvin önemli oranda teknik ayrıntılardan arınmış, kolay anlaşılır, sıradan bir dil kullanma yeteneğine sahipti. Bazen sınıfın çoğunluğunun menzilinden çıkan açıklamaları vardı ama yine de bu açıklamalar netti sadece onların kavrayışlarının ötesindeydi. Ders akış planı hazırlamıyor ve ders verirken önceden hazırlanmış notlardan yararlanmıyordu. Anlatacağını net bir şekilde, bir mantık sırasıyla anlatıyordu. Öğrencilerine bir doğa felsefesi kılavuzu dikte etmiyordu. Herhangi bir ders kitabında bulunabilecek bilgileri öğretmenin gereksiz olduğunu ve görevinin bunu tamamlamak olduğunu düşünüyordu." Bir keresinde kullandığı yöntemi şu şekilde açıklamıştı: "Üniversitenin amacı öğretmektir, sınav yapmak değil... sınavın amacı öğretimi teşvik etmektir. Sınav günbegün gerçekleşmelidir. Hiçbir profesör sınıfında öğrencileriyle konuşmadan derse başlamamalıdır. O öğrencileriyle, onlar da hocalarıyla konuşabilmelidir. Fransızcada derse, aconference denir; bu adın verilmesinin altında yatan fikri takdir ediyorum. Ders mutlaka eğitim ve öğrenci konferansı olmalıdır."

1 849'da babası kolera salgınında ölünce Thomson kendisine bir eş aramaya başladı. Genç bir kadınla yakınlaşma çalışmalarının hayal kırıklığıyla son bulmasının ardından Eylül 1852'de çok kültürlü ve entelektüel bir kadın olan Margaret Crum'la evlendi. Margaret Crum, Glasgow'un yeni tüccar aileleriııdendi ve Thomson'dan üç yaş küçüktü. Thomson aileyle uzun süredir dosttu. Ne yazık ki balayında yaptıkları olağanüstü yorucu Akdeniz turundan sonra Crum'un sağlığı hızla bozuldu. Uygulanan tedavi genel anlamda başarısız olmuştu. Crum'un sağlığının neden bozulduğu hakkında pek bir şey bilinmiyor ama uzun süren acılar ve aksilikler sonrasında, on yedi yıl evli kaldıktan sonra Crum 1870'te öldü. Thomson'ın bu dönemde başına gelen bir başka talihsizlik de, merak sardığı İskoç sporu "curling" oynadığı sırada uyluk kemiğinin kırılmasıydı. Bu durum onu hayatının sonuna kadar etkileyecekti.

Termodinamiğin öncüsü Sadi Carnot'nun ve onun İngiliz halefi James Joule'ün kuramlarına, bilim dünyasının ilgisini çeken Thomson'dı. Thomson ve Joule birkaç yıl bu alanda birlikte araştırma yaptılar. Thomson, Joule'ün ölümünden sonra yaptığı övücü konuşmada şunları söylemişti: "Önemli deneysel araştırmaları planlama konusundaki dehası, sorumluluk üstlenme cesareti, harika uygulama yeteneği ve sonuna kadar götürme sabrıyla elektrik, elektromanyetik ve elektrokimyasal alanda, sürtünmede ve katıların çarpışmasında enerjinin korunumunu keşfetti ve ispatladı; akışkanların sürtünmesi yoluyla ısının mekanik eşdeğerini doğru bir şekilde ölçtü. Bunun şimdi tamamen anlaşılması mümkün değil. Gerçekten de tüm bilim dünyasının yapacağı tek şey bu konuda elde edilen yeni bilgiyi yavaş yavaş öğrenmektir."

James Thomson'ın erkek kardeşinin hayatında oynadığı önemli rol göz ardı edilmemelidir. James, uygulamaya yönelik çok değerli tecrübeler edindiği sanayide birkaç yıl çalıştıktan sonra Belfast'a yerleşip 1873'e kadar Queen's College'ta inşaat mühendisliği profesörü olarak çalıştı. Sonra Glasgow'a geçerek mühendislik alanında profesör oldu. University of Cambridge matematiksel fizikçisi Sir Joseph Larmor, James'in, uğraştığı problemleri kapsamlı bir şekilde anlamak için "pragmatik kardeşinin başının etini yiyen bir felsefeci" olduğunu söylüyordu. Helmholtz'un 1863'te belirttiği gibi " James birçok iyi fikre sahip, mantıklı birisiydi ama mühendislikten başka hiçbir şeyi umursamıyor, bulunduğu ortamda başka şeyler konuşmaya fırsat kalmayacak derecede gece, gündüz bu konu hakkında konuşuyordu. İki kardeşin birbiriyle konuşmasını seyretmek çok komik oluyordu. Birbirlerini dinlemeden farklı şeylerden konuşuyorlardı. Ama sonunda mühendis olanı daha inatçı olduğu için kendisini dinlettiriyordu." Her iki kardeşin de hazır bulunduğu yemekli toplantılarda, kardeşlerin birbirlerinden mümkün olduğunca uzağa oturtulması öneriliyordu.

Thomson'ın, bilim dünyasından arkadaşlarının bazılarına değindik. Ama tümü bunlarla sınırlı değildi. Bunlardan en önemlisi ve uzun zamandır arkadaş olduğu kişi, kariyerinin önemli bir bölümünü Cambridge'de geçiren, daha sonra Sir George olarak bilinecek matematiksel fizikçi George Stokes'tu. 1845'teki tanışmalarından Stokes'un 1903'teki ölümüne kadar sık sık mektuplaşıyorlardı. Görünüşe göre Thomson her fırsatta Stokes'a danışıyordu. Thomson'ın öğrencilerinden biri de Fdinburgh'da doğa felsefesi profesörü olan Tait'ti. İlk kez 1867'de basılan ve yıllarca Britanya ile diğer ülkelerde kuramsal fiziğin kutsal kitabı sayılan klasikleşmiş eser Treatise on Natural Philosophy'nin (Doğa Felsefesi Üzerine) hazırlanmasında birlikte çalışmışlardı. Tartışmalarla beslenen Tüt, İrlandalı matematikçi Sir William Rowan Hamilton'ın himayesindevdi. Tait, Hamilton'ın ölümünden sonra dördeylerin kullanımını yaygınlaştırma amacını devraldı. Thomson, Tait'in ortak çalışmalarında dördeyler kavramını kullanmasına kararlı bir şekilde karşı çıktı.

Karasal hatlı telgraf sisteminin tarihi 1837'ye dek uzanır. 1850'ye gelindiğinde İngiltere ile Fransa arasında deniz altına kablo döşenmişti bile. Ancak halkın hayal gücünde önemli bir yer tutan 1 866 tarihli Atlantik telgraf hattı girişimi olmuştu. Thomson'ın bu girişimde önemli bir rolü oldu. Thomson'ın bu alandaki ilgisi ve ünü, Kuzey Amerika ve Avrupa arasındaki iletişimi geliştirmek için 1850'ııin ortalarında İrlanda ile Newfoundland arasına deniz altı telgraf kablosu döşeme önerisinde bulunan Britanyalı sanayiçilerin dikkatini çekmişti. Telgraf çoktan oturmuş bir teknoloji ve son derece kârlı bir iş olmuştu. Kablo döşenmesi fikri yeni değildi. Bu girişim belki de büyük ölçekli sanayi kuruluşları ile kuramsal elektrik arasındaki karmaşık ilişkinin ilk örneğini oluşturmuştu.

Thomson ilk andan itibaren yönetim kurulunun bir üyesi olarak projenin hayata geçirilmesinde önemli bir rol oynamıştı. Yöneticiler projenin teknik ayrıntıları konusunda elektrik alanında sanayi tecrübesi olan Whitehouse'u görevlendirmişlerdi. Gerçi yaşanan pek çok zorluğun nedeni de Whitehouse'un kendi elektrik sinyal sistemini kullanma konusundaki ısrarıydı. Thomson, kilometrelerce uzunluktaki kablolar boyunca iletilen en küçük akımları bile algılayabilecek, aynalı galvanometre adı verilen çok hassas bir cihaz geliştirmişti. Ancak Whitehouse bunu kullanmayı reddetti. Thomson çok düşük gerilimler kullanılmadığı takdirde yalıtımdan kaynaklanan statik yüklenme nedeniyle kablonun uzunluğunun sinyallerin iletim hızını düşüreceğini iddia etmişti. İhtiyaç duyulan gerilim öylesine düşüktü ki ancak onun geliştirdiği galvanometre aracılığıyla akımlar ölçülebilirdi. Aslında Whitehouse ile Thomson arasındaki anlaşmazlığın kökeninde Whitehouse'un Thomson'ın sahip olduğu şöhreti kıskanması yatıyordu.

Kablonun yerleştirilmesine yönelik 1857'deki ilk deneme kablonun kopup kaybolmasıyla sonuçlandı. Ertesi yıl gerçekleştirilen ikinci deneme başarılı oldu. Ancak, Thomson'ın öngördüğü gibi Whitehouse yöntemine göre ihtiyaç duyulan yüksek gerilimler sinyallerin hızla iletilmesine izin vermiyordu. Whitehouse dostları arasında, kendi cihazlarının yetersizliğini teslim etse de gizlice Thomson'ın galvanometresini sisteme dahil ederek kendi yöntemlerinin başarılı olduğunu öne sürdü. Aldatmaca kısa sürede ortaya çıktı. Whitehouse, yönetim kurulu ve Thomson arasında yaşanan anlaşmazlık kuramsal bilim, mesleki kibir ve finansal rezaleti bir arayaya getirdi. Thomson'ın cihazları kullanılarak 1865'te çekilen üçüncü kablo hızlı iletimin yapılabileceğini gösterdi. Thomson, büyük bir yatırımın kurtarılmasında oynadığı rolle Britanya'daki finans çevreleri, genel olarak da Viktorya dönemi insanları arasında kahraman ilan edildi. Nitekim Kraliçe Victoria 1866'da onu şövalye ilan etti.

Atlantik hattının çekilmesinde Sir William'in elde ettiği haşan ve hundan kaynaklanan lahoratuvar deneyleriyle elektrik endüstrisindeki uygulamalar arasında kurulan yakın ilişki, bilimsel bilgiyi pazarlama konusundaki ihtiraslarının yolunu açmıştı. Bilimsel çalışmaların merkezinde özenle geliştirilen ve zekice kullanılan patentler ve ortaklıklar sisteminin maddi getirişi sonucunda Thomson kısa zamanda varlıklı biri olup çıkmıştı. Bu tür bir başarı diğer bilimciler, özellikle Fransa ve Almanya'daki endüstriyel uygulamalarla kirletilmemiş saf bilime olan neredeyse dini bir inanca sahip bilimciler tarafından hoş karşılanmadı.

Thomson'ın en yararlı ve en kârlı keşiflerinden bazıları denizcilikle ilgiliydi. Bunların en başarılılarından biri, yaklaşık on bin adet satılan patentli manyetik pusulaydı. Bu pusula zaman içinde, zırhlı gemilerde güvenilmeyen eski tip pusulanın yerini aldı. Sir William kendi zevki için ama esas olarak bu keşiflerini denizde denemek için 126 tonluk iki direkli bir yelkenli satın aldı. Aynı zamanda yoğun iş temposundan kaçabileceği bir yeri olmuştu. Bir gezisinde Madeira Adası'na giderek burada şarap nakliyesiyle uğraşan Blandy ailesinin konuğu oldu. İşte o zaman kendisinden on dört yaş genç Frances Atına Blandy ile tanıştı ve çift 1874 yılında evlendi. FIiç çocukları olmadı.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru, ilerici University of Glasgow, Fligh Street'in yoksul semtleri arasındaki eski konumunda gittikçe sıkışıp kalmıştı. Sonunda, hükümet ve yardımsever sanayicilerin bağışları ve halkın yardımıyla yeterli para elde edilerek, 1870'te yeni bir yerde görkemli bir bilgi katedrali inşa edildi. Eskisinden oldukça gelişkin bir fizik laboratuvarı bulunuyordu. İki yıl sonra Sir William, Peterhouse'un hayat boyu hocası seçildi ve bunun sonucunda sık sık Cambridge'e gitti. Doğa felsefesinin daha fazla yer alması yoluyla üniversite programının reformu için yapılan çabalarda öncü bir rol oynadı. 1876'da ve yeniden 1900'de kendisine l'eterhouse yöneticiliği önerildi. Bu teklifleri her seferinde 1879'da Cavendish kürsüsünün boşalmasında olduğu gibi kararlı bir şekilde reddetti. Glasgow'da elektrik mühendisliği alanındaki ticari işleri ve akademik pozisyonu itibariyle çok önemli bir kişiydi. Onun için buradan ayrılmak istememesi pek şaşırtıcı değildir. Öğrenciler Thomson'ı 1891 'de çok yakından ilişkilendirildiği University of Glasgovv'un rektörü olarak seçti. 1904'te de üniversite başkanı oldu.

1876'da bilim dergisi Nature da çıkan, Helmholtz'un Sir William'ın başarılarını takdir ettiği yazısı şöyle bitiyordu: "Britanya bilimi belki de, araştırmacıların en parlak dehasının, Sir William Thomson'ın en sevilen insani niteliklere de sahip olmasıyla tebrik edilmelidir. Onu tanıyanların en fazla hayran kaldığı nitelikler arasında bilginin desteklenmesine yönelik duyduğu coşku, gençler ve çalışma arkadaşlarına gösterdiği nezaket ve olağanüstü alçak gönüllülüğü gelir."

Artık çok genç olmayan Sir William'in hâlâ sonsuz bir enerjisi ve burada sıralayamayacağımız kadar çeşitli faaliyetleri vardı. Bununla birlikte 1884'te Baltimore'daki yeni kurulan Johns Hopkins University'de moleküler dinamik üzerine verdiği yirmi derslik bir kurs için Amerika'ya yaptığı ilk ziyaretinden bahsetmek gerekir. Sir William'i Amerika'ya, o zamanlar Johns Hopkins'de ders veren ama William'in verdiği kurs sırasında University of Oxford'a geçmiş olan matematikçi J.J. Sylvester davet etmişti. Dinleyiciler arasında dönemin pek çok Amerikalı bilimcisi de yer alıyordu. Sir Willliam bu gidişinde çalışmalarıyla meşgul olduğu için ABD'yi pek dolaşamamıştı. British Association'ın Toronto'daki toplantısı için 1897'de ABD'ye yeniden gittiğinde, bu fırsattan yararlanarak Kanada ve Amerika'nın batı bölgelerini dolaştı.

1892'de Ayr ilinde Largs Baronu Kelvin olacak Sir William, "bilimsel" alanda ilk defa asalet rütbesi alan kişiydi (Kelvin, üniversite bahçesi boyunca akan nehrin adıdır). Sir William, özellikle İrlanda sorununda Muhafazakâr Parti'yi desteklemeseydi bu unvanı alamayabilirdi. Sir William her zaman Ulster-İskoç geçmişini öne çıkarıyordu ve kendisini İskoç'tan ziyade İrlandalı olarak görüyordu. On sekizinci yüzyıl Ulster düşüncesinden gelen, parti rekabeti olmadan sadece liyakate dayalı, mezhep ayrımının olmadığı bir çerçevede hükümet ve kurumlar oluşturmaya çalışan liberal aydın geleneğini babasından miras almıştı.

1896'da profesörlüğünün ellinci yılı kutlamalarında büyük bir tören yapıldı ve bu törende Victoria Kraliyet Haçı Nişanı ile ödüllendirildi. 1899'da makamından emekli olduğunda Legion d'Honneur Grandcoix ile ödüllendirilen ilk yabancı oldu. Akademik jübileler Britanya'da, Avrupa'daki kadar düzenli olarak gerçekleştirilmezdi. Kelvin'in jübilesi harika geçmişti; tüm dünyadan kutlama mesajları almış, kutlamaların sıra dışı doğallığı özellikle dikkat çekmişti.

Kelvin'lerin Largs yakınlarındaki Netherhall adlı kır evinin yanı sıra Londra'da Belgravia'da Eaton Place 15 numarada da bir evleri vardı. Lordlar Kamarası'nda altı tanesi denizcilikle ilgili olmak üzere on dört kez konuşma yaptı. Bu süre içinde altısı öldüğü yıl içinde, ikisi de öldükten sonra olmak üzere yaklaşık yüz otuz bilimsel makale yayımlandı. Kardeşlerin en büyüğü ve en uzun yaşayan kız kardeşi Elizabeth ile yetmiş yaşındaki en büyük ağabeyi James aynı yılda, 1892'de öldü. Bu suretle ailenin diğer bütün fertlerinden ve en yakın bilimci arkadaşlarından daha uzun yaşadı.

Yüz yılın bitiminde Kelvin'lerle ilgili eski bir arkadaşları şunları hatırlıyordu: "Sevgili Kelvin'ler geldi. Kelvin endişelendiriyor insanı, her şeyi kendisi yapmak istiyor ama iyi değil; geçen hafta bir ya da iki kere akşam yemeğinde bayıldı. Geçen akşam da bayıldı ama bir bardak şampanyayı yuvarlayınca kendine geldi ve o gece partiye gitti. Sindirim problemleri olduğundan Maimie ona uygun yemek yapıp yapmadığı konusunda telaşlandı. Onları ağırlamak hoşumuza gidiyor ama sağ salim evlerine döndüklerinde de kendilerine müteşekkir kalıyoruz."

1907 yılının eylül ayında Lady Kelvin felç geçirdi. Karısının hastalığı yaşlı kocasını endişekrfldifTOİf ama iyimserliğini korumuştu. O zamana kadar kendi sağlığı epey iyiydi ama kasım ayının sonunda o da ağır hastalandı. Doktoru, "kötü bir karaciğer üşütmesi (on iki parmak bağırsağı iltihabı)" teşhisi koydu. Ateşlenmeye de başlayan Lord Kelvin Netherhall'da 17 Aralık 1907'de seksen üç yaşında öldü. Cenaze töreni Noel'den iki gün önce Westminster Abbey'de gerçekleşti.

William Thomson'ın Hayatı
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 7669 kez okundu

18.10.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • denizmavisi
    11.01.2016

    adam lordmuş ya var mı ötesi

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.